Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6928 E. 2021/10204 K. 14.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6928
KARAR NO : 2021/10204
KARAR TARİHİ : 14.09.2021

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
No : 2020/146-2021/67

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada ilamında belirtilen gerekçelerle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 14.08.2009 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerden oluşan Kurum zararının 5510 sayılı Kanunun 21. ve 23. maddesi uyarınca davalı işverenden rücuan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
1) Önceki bozma ilamında da ayrıntılı açıklandığı üzere; davanın 5510 sayılı Kanunun 21 ve 23’üncü maddelerine dayanılarak açılması halinde Mahkemece her iki maddede öngörülen koşulların oluşup oluşmadığının araştırılıp saptanması gerekmektedir. Her iki madde koşullarının oluştuğunun tespiti halinde ise, Dairemizin yerleşmiş görüşüne göre 23’üncü maddenin uygulanma önceliği vardır.
5510 sayılı Kanunun 8’inci maddesinde sigortalıların hangi tarihte bildirilmesi ve tescil edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Buna göre; Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olanların Kuruma bildirim yükümlülüğü işverene ait olup; 7’nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalının işe giriş bildirgesi ile bildirilmesi gerekir. İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün; yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde, ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar; Kamu idarelerince istihdam edilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde, işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmeleri gerekir.
Öte yandan; 5510 sayılı Kanunun 23.maddesinin uygulanması sırasında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51’inci maddesindeki; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” ve 52’nci maddesindeki “zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” hükümleri gözetilerek, zarar gören (sigortalının) müterafik kusuru da dikkate alınarak söz konusu maddeler kapsamında Hâkim tarafından takdir edilecek uygun bir indirimin yapılması gereği de göz önünde bulundurulmalıdır.
5510 sayılı Kanunun 23. madde koşullarının varlığı tespit edilemediği takdirde, aynı Kanunun 21. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Anılan maddede; iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği, 4. fıkrasında, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle gerçekleşmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısının, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edileceği belirtilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 21. maddesine göre rücu alacağından sorumluluk belirlenirken kural olarak, işveren yönünden 1. fıkraya göre gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutar esas alınmalıdır. Şüphesiz, her bir hak sahibi için hesaplanan gerçek zarar miktarı ile bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı ayrı ayrı karşılaştırılmalıdır.
Mahkemece, davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun 23’üncü madde şartlarının varlığı usulünce araştırılmalı, kurumdan işyeri dosyası getirtilerek, işyerinin kapsama alınış tarihi, işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal tarihi sorularak, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında işe giriş bildirgesinin süresinde verilip verilmediği belirlenmeli, 5510 sayılı Kanunun 23’üncü madde şartlarının oluşmadığı kanaatine varılması halinde, her bir hak sahibi için hesaplanan gerçek zarar miktarı ile bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir miktarını ayrı ayrı karşılaştıran gerçek zarar hesap raporu alınarak, varılacak sonuca göre bir karar verilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Önceki bozma ilamında da ayrıntılı açıklandığı üzere; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi (tam teselsül) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi (eksik teselsül) uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı tek bir dava ile isteyebileceği gibi sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.
Davacı Kurum vekilinin 03.03.2016 tarihli celse de alınan beyanında, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle 42.380,35TL kurum zararının yasal faiziyle tahsilini talep etmesi karşısında, istemin teselsül esasına dayandığı gözetilmek suretiyle bir karar verilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.