Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/7237 E. 2021/15499 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7237
KARAR NO : 2021/15499
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi… Hukuk Dairesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine,…. Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiştir.
…Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, davacının 01/04/2009 tarihinden 11/03/2017 tarihine kadar davalı …’a ait … Giyim isimli işyerinde her ay tam süreli olarak çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı döneme ait sigorta primlerinin yatırılmadığını belirterek 01/04/2009 tarihinden 11/03/2017 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı SGK vekili, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın dava ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olduğunu, davacının talebinin yerinde olmadığını, işyerinin hacmi ve çalışma şeklinin süreli işçi çalıştırmayı kaldırabilecek büyüklükte olmadığı gibi sürekli işçi çalıştırılmasında fiili imkansızlıkların olduğunu, davacının başka işyerlerinde de çalıştığını, haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın kabulüne, davacının davalı işyerinde SGK’ye bildirilen çalışmaları hariç ve infazda tekerrür olmamak üzere 29/09/2011-17/01/2017 tarihleri arasında tam süreli olarak çalışması olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin… Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi 13/02/2020 Tarih ve 2017/222 Esas – 2020/35 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK’ nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının davalı işyerindeki çalışmaları devamlılık arz etmediğini, duruşmalarda dinlenen tanıkların da davacının düzenli bir çalışmasının olmadığını, bayram gibi özel zamanlarda yoğunluk olduğunda iş yerine geldiğini beyan ettiklerini, iddianın yazılı delil ve belge olmadan sadece tanık beyanlarına dayanılarak ispat edilmesini kabul etmediklerini, kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı … vekili, davacının SGK denetim raporunda kendi beyanı ile 17-18 Ocak 2017 tarihinde işe başladığını ifade etmesine rağmen mahkemenin buna itibar etmemesini kabul etmediklerini, SGK denetim elemanın tuttuğu raporda, davacı “2009 yılında çalıştığını daha sonra ara ara gelip bayramlarda yardım ettiğini en son 17-18 Ocak 2017 gibi tekrar işe başladığını” beyan ettiğini, yazılı ve resmi bir delil hükmünde olduğundan aksinin ispatı ancak buna eşdeğer bir delille mümkün olduğunu, davacı tarafın dinletmiş olduğu tanıklar; davacının köylüsü, arkadaşı veyahut komşu iş yeri sahibinin karısı şeklinde olup, tanık beyanları dikkate alındığında bile davacının arada sırada iş yerinde görülmesinin dışında bir şey anlaşılmadığını, bu durumda davacının sürekli ve düzenli olarak davalı müvekkil iş yerinde çalıştığı gösterir hiçbir emare bulunmadığını, gerek işyerinin hacmi ve çalışma şekli süreli işçi çalıştırmayı kaldırabilecek büyüklükte olmadığı gibi… ilçemizde de bu büyüklükte bir iş potansiyeli olmadığından sürekli işçi çalıştırılmasında fiili imkansızlık bulunduğundan, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Kurumun Fer-i Müdahilliği bakımından; 6552 sayılı Kanunun 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64. maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesine eklenen 4. fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.
6552 sayılı Kanun ile ilgili olarak öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan hükümet teklifinde, söz konusu düzenleme 54. madde olarak yer almış, izleyen 55. maddede “5521 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” denildikten sonra “7 nci maddeye bu Kanunla eklenen dördüncü fıkra hükmü, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda da uygulanır.” hükmü Geçici 3. madde olarak öngörülmüş, ancak yasalaşma aşamasında anılan Geçici madde çıkarılıp 6552 sayılı Kanunda bu türden düzenlemeye yer verilmemiştir.
Diğer taraftan, 5521 sayılı Kanunun 15. maddesinde, bu Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 66. maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği, 447/2. maddesinde, mevzuatta, yürürlükten  kaldırılan  1086  sayılı  Hukuk  Usulü  Muhakemeleri  Kanununa yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı, 448. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağı açıklanmıştır.
Şu durumda, hizmet tespiti davalarında Kurumun feri müdahilliğine ilişkin hükmün geçmişe yürütüleceği yönündeki düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmemiş olması, ayrıca ve özellikle yukarıda değinilen 448. madde kapsamında, Kurum bakımından taraf oluşumu gerçekleştiğinden tamamlanmamış işlemden söz edilemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı, bu tarih sonrası açılan davalarda ise kurumun sıfatının feri müdahil olduğu açıktır. 11.09.2014 gününden sonra açılan işbu davada davalı Kurumun feri müdahil olarak benimsenmemesi, isabetsizdir.
2- Hizmet tespitine yönelik talep, 506 sayılı Kanun’un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesinin 9.fıkrasına dayanmaktadır. Söz konusu düzenlemelere göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Tanık beyanları değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren, işçi ve işyeriyle ilişkileri düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar da dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Dosya kapsamına göre, 16.02.2017 tarihli kurum durum tespit raporunda davacı tarafından yapılan 19.07.2016 tarihli şikayette, 29.04.2009 tarihinden 2016 yılının Haziran ayına kadar davalı işverene ait… Giyim unvanlı işyerinde çalıştığını iddia ettiği, 26.01.2017 tarihli ifadesinde, işyerinde 2009 yılı Nisan ayından bu yana satış görevlisi olarak çalıştığını, kuruma şikayette bulunduğu dönemde kısa süreliğine …’ya gittiğini, bu nedenle telefonla yaptığı görüşmede çalışmıyorum dediğini, işyerinde halen çalışmaya devam ettiğini beyan ettiği, işyerinde yapılan fiili denetimde davacı, 2009 yılında 10-15 gün çalıştığını (daha sonra ara ara bayramlarda gelip yardım ettiğini) en son 17-18 Ocak 2017 gibi yeniden işe başladığını beyan ettiği, bir kısım tanıkların davacının bayramlarda kalabalık olduğunda yardıma geldiğini, işyerinde ara ara çalıştığını beyan ettikleri, davacı tarafından davalı adına yapılan banka işlemleri, fotoğraf ve yazışmaların dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının ihbarı, kurum durum tespit tutanağında ve fiili denetimde verdiği beyanları ile tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının iddia konusu dönemde sürekli ve kesintisiz çalışmadığı belirgindir. Davacının, 2016 yılı Haziran ayına kadar çalıştığına dair ihbar beyanı ve kuruma şikayette bulunduğu dönemde kısa süreliğine …’ya gittiğine dair beyanı dikkate alınarak davacının, davalı işyerinde çalışmasına ara verdiği dönemler tespit edilerek çalıştığı süre belirlenmelidir. Bu kapsamda araştırma yapılarak, resen belirlenen çalışmaları kayıtlara geçmiş komşu işyeri sahibi veya çalışanları ile esnaf tanıklar dinlenmeli ve dosyaya sunulan banka kayıtları ile birlikte tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Şüphesiz, bozma sonrası sürdürülecek yargılamada davacı tarafça hükmün temyiz edilmemesi nedeniyle davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış hak durumu gözetilmelidir.
Kabule göre de, dava konusu edilen talep ve Mahkemece, kabulüne karar verilen hizmet süresi bakımından, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesi, isabetsiz bulunmuştur.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve …Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: …Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 07/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.