Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6803 E. 2022/12649 K. 18.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6803
KARAR NO : 2022/12649
KARAR TARİHİ : 18.10.2022

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :

Davacı, eksik hesaplanan yaşlılık aylığı miktarının tespiti ile ödenmeyen aylık farklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne dair, karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece verilen 05/04/2016 tarihli karar, dairemizin Bozma ilamı ile; “…….10.03.1977 – 31.12.1992 tarihleri arasında kalan 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresi dikkate alınarak, 8. basamaktan ve 01.01.1993 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlanan davacı hakkında davalı Kurumca, yapılan ikinci karar ile 01.09.2000 tarihinden itibaren bir yıl boyunca 8.basamakta kalmadığı gerekçesi ile 7. basamaktan aylığın ödenmeye devam edildiği, davacının 2014 yılında yaptığı başvuru üzerine ise, davalı Kurumca üçüncü karar işlemi yapılmış ve 01.09.2000 – 25.03.2014 tarihleri arasında birikmiş olarak yeniden bir ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, mahkemece esas alınan rapor ile davacının başlangıçtan itibaren 8. basamakta bulunması gerektiğine ilişkin kabul yerinde ise de, öncelikle davalı Kurumdan, 01.09.2000 tarihinden sonraki dönem bakımından, 8. basamak kabul edilmesi halinde bu basamağa esas aylık gelir tablosu ve basamak göstergelerinin tespiti ile yapılması gereken aylık ve ödemeler ile birlikte davacının aylık miktarının ne şekilde belirlendiği sorulmalı, davacının aylık miktarına ve ödemeye ilişkin bir itirazının bulunmaması halinde Kurum verileri esas alınmalı, itirazının bulunması halinde ise, öncelikle kurumun sonradan yaptığı ödeme ile birlikte hesaplamada esas alınan donelerin yasal gerekçeleri de gösterilmek sureti ile ayrıntılı aylık hesap tablosu ve yıllara göre ödenmesi gereken aylık miktarları celp edilmeli ve Kurum verilerinden ayrılma yönlerini de belirtir şekilde denetime elverişli olacak şekilde yeniden bir rapor aldırılması ile dava konusu istem yeniden değerlendirilerek, yapılacak yargılama sonuca göre, karar verilmesi…” gereğine işaret edilerek araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Ayrıntıları Hukuk Genel Kurulunun 10.12.2019 günlü ve 2015/10-3241 Esas, 2019/1325 K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere; mahkemece bozmaya uyulması sonucu artık bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemece tarafların beyanlarının alınıp bozmaya uyulmasına da karar verildikten sonra yapılacak iş; bozma gereklerinin yerine getirilmesi olmalıdır. Zira mahkemece bozmaya uyulması yönünde oluşturulan karar, bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olur.
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.10.1989 gün 541-534, 21.2.1990 gün 10-117; 7.10.1990 gün 439-562; 19.2.1992 gün 635-82; 23.2.1994 gün 936-94; 03.03.2010 gün ve 2010/12-81-118; 27.09.2006 gün ve 2006/19-635 E. 2006/573 K; 15.10.2008 gün ve 2008/19-624 E. 2008/632 K ile 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E. 2010/87 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde bozmada araştırılması istenilen hususlarda davalı Kuruma yazılan müzekkereye cevaben manuel ortamda cevap verilemeyeceğinin belirtildiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle davacı hakkında, kurumca 25.03.2014 tarihinde yapılan 2.113,11 TL’nin hangi dönemlere ilişkin olup ödenen ile ödenmesi gereken aylık farklarının aylığın hesaplanmasını bilen ve hesap donelerini ve yöntemini gösterir şekilde rapor verip hesap yapabilecek bir bilirkişiden denetime elverişli bir rapor ile tespiti ile davacının 01.01.1993 tarihi itibari ile 8. Basamak üzerinden alması gereken aylığın miktarının hesaplanması ve 25.03.2014 tarihine kadar aylık farklarının belirlenmesi, buna göre Kurumca yapılan ödemenin mahsubu ile 25.03.2014 tarihi itibari ile davacının varsa alması gereken fark aylıklara dair faiz hesabı yapılması ve sonucuna göre bir karar tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.