Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/8266 E. 2021/15984 K. 14.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8266
KARAR NO : 2021/15984
KARAR TARİHİ : 14.12.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi

Dava, davalı Kurumun sigortalı tespiti nedeniyle 5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesinin (ı) fıkrasında yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmamaya ilişkin işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın konusu kalmadığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili; 5510 sayılı kamuoyunda teşvik yasası olarak bilinen yasadan faydalanmakta iken, davalı kurumun müvekkil şirketin bir yıl süre ile bu teşvikten faydalanmaması yönünde işlem tesis ettiğini; davalı kurumca teşvikten yararlanmama yönünde tesis edilen bu işlem hukuki olmadığı gibi iyi niyet ve hakkaniyet kurallarından yoksun olduğunu; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunun 81. maddesinin … tarihli ek fıkrasından hareketle, davalı kurumun … tarihinde … isimli bir çalışanın … tarihinden itibaren kayıt dışı çalıştırıldığına dair kuruma yazılı şikayeti üzerine şikayetten 3 yıl sonra … tarihinde kurum denetmeninin yaptığı inceleme sonucu şikayet sahibi olan … isimli çalışanın … ile … tarihleri arasında davacı şirket nezdinde çalışma yaptığı ancak SGK primlerinin ödenmediğinin … tarihinde rapor edildiğini; 2016 Temmuz ayından geçerli olmak üzere 1 yıl süre ile teşvikten faydalandırmama yönünde işlem tesis edildiğini; davalı kurumun 2016 yılında şikayeti sonuçlandırıp işlem tesis etmesinin MK m.2 anlamında iyi niyetli bir davranış ve işlem olarak değerlendirilemeyeceğini; davalı kurumun 3 yıl boyunca bu şikayet dilekçesini işleme bırakmadığını; beyanla müvekkili şirket aleyhine uygulanan teşvikten 1 yıl süre ile yararlanmama yönündeki kararın iptalini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı kurum denetmenlerince … tarih, AD/2016/-61 sayılı rapor düzenlendiğini; bu rapora göre de davacı şirketin …’yı fiilen çalıştırdığı halde hizmetlerini davalı kuruma bildirmediğinin tespit edildiğini; buna göre de davacının 1 yıl süre ile teşvik yardımından faydalandırılmama işlemi yapıldığını; kurum işleminin kanuna uygun olduğunu; 5510 sayılı Yasanın 59/2. maddesinin “kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmünü içerdiğini; 5510 sayılı Kanunun 81/2 maddesinin “Bu kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında özel sektör işyerlerine uygulanmak üzere, birinci fıkranın (ı) bendinde belirtilen ve Hâzinece karşılanan puana, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden altı puana kadar ilave puan eklemeye, sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksini dikkate almak suretiyle ilave puan uygulanacak illeri ve uygulama süresini belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.”; Dördüncü fıkrasında; “Yapılan kontrol ve denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığının tespit edilmesi halinde, işverenler bir yıl süreyle bu maddeyle sağlanan destek unsurlarından yararlanamaz. Bu madde kapsamındaki teşvikten yersiz olarak faydalanıldığının tespiti halinde, yararlanılan teşvik tutarı işverenden gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.” Hükümlerime yer aldığını; yapılan düzenleme uyarınca çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıları fiilen çalıştırmadığı yapılan denetimler sonucu anlaşılan işyerlerinden, on (10) ve üzerinde çalıştırılan sigortalılardan dolayı 5510 sayılı Yasanın 81. maddesinde öngörülen sigorta pirimi teşviklerinden bir yıl süreyle yararlanılmasının mümkün olamayacağının açık olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkememizden davanın kabulüne ilişkin verilen 30.11.2017 tarih ve 2017/104 Esas 2017/1247 sayılı kararı … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk dairesinin 25.12.2019 tarihli ilamı ile kaldırılmakla, Yargıtay … Hukuk Dairesinin 25/06/2018 tarih, 2018/3747 Esas -2018/5877 Karar sayılı ilamında, “karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece Mahkemesi’ne ait olduğu, davacı vekilinin temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerektiği” benimsenmiştir.

Dosya İçerisinde bulunan … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün … tarihli cevabi yazısı ve eklerinin incelenmesinde davalı işveren tarafından geriye yönelik teşviklerden yararlanma konulu başvuru dilekçelerinin dosyaya gönderildiği, belgelerin incelenmesinde en eski başvurunun … tarihli dilekçe ile yapıldığı, daha sonra …tarihlerinde yine 5510 sayılı Kanunun ek 17. maddesinden yararlanma kapsamında başvurularının bulunduğu anlaşılmıştır.
Yine söz konusu … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün … tarihli cevabi yazısı ekinde bulunan … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün … tarihli yazısında “yapılan müracaat dosyalarına işlemler tamamlanmıştır.” şeklinde ifade bulunduğundan yapılan başvuruların kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Mevzuat hükümleri ve Yüksek Mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde, Maddenin ikinci fıkrasında bu maddenin yürürlüğe girdiği … tarihinden önceki dönemlere ilişkin olmak üzere prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmayanların ya da yararlanmakla birlikte değişiklik yapmak isteyenlerin … tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde SGK’ya başvurmaları gerektiğinin hükme bağlandığı, buna göre 2018 Mart ayı/dönemi ve öncesine ilişkin geriye yönelik teşvikten yararlanma veya teşvik değişiklik talepleri için işverenlerin … ila … tarihleri arasında başvuruda bulunmaları gerektiği, dosya içerisinde bulunan … SGK İl Müdürlüğü yazısında davacı işverenin … tarihinde Ek Madde 17 kapsamında kuruma başvuruda bulunduğu anlaşıldığından davalı kurumca davacı işveren tarafından Ek Madde 17 kapsamında yapılan başvurularına dair işlemlerin tamamlandığı belirtildiğinden … Bölge Adliye Mahkemesi …sayılı ilamında belirtildiği üzere davanın konusuz kaldığı kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmiş, yargılama giderleri konusunda Bölge Adliye Mahkemesi ilamı doğrultusunda değerlendirme yapılarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı yapılan yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 850,00-TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi; İlk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin … Karar sayılı ilamı ile kaldırma kararı verilmiştir. Kaldırma kararı sonrası, ilk derece mahkemesi tarafından davanın konusuz kaldığından bahisle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, davalı Kurum vekilinin istinafı üzerine dosya tekrar gelmiştir.
İstinaf başvuru sebep ve gerekçeleri ile kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu;
Dairemizin … Karar sayılı ilamında; ”27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde ile:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu’nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.”Şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Nitekim Yargıtay … Hukuk Dairesinin … tarih, Karar sayılı ilamında, “karar tarihinden sonra yürürlüğe giren … tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece Mahkemesi’ne ait olduğu, davacı vekilinin temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerektiği” benimsenmiştir.
Yukarıda açıklanan ve hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren mevcut hukuki düzenlemeler uyarınca, davacının Ek madde 17. hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra davanın konusunun kalıp kalmadığı değerlendirilmelidir. ” gerekçeleri ile kaldırma kararı verilmiştir. Dairemiz kararı sonrası Davacı tarafından Kuruma geriye dönük teşviklerden yararlanılması için başvuruda bulunulmuş, başvuruya istinaden işlemlerin tamamlandığı Kurum tarafından bildirilmiştir. Bu haliyle dava konusuz kalmıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi tarafından davanın konusuz kalmasına dair verilen karar yerinde bulunmuştur. Her ne kadar davalı Kurum vekili yargılama giderinden ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini ileri sürmüşse de, davacının talebinin Kurum tarafından kabul edilmiş olması karşısında davacının dava açmakta haklı olduğu, dolayısıyla yargılama giderlerine ilişkin verilen kararın yerinde olduğu kanaatiyle davalının buna ilişkin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Bu halde davalı Kurum vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri yerinde olmayıp, incelenen kararın; dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği dikkate alınmak sureti ile davalı Kurum vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, davacı hakkında kurumca yapılan işlemin yasal ve hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyanla, kararın bozulmasını istemiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki davanın, sosyal güvenlik mevzuatında prim teşviki, destek ve indirim uygulamalarından kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle; davaya konu uyuşmazlığın dava dışı sigortalıların çalışmalarının varlığı noktasında toplandığı dikkate alındığında, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalıların da davada taraf olmasında hukuki yararının olduğu anlaşıldığından, davanın sadece … hakkında yürütülüp sonuçlandırılması isabetsizdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun …günlü … sayılı ilamında da belirtildiği üzere dava sonucunda verilecek karar, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalının da hak alanını ilgilendirdiğinden, davacı tarafa harcı da yatırılmak suretiyle yöntemince söz konusu sigortalıların davaya HMK 124. madde uyarınca katılımının sağlanması (davanın teşmil edilmesi) için süre verilmesi, anılan sigortalının gösterdiği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, belirtilen eksiklik giderilmeden ve pasif ehliyet yönü halledilmeden yargılamanın sürdürülmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Yasanın 81 (ı) maddesinde yer alan teşvik indirimlerinden faydalandırılma istemine ilişkin olarak açılmış olan davada, mahkemece davacı tarafından Kuruma geriye dönük teşviklerden yararlanılması için başvuruda bulunulmuş olduğu ve başvuruya istinaden davalı Kurumca işlemlerin tamamlandığı kabul edilerek, davanın konusuz kaldığı kabul edilmiş ve ek 17. maddenin 4. fıkrası kapsamında yargılama giderleri de tayin edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Ek 17.maddenin 4. fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince … gün ve …. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar … tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimleri hakkında, ek 17. maddenin ilk üç fıkrası hükümleri çerçevesinde ve usulünce yapılmış başvuru sonucunda davalı kurumca başvurunun işleme alınması ve teşvikten faydalandırılma işlemlerinin tamamlanması halinde aynı maddenin 4. fıkrasının Anayasa Mahkemesince iptali karşısında 4. fıkra kapsamında davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilemeyecek ise de, yargılama usulü çerçevesinde davanın konusuz kalmasına dair her zaman karar verilmesi mümkündür.
Şu halde, eldeki davada, özellikle davalı Kurumca davacı şirket hakkında …- … tarihleri arasında kalan dönemde teşvik indirimlerinden faydalandırılma hakkı kısıtlanmış iken, 5510 sayılı Yasanın ek 14. madde hükümlerinin yürürlüğe girmesi nedeniyle, … tarihi sonrası bakımından teşvik hükümlerinden faydalandırılmaya devam ettirilmesi, fakat bu kez de … tarihleri arası bakımından faydalandırılmama işleminin kaldırılmadığı, ne var ki, davacı şirketin … tarihinde Ek madde 17 kapsamında kuruma başvuruda bulunmasından sonra, davalı Kurumca işlemlerin tamamlandığı anlaşılmakta ise de, Kurumun … tarihli başvuruya istinaden yapılan son işlemlerinin, davacının beyanına da başvurularak netleştirilmesi ve dava konusunun ek 17. maddenin 4. fıkrası hükmü dışında ve usuli bakımdan devam edip etmediği veya ortadan kalkmış olup olmadığının irdelenmesi ve sonucuna göre bir karar tesisi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, … gününde oybirliğiyle karar verildi.