YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8214
KARAR NO : 2022/15052
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının yakınlarının manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar ve davalılar vekillerinin istinafı üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesince davacılar vekili ve davalılar vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesince verilen karar davacılar vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri … ve …’ın oğulları, … ve …’in ise kardeşleri sigortalı …’ın 21.02.2012 tarihli iş kazasında %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayarak yardıma muhtaç duruma düşmesi nedeniyle sigortalının anne ve babası lehlerine 150.000 TL’şer, kardeşlerinden … lehine 75.000 TL ve … lehine 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı …. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, kazada müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin kazadan sonra kazazedenin yanında bulunduğunu ve elinden gelen desteği gösterdiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacıların takdiri indirimi belirterek manevi tazminat tutarını haklı göstermeye çalışmalarının taraflarınca kabul edilemez olduğunu, bakım işlerinin maddi tazminat kapsamında kaldığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye matuf olduğunu, faiz talebinin mesnetsiz olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacıların kötü niyetle hareket ederek tazminat talep ettiklerini, açılan davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi kararında özetle; “Dava konusu iş kazası nedeni kazalı … tarafından Mahkememiz 2013/356 Esas 2016/266 Karar 19.04.2016 tarihli kararı ile aynı davalılar aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği; verilen kararda kazalının maluliyet oranının %100 olduğu ve kazalıya yüklenen kusur bulunmadığı, Mahkememiz anılan dosyasından verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2017/3079 Esas 2018/7883 K. ve 05.11.2018 tarihli onama ilamı ile kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından bildirilen tanıkların beyanları alınmış olup, davacılar iddiasını doğruladıkları anlaşılmıştır. Mahkememizce daha evvel meydana gelen iş kazası nedeni ile verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği göz önüne alındığında maluliyet, kusur incelemesi ve husumet yönünden başkaca araştırma yapılması, doğruluğunun yeniden araştırılması ve inceleme konusu yapılması hukuken mümkün değildir. Davalıların bu yöndeki itirazlarının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, dava konusu haksız eylemlerin meydana geliş biçimi, davacıların bozulmuş olan ruhsal ve bedensel huzuru, Türk Medeni Kanunun 4.maddesinde yazılı hak ve nesafet kuralları dikkate alınarak; davacılar tarafından açılan manevi tazminat davasının Borçlar Kanunu’nun 56. Maddesi gereğince kısmen kabulüne karar verilerek davacı baba … için takdiren 25.000,00 TL, davacı anne … için takdiren 25.000,00 TL, davacı kardeş … … için takdiren 15.000,00 TL, davacı kardeş … … için takdiren 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olacağı” yönünde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle “Dosya kapsamında, kazalı lehine 05.11.2018 günü kesinleşen … 7. İş Mahkemesinin 19.04.2016 gün ve 2013/356 Esas ve 2016/266 sayılı dosyasında 120.000TL. manevi tazminata hükmedildiği, kazalının incelenen nüfus kaydına göre hükümden sonra (31.03.2020) vefat etmesi nedeniyle bu alacağın kazalının anne ve babası olan davacılardan … ve … terekesine dahil olduğu sabittir. Esasen hükmedilen manevi tazminatın davalıların ekonomik mahfına sebep olmaması yanında, davacı tarafça da olay özlenir ve beklenir şekilde kabülüne meydan vermeyecek şekilde bir tazminata hükmedilmesini gerektirmektedir. Somut olayda; olayın oluş şekli, kazalının yaşı, yansıma yoluyla davacılarda yarattığı üzüntünün etkisi, davalıların kusur durumu, maluliyet oranı ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları manevi tazminatın amacı, niteliği, caydırıcılığı dikkate alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarları somut olay ile manevi tazminatın kapsam ve amacına uygun olduğu sonucuna varılarak; taraf vekilinin belirtilen bu yöne ilişkin istinaf taleplerinin esastan reddine” karar verildiği anlaşılmıştır.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuki bir hatayla müteveffaya hükmedilen manevi tazminatın sanki müvekkillerine verilmiş gibi bir algı oluşturulduğunu, ancak bu hususun hukuken hatalı olduğunu, çünkü takdir edilen manevi zararın müteveffa …’ın uğradığı acı elem ve ızdırabı için verildiğini onun terekesine dahil olması yada olmamasının müvekkillerinin uğradığı elem ve ızdıraba karşılık olmasının hukuken mümkün olmadığını, kaldı ki müteveffadan müvekkillerine miras terekesinden kalan bir şey olmadığını, çünkü müvekkillerinin 7 gün 24 saat bakıma muhtaç çocuklarının bakım ve tedavi giderlerini karşılamak ve iyileştirmek için (fizyoterapi, elektroterapi, alternatif tıp uygulamaları gibi bir çok tedavi yöntemi denediklerini) harcamalarda bulunduklarını ve müvekkillerim üzerine kendi tüm birikimlerini de harcadıklarını, müvekkillerinin her biri lehine takdir edilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A) Davacılar vekilinin kardeşler … ve …’in kısmen kabul edilen manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir
Öte yandan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7/3. maddesinde HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır denildiğinden katılma yolu ile temyizin de HMK’ya tabi olduğu belirlenmiştir. HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 348/1. madde uyarınca, İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir.
6100 sayılı HMK’nun 362/2.maddesinde Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL’dir.
Somut olayda, davacılar vekilinin dava dilekçesinde sigortalının kardeşlerinden … lehine 75.000 TL ve … lehine 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince … lehine 15.000 TL, … lehine 10.000 TL manevi tazminata hükmedildiği, davacılar ve davalıların istinaf istemlerinin Bölge Adliye Mahkemesinin 28.05.2021 tarihli kararıyla esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatların birbirlerinden ve diğer hüküm fıkralarından bağımsız olarak kesinlik incelemesine tabi tutulması gerektiği gözetilerek, temyize konu iş bu manevi tazminat hükümlerinin Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 78.630,00 TL’lik temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmakla anılan hükme yönelik anılan temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
B) Davacılar vekillerinin anne … ve baba …’ın kısmen kabul edilen manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Bilindiği üzere gerek kaza tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 47. ve gerekse de karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 56. maddelerinde ölüm ve bedensel zarar halinde manevi tazminat hüküm altına alınmıştır.
Hâkimin manevi zarar adı ile ödenmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hukuk Genel Kurulunun 26.04.1995 gün ve 1995/11-122 E -1995/430 K ve 23.09.1987 gün ve 1987/9-183 E- 1987/655 K sayılı ilamlarında da, bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun (ana, baba, karı, koca ve çocuklar gibi) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa, onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmesi gerektiğine yönelik kararlar verilmişti.
Bu doğrultuda kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinde özetle “ağır bedensel zarar ya da ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesine karar verilebileceği” hükmü getirilmiştir. Bu yeni düzenlenme ile 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlük zamanında içtihatlarla düzenlenen husus yasa koyucu tarafından açıklığa kavuşturulmuş ve yaralanan sigortalının yakınlarının manevi tazminat davası bakımından hak sahipliği durumu ön şartı olarak “ağır bedensel” zarar koşulunu getirmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, iş kazası olayının özelliğine, sürekli iş göremezlik oranının niteliğine göre sigortalı …’ın 21.02.2012 tarihinde 24 yaşında elektrik teknisyeni bir işçi olarak çalışmaktayken, diğer bir işçi arkadaşıyla beraber yere düşen kabloyu direğe takmak için bulundukları sepetli araçta, tele asılmaları ile oluşan gerilme kuvvetine dayanamayan sepetin, kendisini kaldırma platformuna bağlayan plastik takozlardan kopmasıyla, yaklaşık 12 metre yüksekten zemine düşmesi neticesinde, sigortalı …’in ve iş arkadaşının iş kazasına uğradığı, iş kazasının gerçekleşmesinde sigortalıların kusurlarının bulunmayıp, davalıların değişen oranlarda ancak müştereken %100 oranında kusurlu olduklarının daha evvelce temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen dosyalarda kabul edildiği, bu iş kazası nedeniyle düzenlenen sağlık raporlarına göre, sigortalı …’in kafa travması nedeniyle opere edildiği ve serebro vasküler hastalık; subaraknoid kanama (SAK) teşhisi konulduğu, giderek sigortalıya trakeostomi ile gastrostomi uygulandığı, bilinci açık olduğu halde oryante ve koopere olmadığı, alt ekstremitede minimal hareket, bilateral üst ekstremitede ise hareket olmayıp, yatağa bağlı durumda olduğu belirtilip, açıklanan bu tanılar ile %100 oranında sürekli iş göremezlik oranıyla beraber, sigortalının sürekli yardıma ve bakıma muhtaç duruma gelmiş olduğunun tespit edildiği, bu duruma göre sigortalının ağır bedensel zarara uğradığı açıktır. İlk Derece Mahkemesince de ağır bedensel zararın varlığı kabul olunmasına karşın, açıklanan bu duruma göre anne ve babanın maruz kaldığı manevi kayba karşın hüküm altına alınan 25.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatların az olduğu açıktır.
Bu aşamada, Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminat miktarlarının yeterliliği konusunda açıklanan gerekçe üzerinde durarak açıklamada bulunmak da faydalı olacaktır.
Bilindiği üzere manevi tazminat, haksız eylem nedeniyle manevi zarara uğrayan şahsın kişiliğinde oluşan zararı tazminle orantılı bir para tutarı olup, iş bu manevi tazminatın kanunen düzenlenen haller dışında (4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 25/4. Fıkrasındaki düzenleme) miras yoluyla intikali söz konusu değildir.
Somut olayda da davacıların, sigortalı …’ın iş kazası neticesinde uğradığı ağır bedensel zarar kapsamında manevi tazminat (yansıma manevi tazminat) talebinde bulundukları, böylece iş bu davanın sigortalının sağlığında açıp vefatıyla mirasçılarına intikal eden Türk Medeni Kanunun 25/4.maddesi kapsamındaki bir manevi tazminat davası olmadığının açıkça anlaşılabilir olmasına göre; Bölge Adliye Mahkemesince sigortalı …’ın sağlığında iken açtığı ve kesinleşerek sonuçlanan dava dosyasında hükmedilen tazminatlara işaret edilerek “Kazalı lehine 05.11.2018 günü kesinleşen … 7. İş Mahkemesinin 19.04.2016 gün ve 2013/356 Esas ve 2016/266 sayılı dosyasında 120.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği kazalının incelenen nüfus kaydına göre hükümden sonra 31.03.2020 tarihinde vefat etmesi nedeniyle bu alacağın kazalının anne ve babası olan davacılardan … ve … terekesine dahil olduğu” belirtilerek davacılar için hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yeterli olduğu sonucu doğacak şekilde gerekçe tesis edilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bütün bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; davacı anne ve babanın sigortalı çocuğu …’ın sağlığında 21.02.2012 tarihinde uğradığı iş kazası nedeniyle ağır bedensel zarara uğraması nedeniyle, davacılar lehine hükmedilen 25.000 TL tutarındaki manevi tazminatların ayrı ayrı az olduğu gözetilerek davacılar lehine hakkaniyete uygun manevi tazminatlara hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.