YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8877
KARAR NO : 2021/15602
KARAR TARİHİ : 08.12.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Eldeki davada mahkemece ilk kez verilen 29.09.2016 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile “..Somut davada;davalı işveren …’in kusuru %50, üçüncü kişi …’in kusuru %40, sigortalının kusuru %10 olduğuna göre, işverenin 21/1. madde sorumluluk oranı %50+%40/2=%70, olacaktır. Bu itibarla mahkemece hatalı değerlendirme ile davalı işveren yönünden %90 kusur oranı esas alınarak karar verilmiş olması yerinde değildir.” denilmek suretiyle, bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Eldeki davada ise, ilk hüküm, davalılar temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, Mahkemece de bozmaya uyulmuş ise de bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün olmayıp, bozma kararında davalı işveren …’in sorumluluğunun,gelirlerin %70 kusur karşılığı kadarı olarak belirlenmesi gerektiğine işaret edilmesi karşısında bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda gelirlerin %70 kusur karşılığına,diğer ödemeler olan geçici iş göremezlik ve tedavi masraflarının ise %90 kusur karşılığı kadarı üzerinden hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde verilen karar, usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Öte yandan,Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26’ncı maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasında, “istemle bağlılık” ilkesi egemendir.
Mahkemece, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek, açılan davanın bu esaslara göre kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davalı … yönünden talebi aşarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün gerekçesinin son paragrafında yer alan Hüküm fıkrası tamamen silinerek yerine,
“Davanın kısmen kabulü ile,
1-İş kazası nedeniyle sigortalıya yapılan tedavi giderleri nedeniyle 6.848,67 TL ile sigortalıya yapılan geçici iş göremezlik ödemesi nedeniyle 1.766,00 TL nin sarf ve tediye tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Meydana gelen iş kazası nedeniyle bağlanan gelirler sebebiyle 26.467,31 TL’nin(davalı …’in sorumluluğunun 12.707,90 TL ile sınırlı olmak üzere) onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihi itibarı ile kabul red oranına göre alınması gereken 2319 TL nisbi harç ile alınması gereken 59,30 TL başvuru harcının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı kurum tarafından yapılan 2.548,30 TL yargılama giderinden kabul red oranına göre 2.089,60 TL sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma ödenmesine, geri kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Bozma öncesi ve sonrasında davalılar tarafından yapılan 216,60 TL yargılama giderinden 39 TL nin davacı kurumdan alınarak davalılara verilmesine, geri kalan kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kurum vekilinin emek ve mesaisine karşılık Asgari Ücret tarifesince hesaplanan 5.262,30 TL vekalet ücretinin(Davalı …’in sorumluluğunun 5.100 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı kuruma ödenmesine;
7-Davalı … vekilinin emek ve mesaisine karşılık Asgari Ücret tarifesince hesaplanan 5.100 TL vekalet ücretinin davacı kurumdan alınarak davalı …’e ödenmesine;
8-Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen rapor nedeni ile 511,50 TL. fatura bedelinin 419,43 TL’sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek hazineye irad kaydına
9-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kalan avansların taraflara iadesine,” ibarelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililerine iadesine,18/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.