Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/9191 E. 2022/14610 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9191
KARAR NO : 2022/14610
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
No :

Dava, İş kazası ölümünden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar vekili ile davalılar … … İnş. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve … …. San. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafıntan düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde özetle, müteveffa sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiği, eş için 1000,00-TL maddi, … … için 1000,00-TL maddi, 100.000,00-TL manevi, … … için 1000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili 30/03/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini bir kısım davalılar yönünden eş için 54.582,36-TL, … … için 27.740,58-TL ye çıkarmıştır.
II-CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
1-Asıl ve birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile,
Davacı … yönünden 54.582 TL maddi tazminatın,
Davacı … yönünden 27.740,58 TL maddi tazminatın ve 20.000 TL manevi tazminatın,
Davacı … yönünden 20.000 TL manevi tazminatın,
olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … … İnş. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., … …. San. Tic. Ltd. Şti. ve …. Tic. Ltd. Şti.’nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,
Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
Davalılar … A.Ş. ve … yönünden açılan davanın reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
1-Davacılar Vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne,
HMK’nın 353/1-b-2. maddesine göre mahkeme kararının ortadan kaldırılması ile davanın esası hakkında yeniden karar verilerek;
davanın kısmen kabulüne;
a) Davacı … yönünden 54.582,00 TL maddi tazminatın, Davacı … yönünden 27.740,58 TL maddi tazminatın ve 60.000,00 TL manevi tazminatın, Davacı … yönünden 48.000,00 TL manevi tazminatın 25/3/2013 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … … İnş. Taah. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., … …. San. Tic. Ltd. Şti. ve …. Tic. Ltd. Şti.’nden müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
b) Fazlaya ilişkin istemin reddine,
c) Davalılar … A.Ş. ve … yönünden açılan davanın reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın davalılar … A.Ş. ve … yönünden reddinin hatalı olduğunu; muris …’ın, … şirketi tarafından …den satın alınan beton santralinin söküm işi için alıcı firma ile santralin demontajının yapılarak alıcıya ait işyerinde montajının yapılması hususunda anlaşan … Sistemleri Ltd. Şti. firması ile görülecek iş için günlük yevmiye karşılığında anlaştığını, 25.03.2013 günü saat 15:00 sularında … A.Ş. şantiyesinde bulunan malzemelerin … … Ltd. Şti.’ye satılması santralin söküm işi için işi alan … Sistemleri … San. Tic. Ltd. Şti. tarafından temin edilen işçilerin … …’in şantiyede bulunan ağır malzemelerin kaldırılması maksadıyla anlaşmış olduğu vinç firması …. Ltd. Şti. adlı şirkete ait … plakalı vinç kamyonunun çalışması esnasında beton santraline ait bunker adı verilen parçanın sökümünün gerçekleştiği sırada vince ait dört çelik halatı bağlayan … ve … … isimli işçilerin bunker’in üzerindeyken, vincin bunker adlı parçayı kaldırdığı sırada halatların bağlandığı noktaların kopması sonucunda bunker ve üzerinde bulunan … … ve … isimli işçiler yere düşerek bunkerin altında kalmış ve feci şekilde can verdiklerinin, dava konusu iş kazasının meydana gelmesine sebebiyet veren asli unsur mülkiyeti davalılardan … A.Ş.’ye ait olan bunker adı verilen parçanın kenarlarında bulunan ve halatların bağlı bulunduğu metal aparatların kopması olduğunu; iş kazasının oluşumuna sebebiyet veren ve işçilerin sökümü sırasında altında kalmış oldukları beton santralinin davalı …Ş. ye ait olduğunu, beton santralinin davalı …Ş. tarafından sair davalı …’e satıldığını, kopan halkaların farklı malzemelerden yapılmış olduğunu, 1 numaralı halkanın düşük kalite çelikten imal edildiğini, 2 numaralı halkının ise yine düşük karbonlu olduğu ancak diğer parçaya göre daha kaliteli olduğunu, makroskopik muayenede parçaların kaza ile kırılan bölümler dışında, bazı bölümlerinde kazadan önce de çatlakların bulunduğu, kırılmanın halkanın daha önceki kullanımı sırasında (ne zaman olduğunu tahmin etmek mümkün değil) meydana gelen çatlağın halka kesit alanını küçültmesi, bu bölgede gerilme konsantrasyon bölgeleri oluşturması ve bunkerin ağırlığını taşıyamayacak hale gelmesi ile gerçekleştiği sonucuna varıldığını; kazanın bunker adlı beton santrali eklentisinin bağlantı noktalarında yer alan demir halkaların kopması sonucunda meydana geldiği açık olup, kopan parçaların malzemelerinin düşük kaliteli olması, aynı malzemeden yapılmamış olması ve bakımlarının düzenli suretle yapılmaması sebebiyle parçalarda meydana gelen yıpranma ve eskimenin meydana gelen kopmaya ve buna bağlı olarak dava konusu iş kazasına sebebiyet verdiğinin ortada olduğunu, davalı işveren … A.Ş. nin meydana gelen kazaya açıkça sebebiyet verdiğini; 07.12.2015 tarihli hükme dayanak teşkil eden kusur raporu içeriğinde kaldırma işlerinde malzemeyi kaldıracak olan ekibin gerekli kontrolleri yapmakla mükellef olduğu, dolayısıyla bağlantı noktalarındaki zayıflık söz konusu ise bu durumda, kaldırma işlemine geçilmemesi gerektiği ve bunu yapacak olan kişinin kaldırma ve taşıma faaliyetini yürütenlerin olduğunu, bu kapsamda davalı …Ş.’nin olayla bağlantısının kalmadığı be kusurlu olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtildiğini, … 3. ACM 2013/157 E–2014/255 K sayılı ceza dava dosyası kapsamında meydana gelen kazaya ilişkin görgü ve bilgilerine başvurulan sanıklar ve tanıkların tamamı işin görüldüğü esnada çalışan işçilerin hiçbirinde baret olmadığı, çalışma sahasında ise kazanın meydana geldiği esnada herhangi bir uyarı levhası, ikaz lambası, emniyet kemerinin olmadığı ilgililerce herhangi bir güvenlik önleminin alınmadığını ifade ettiklerini, davalılar … A.Ş. ve …’nun sorumluluğuna yönelik olarak değinmiş olduğu savlarını irdelemeksizin tanzim edilen 07.12.2015 tarihli rapora yargılamayı yapan yerel mahkemece itibar edilmesinin, mezkûr rapora ilişkin olarak dosya kapsamında sunulan itirazları karşılamaya yetecek mahiyette yeni bir rapor yahut hukukçu bir bilirkişiden davalıların kusur durumlarını açık şekilde ortaya çıkacak başkaca bir rapor aldırılmaksızın hüküm kurmaya elverişli olmayan mevcut kusur raporunu dayanak almak suretiyle hüküm kurulmasının hatalı olduğunu; davacılar … ve … adına hükmedilen maddi tazminat tutarının hatalı ve eksik olduğunu, davacı … yönünden maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu; davacı …’ın halihazırda … Bakanlığı açık öğretim lisesinden orta öğretimine devam ettiğini, davacının babasının vefatından sonra gelirden mahrum kalması sebebiyle işe girip çalışmak durumunda kaldığını, kazanın hemen akabinde askere gitmesi sebebiyle de eğitimine ara vermek durumunda kaldığını; davacı … ile müteveffa … Kartal 2. Aile Mahkemesi’nin 2010/46 esas 2011/392 karar sayılı ve 15.06.2011 tarihli karan ile boşandıklarını, davacı …’a aylık 200 TL, sair müvekkil davacı …’a ise aylık 150 TL nafaka ödemesine hükmedildiğini, nafaka yükümlüsü müteveffa dava konusu is kazası neticesinde yaşamını vitirmisse de, müvekkili davacıların nafaka alacaklıları … ve … …’ın nafaka artırım talep etme haklarının hukuken korunması gerektigini, nafaka kararının verildiği tarih ile raporun tanzim edildiği tarih arasında 5 yıla yakın zaman geçtigini ve hem annenin hem de çocuğun ihtiyaçlarının nafakanın bağlandığı tarihe oranla arttığını ve artan ihtiyaçların yanında, nafaka tutarına üfe oranında artırım yapılması gerektigini; davacılar … ve … lehine hükmedilen manevi tazminat tutarlarının düşük olduğunu, her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacı … yönünden maddi tazminat taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacıların maddi tazminat talepleri yönünden istinaf mahkemesince hükmün tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan tarifeye göre 11.501,94 TL. vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile 9.335,00 TL. vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu,
Davalı …… Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fazla olduğunu,
Davalı … Sistemleri… Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kusuru olmadığını, eş için hesaplanan maddi zararın nafaka miktarı kadar olması gerektiğini, çocuklar için hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Davalı … Sistemleri Şti.’nin davacılar lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. 6100 sayılı HMK 361/2. fıkrasında “Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir” düzenlemesi vardır.
Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde “Temyiz sebepleri ve gerekçesi” bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.
Somut olayda, davalı … Sistemleri Şti. tarafından ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurusu yapılmamış olduğundan temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı … Sistemleri Şti.’nin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalılar ….. Şti. ve … Sistemleri… Şti. vekillerinin davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatlara, davacılar vekilinin ise eş ve … … yönünden maddi tazminata, … … yönünden reddedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, davalılar ….. Şti. ve … Sistemleri… Şti. vekillerinin ve davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine,
2-Davacılar vekilinin davacı … … yönünden maddi tazminata ve davacı … … yönünden manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenler ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Eldeki dosyada; davacılar vekili tarafından 05/05/2014 tarihli birleşen dava dilekçesi ile davacı … … yönünden 1.000,00-TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu ancak Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin bu talebi hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı … …‘ın maddi tazminat talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.