Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/7137 E. 2021/16608 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7137
KARAR NO : 2021/16608
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin ve bir kısım hizmetlerin davacıya aidiyetinin tespiti ile davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, …Tütün, Tütün Mamulleri Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü ….İşletme Müdürlüğü’nde 01.06.1965 tarihinde ilk defa o yıllardaki ismi olan … olarak çalışmaya başladığını, bahse konu iş yerinden adına işe giriş bildirgesi verilmemesi ve bordrodaki soy isimlerinin farklı olması nedeniyle dönem bordrosunda görülen hizmetin tarafına ait olmadığının bildirildiğini, …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.11.1956 tarihli, 1956/87 esas, 1956/78 karar sayılı kararı ile soyadının … olarak değiştirildiğini belirterek bu hizmetin kendisine ait olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı …’nun sigorta başlangıç tarihinin 01.06.1965 olduğunun tespiti ile 01.06.1965 tarihinden itibaren 1965/2. Dönem 30 gün, 1965/3. Dönem 67 gün (çıkış tarihi 06.09.1965), 01.06.1966 tarihinden itibaren 1966/2. Dönem 29 gün, 1966/3. Dönem 49 gün (çıkış tarihi 21.08.1966) gün olmak üzere toplam 175 gün 3.2201.0300042.13 sicil nolu Tekel Yaprak Tütün İşletmesi’nde çalıştığının, sicilsiz tahakkuk … adına geçen hizmetlerin davacıya ait olduğunun tespiti ile bu çalışmaların davacı hizmetleri ile birleştirilmesine, davacının emeklilik aylığına hak kazandığının tespitine yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.11.1956 tarihli ve 1956/87 E- 1956/78 K sayılı kararı ile Yıldırım olan soy ismini …. olarak değiştirdiği, iş yeri bordrolarında… adına sigorta bildirimlerinin yapıldığının görüldüğü, bordro tanıklarının beyanlarında davaya konu dönemde birlikte çalıştıkları kişinin davacı … olduğunu bildirdikleri ve davacının emekli aylığına hak kazanabilmesi için gerekli olan 3600 gün prim ödeme koşulunu yerine getiremediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön görülmediği, aidiyet davalarının hak düşürücü süreye tabi davalardan olmadığı gerekçesi ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum avukatı, Kurum işleminin yerinde olduğundan bahisle ve re’sen dikkate alınacak diğer nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu tür aidiyet ve tespit davalarında gerçeğin tam olarak saptanması için, işin kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde etraflıca araştırılması gereği ortadır. Vazgeçilemez ve devredilemez nitelikteki temel haklardan olan sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine yönelik tespit ve aidiyet davalarının kamu düzenine ilişkin davalardan olduğu gözetilerek, ihtilafa konu süredeki hizmet ve sigorta sicil numarasının kime ait olduğunun resen araştırma ile saptanması gereklidir.
O halde, bu araştırmanın yönteminin ve izlenecek yolun ne olması gerektiğinin saptanması zorunludur. Bu tür davalarda öncelikle iddia sahibinin gerçek nüfus kayıtlarıyla Kurumda ve iş yerinde kayıtlı olan şahsın nüfus kayıtları dikkate alınarak iş yeri kayıtlarındaki şahsın titizlikle araştırılıp duruşmaya çağrılmak suretiyle dinlenmesi gerekir. Diğer taraftan, gerek davacının gerekse çalışma kayıtlarında kimlik bilgileri belirtilen ve davaya katılımları sağlanan kişilerin imza örnekleri alındıktan sonra giriş bildirgesindeki imzaların ilgililere aidiyeti konusunda imza incelemesi yapılması gerekir. Öte yandan, iş yeri kayıtlarından, bildirime konu dönemlerde davacılar murisi ile birlikte çalıştığı saptanan bordro tanıklarının çağrılarak beyanlarına başvurulması ve taraflarla yüzleştirilmesi sağlanmalı, zabıta marifetiyle araştırma yapılmalı ve sigortalıyı çalıştıran ve kendisini yakından tanıması gereken yetkili kişi ya da kişilerin bilgisine başvurulmalıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurum tarafından,1965/2 dönem bordrosunda …., 1965/3 dönem ve 1966/2 ve 3.dönem bordrolarında …. adına bildirilen hizmetlerin, işyerinden işe giriş bildirgesi verilmemesi ve bordrolardaki soy isimlerin farklı olması gerekçesi ile davacıya ait olmadığına karar verildiğinin bildirildiği,nüfus kaydına göre davacının … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/87 Esas sayılı kararı ile …. olan soyadının … olarak değiştirildiği, 05.05.1966 tarihli karar ile yaş tashihi yapılarak kayıt düzeltme ile doğum tarihi 01.02.1947 iken 01.05.1947 olduğu, ilgili işyerinden işe giriş bildirgesi verilmediği, davacıya ait hizmet cetvelinde dava dışı işyerlerinden bildirilen hizmetlerin …’da geçtiğinin görüldüğü, Yaprak Tütün İşleme-… işyerinin dönem bordrolarında sigorta sicil numarası belirtilmeden 1965/2 dönemde 01.06.1965 işe giriş tarihi ile Sabri Yıldırım adına 30 gün,1965 /3 dönemde… adına 67 gün,1966/2 dönemde 01.06.1966 işe giriş ile … adına 29 gün ve 1966/3 dönemde … adına 49 gün çalışma bildirildiği,bordro tanıklarının birlikte çalıştıkları kişinin davacı olduğu, işyerinde … isminde başka kişi olmadığı, kendilerinin çalıştığı dönemlerde davacının da işyerinde çalıştığı ,davacının soy ismini değiştirdiği yönünde beyanda bulundukları, 27.09.2006 tarihli yazıda,davacının çalışma süresinin 01.06.1965-06.09.1965, 01.06.1966-20.08.1966 olarak gösterildiği, işyerinin devredildiği … Holding AŞ tarafından …’na ait şahsi sicil dosyasına, bilgi ve belgeye rastlanmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki dosyada, dönem bordrosunda … adına bildirilen hizmetlerin davacıya aidiyeti konusunda yeterince araştırma yapılmadan karar verildiği kanaatine varıldığından, Kurumdan … adında başka sigortalı olup olmadığı, ihtilaflı hizmetlerin başka bir sigortalıya mal edilip edilmediği sorulmalı, bordro tanıklarından davacının çalışmasını bilen yeter sayıda kişi resen tespit edilip işyerinde davacı dışında … isimli çalışan olup olmadığı sorulmalı, hem Kurumdan hem de ilgili dönem bordrolarının verildiği işyerinden …. adına Kuruma verilen 01.06.1965, 01.06.1966 tarihli işe giriş bildirgesi olup olmadığı tekrar sorularak arşiv kayıtlarının titizlikle araştırılması istenmeli, işe giriş bildirgesi bulunması halinde bildirgedeki kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgileri karşılaştırılmalı, bildirgede yazılı kimlik bilgileri ile nüfusa kayıtlı kişiler ilgili nüfus müdürlüğünden araştırılmalı uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi… Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.