Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/8641 E. 2021/15655 K. 08.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8641
KARAR NO : 2021/15655
KARAR TARİHİ : 08.12.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi

Dava, iş kazasının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı tüm davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 16/112013 tarihinde davalıların birlikte yaptıkları sac kesme ve hurda işi sebebi ile davacıyı götürdükleri …, Merkez İlçesi… kenarındaki fabrikada üzerine 400 kg’lık sac düşmesi sonucu %98 oranında sürekli halde sakat kalarak ağır engelli halde kaldığını, yaşanan iş kazası sonrası davacının vücudunda birden fazla kemiğinin kırıldığını ve birçok ameliyat geçirerek yürüyebilmesi için ayaklarına uzun yürüme cihazı takıldığını, davacının artık çalışamaz ve yürüyemez hale geldiğini, SGK’ya olayın iş kazası olduğunun tespiti için yaptıkları başvurunun taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi olduğu tespit edilemediğinden kabul edilmediğini, davalılar aleyhine … İş Mahkemesi’nin 2016/330 Esas sayılı dosyasıyla iş kazası sebebiyle tazminat davası açtıklarını, yargılama sırasında iş kazası tespiti için dava açmak üzere kendilerine süre verildiğini belirterek dava konusu olayın iş kazası olarak tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının işyeri sahibi olan İbrahim …’ın hurda işini yapıp hurda ve diğer parçaların satımından elde edilecek parayı almak için mekanda bulunduğunu, davacı ile aralarında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının kendi adına hurda işi yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.
Davalılar … vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile müvekkilleri arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, davacının kendi adına hurda işi yaptığını, SGK inceleme raporunda davacının olaydan hemen sonra hastanede sıcağı sıcağına alınan ifadesinde kendi işini yaparken düştüğünü belirttiğinin bildirildiğini, … İş Mahkemesi’nin 2016/330 Esas Sayılı dosyasında ifade veren tanıkların davacının kendi adına hurda işi yaptığını, davalıların işçisi olmadığını söylediklerini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile diğer davalılar arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, davalıların iş kazasının meydana geldiği tarihte vergi mükellefi olmadıklarını, SGK inceleme raporuyla bu hususların sabit olduğunu, davacının olaydan hemen sonra hastanede sıcağı sıcağına alınan ifadesinde kendi işini yaparken düştüğünü söylediğini, davalıların kazadan sonra davacıya bakım masrafları için düzenli olarak verdikleri paranın kesilmesi üzerine davacının davalılardan toplu para istediğini, parayı alamayınca dava açmasının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Yasa’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle, verilen kararı kabul etmediklerini, eksik soruşturma ile karar verildiğini, davacı ile diğer davalılar arasında işçi işveren ilişkisi olmasının mümkün olmadığını, davalıların iş kazasının meydana geldiği tarihte vergi mükellefi olmadıklarını, davacının hastanedeki ifadesinde kendi işini yaparken düştüğünü söylediğini, iş kazası tespitinin hukuka aykırı olduğunu belirterek
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının dava açarak 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. ve 3. maddeleri hükümlerine aykırı davrandığını, davacının 6100 Sayılı HMK 114/1-h maddesi uyarınca davacının bu davayı açmakta hukuksal yararı bulunmadığını, müvekkili … ile davacı arasında 4857 Sayılı İş Kanunu’nun belirlediği içerik ve kapsam açısından geçerli sayılabilecek sözlü veya yazılı bir iş sözleşmesi yapılmadığı gibi, işveren-işçi ilişkisine dayalı herhangi bir bağ ve bağlantı da bulunmadığını, olmayan bir duruma veya olguya hukuksal sonuç bağlamanın mümkün olmadığını, olayın oluş nedeni, niteliği, yeri, işveren-işçi ilişkisi, iş güvenliği, işçi sağlığı, iş akdi gibi temel belirleyici kıstaslara itibar edilmeden, tanık anlatımlarıyla bilirkişi raporları arasındaki bariz açık çelişkiler giderilmeden, davacının … Devlet Hastanesi’nde alınan ifadesi dikkate alınmadan verilen kararın hakkaniyet ilkeleri, hukuk mantığı ve adalet duygusuyla bağdaşmadığını, gerekçenin hükmü desteklemediğini, davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgilerinin olmadığını, duyumsal ve duygusal ifadelerine dayalı karar verilmesinin hatalı olduğunu, … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sosyal Güvenlik Denetmenliği’nin 28/09/2017 tarihli raporunda, …, … ve …’ın adına sigortasız olarak çalışırken 16/11/2013 tarihinde geçirdiği iş kazasına ilişkin kaza tarihinde davalıların mükellefiyetlerinin bulunmadığı, işyeri sahibi olmadığı, kaza olayının hastane kayıtlarında …’nun beyanına istinaden kendi işyerinde düşme olarak yer aldığı, …, … ve … adına çalıştığını kanıtlayacak kayıt ve belge bulunmadığı, davalılar arasında hizmet akdinin ana unsurları olan iş, hukuki bağımlılık, ücret ve süre yönünden işçi işveren varlığının tespit edilemediğinden iş kazası olarak kabul edilmediğinin bildirildiği, Mahkeme’nin bu raporu gözönüne almamasının eksik inceleme ürünü olduğunu, davacı müvekkili …’ ın işyerinde iş sözleşmesine bağlı olarak ücret karşılığı çalışmadığını, kendi adına ve hesabına açtığı hurdacılık işiyle uğraştığını, SGK kaydına rastlanılmadığını
Davalılar …, … vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacı ile müvekkilleri arasında işçi işveren ilişkisi olmadığını, davacının olaydan hemen sonra hastanede sıcağı sıcağına alınan ifadesinde kendi işini yaparken düştüğünü söylediğini, davacının “davalılar sana bakarız ” dedikleri için bu şekilde ifade verdiğine ilişkin iddiasını kabul etmediklerini, davacının tehdit edildiğini iddia etmediğini, davacının hurdacılık yaptığını söylediğini, taraflar arasında bağımlılık unsuru olmadığını, bunu davacının kız kardeşinin de ifadesinde söylediğini, davalı …’nın kazanın meydana geldiği yerde bulunmadığını, olaydan sonra alınan hurdaların davalı …’ya satıldığını, davacı ile davalı …’ın denetmene bu doğrultuda ifade verdiklerini, tanıkların hiçbirinin görgüye dayalı bilgisi olmadığını, beyanlarının çelişkili olduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuşlardır.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davalılar …, … ve …’ın işveren olduğu belirtilerek, davacının 16/112013 tarihinde davalıların birlikte yaptıkları sac kesme ve hurda işi sebebi ile davacıyı götürdükleri …, …. kenarındaki fabrikada üzerine 400 kg’lık sac düşmesi şeklinde gerçekleşen olayın iş kazası olduğunun tespitine dayanmakta olup Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, işverenlerin kimler olduğunun tespiti yönünde yanılgılı değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinin birinci fıkrasında iş kazası,
a- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b-(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c-Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d-(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e-Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Somut olaya dönüldüğünde, mahkemece, kazaya konu işin kim için yapıldığı bir başka deyişle işverenlik sıfatının belirlenmeden karar verildiği görülmüştür.
Yukarıda maddi ve hukuki olgular ışığında, davalıların ve tanıkların beyanları ile dosyadaki tüm bilgi belgelere göre, davalı …’nin …’da hurda alım satım işi yaptığı, diğer davalılar … ve …’ın kazanın meydana geldiği işyerindeki hurdaları parçalama ve boşaltma işini ortak aldıkları, parçaladıkları hurdaları …’ye sattıkları, aralarında ticari bir ilişki olduğu, davacıyı da davalılar … ve …’ın birlikte hurda kesim işinde çalıştırdıkları anlaşılması karşısında … hakkında tespit hükmü kurulması hatalı görülmüştür.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.