Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/9378 E. 2023/411 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9378
KARAR NO : 2023/411
KARAR TARİHİ : 17.01.2023


MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1303 E., 2021/1847 K.



HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/123 E., 2020/475 K.

Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davacılar murisinin 31.03.2017 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini belirterek davacı eş … için 1.000,00 TL maddi tazminat, 75.000,00 TL manevi tazminat, davacı kızı … için 1.000,00 TL maddi tazminat, 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davacılar vekili yargılama sırasında 11.11.2020 tarihli dilekçe ile maddi tazminat taleplerini toplam 958.922,97 TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
1.Davalı … ve ….vekili cevap dilekçesi ile; görev ve yetki yönünden davanın reddi gerektiğini, manevi tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, dava konusunun iş kazası değil trafik kazası olduğunu bu nedenle işverenin sorumlu bulunmadığını, sürücü diğer davalının da olayda kusuru bulunmadığını, emniyet kemeri takmayan müteveffanın olayda tek tek kusurlu bulunduğunu, davalı şirkette çalışan …’nın diğer davalı Şirket çalışanı … yönetimindeki davalı şirkete ait … Plaka sayılı aracın kaza yapması sonucu öldüğünü, iddiaların aksine aracın şehir dışı seyahate uyun bir araç olup, tüm muayene ve bakımlarının düzenli olarak yaptırıldığını, sürücü …’nun trafik kurallarına uymak suretiyle azami hız limitinin altında bir hızla seyrederken bilmediği bir sebeple direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere …’nun alkol alarak çıkmadığı gibi uykusuz ve yorgun da olmadığını görgü tanıkları ve …’nun aynı yerde bir gün önce kaza olduğunu, mazot döküldüğünü, mazotun üzerine kum döküldüğünü, fakat yağıştan dolayı kumun akıp gittiğini söylediklerini, jandarmaya da bu yönde ifade verdiklerini, trafik kazasına ilişkin Sarıgöl Asliye Ceza Mah.nin 2017/ 156 E. sayılı dosyası ile görülmekte olan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olup kusuru bulunmayan müvekkiller yönünden manevi tazminatın reddinin gerektiğini, kemer takmayan davacılar murisinin kusurlu olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan dolayı diğer taraftan tazminat talep edemeyeceğini, yine manevi tazminatın bir tarafın zenginleştirip diğer tarafı fakirleştirme aracı olarak kullanılamayacağını, kazada vefat eden çalışanın mirasçılarının maddi zararı gerekse SGK gerekse varsa bakiye kısım halefiyet ilkesi gereği ihbar edilen sigorta şirketleri tarafından karşılanacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

2. Davalı S.S. … sigorta kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin merkezi … olduğundan yetkili mahkemenin … Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ticaret şirketi olan kooperatifin davanın dayanağı sigorta mevzuatı TTK.nın 1401 vd.maddelerde düzenlendiğini, görevli mahkemenin Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu, davalı … şirket ile müvekkili kooperatif arasında … Plakalı araç için … başlangıç – 06.03.2018 bitiş tarihli Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin aracın işletilmesi sırasında 3. kişilerin ölümüne veya yaralamasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet verilmesi halinde işletene düşen hukuki sorumluluk teminat altına alınarak poliçe özel ve genel şartları çerçevesinde poliçe metni üzerinde yazılı 310.00,00 TL ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat kapsamında olmadığı gibi gelir kaybı kar kaybı gibi dolaylı zararların teminat kapsamında olmadığını, gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının sorumlu olduğu kusur oranında gerçek zararın tazmininin esas olduğunu, kazaya etki eden tüm faktörlerin araştırılarak incelenmesi kazaya başka bir aracın sebep olup olmadığı, trafik, yol ve hava şartlarının kazaya etkisinin araştırılması ve kusur durumunun netleştirilmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, destekten yoksun kalma desteğin ölümden önce ve sonra sosyal ve ekonomik durumunun desteğin ölmesinden sonra da aynı düzeyde kalmasını sağlamak olup, davacının belirttiği destek şahsın gelirine ilişkin beyanlar araştırılıp meydana gelen kaza neticesinde müteveffanın mesleği ve elde ettiği gelirin tespit edilmesi, müteveffanın fiili desteğinin varlığı veya ileride davacılara destek olmak ihtimalinin ciddi olması, desteğin ölüm tarihindeki işi kazancı, emekli olup olmadığı, gelir getiren bir işte çalışıp çalışmadığı, ve çalışmaya muktedir olup olmadığı, destek tazminatı talep eden kişinin devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunması, kabul anlamına gelmemek kaydıyla söz konusu talebin kabulü halinde temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Maddi tazminat davasının Kabulü ile,
1-Davacı … için 745.937,58 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı S.S. … Sigorta Kooperatifi nin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olarak ve faiz sorumluluğununda temerrüt tarihi olan 12.05.2017 tarihi kabul edilerek ) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,

2-Davacı … için 212.985,39 TL. maddi tazminatın olay tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı SS … Sigorta Kooperatifi nin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olarak ve faiz sorumluluğununda temerrüt tarihi olan 12.05.2017 tarihi kabul edilerek ) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı … ‘ya velayeten … ‘ya verilmesine
Manevi tazminat davasının kısmen Kabulü ile
1-Davacı … için 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı SS … Sigorta Kooperatifi haricindeki) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,
2-Davacı … için 50.000,00 TL. Manevi tazminatın olay tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı SS … Sigorta Kooperatifi haricindeki ) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı … ‘ya velayeten … ‘ya verilmesine

Fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1-Davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; KZMMS poliçesine göre kişi başına teminat limitiyle sınırlı olarak müvekkili şirketin sorumlu olduğunu, ölüm halinde belirtilen limitin tüm hak sahipleri bakımından toplam limit olduğunu, zararın teminat limitini aşması halinde her hak sahibi için garameten paylaştırma yapılması gerektiğini, müteveffa işçinin anne ve babasının sağ olup onların payları ayrılmadan teminat limitinin tamamının davacılara ödenmesi hususunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kusur raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, SGK tarafından açılmış bulunan davanın bekletici mesele yapılması yada iki dosyanın birleştirilmesi gerektiği, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2-Davalı şirket …. ile … vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; son duruşmaya mazeretleri nedeniyle katılamadıklarını, mazeret talebinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davalı …’nun makine mühendisi olduğunu görevi iş tanımı çerçevesinde araç kullanımı bulunmadığını, kusur oranını kabul etmediğini, manevi tazminata yüksek hükmedildiğini, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3-İhbar olunan … vekili istinaf başvurusunda bulunduğu, mahkemece 17.02.2021 tarihli ek kararla ihbar olunanın istinaf başvurusunun sıfat yönünden reddine karar verildiği, ek karara karşı istinaf yoluna başvurulduğu ve ek kararın yerinde olmadığı, ek kararının kaldırılmasının talep edildiği anlaşılmıştır.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisi …’nın davalı … … A.Ş. Çalışanı olduğu, 31.03.2017 tarihinde işverenin maliki ve işleteni olduğu, aracın davalı gerçek şahıs … yönetiminde iken Alaşehirden Buldan’a giderken direksiyon hakimiyet kaybı sonucu meydana gelen trafik iş kazasında vefat ettiği, olayla ilgili olarak Sarıgöl Asliye Ceza Mah.nin 2017/156 Esas, 2019/749 karar sayılı dosyasında …’nun taksirle ölüme neden olma suçundan yargılandığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 04.07.2019 tarihli raporunda asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, mahkumiyetine karar verildiği, Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/205 esas sayılı dosyasında SGK tarafından … Sigorta A.Ş. Ve … hakkında 28.08.2018 tarihinde açılan davanın 22.09.2021 tarihine duruşmasının atılı bulunduğunun görüldüğü, olayın meydana gelmesinde davalı …’ya %75, davalı şirkete %25 kusur izafe eden bilirkişi heyet kusur raporunun maddi olgular, olay ve sigortalıya ilişkin veriler ile iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu, olayda müteveffa işçinin kusuru bulunmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kabulünün isabetli olmadığı, hak sahibi davacılara bağlanan peşin sermaye değerleri ve tespit edilen kusur oranlarına göre aktüerya bilirkişisinin ek raporuna itibar edilmesinin yerinde olduğu, davacıların miras bırakanı müteveffanın davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken geçirmiş olduğu iş kazasında hayatını kaybetmesi olayında işçinin kusurunun bulunmaması, olayın meydana geliş biçimi, olay tarihindeki davacıların yaşı, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alındığında hakkaniyet ilkeleri de gözetilerek davacıların manevi ızdırabını bir ölçüde dindirmeyi teminen talep olunan ve miktarına nazaran davacının haksız zenginleşmesine sebebiyet vermeyeceği düşünülen manevi zarara hükmedilmesinin yerinde olduğu, Axa Sigorta A.Ş. nin dosyada ihbar olunan sıfatıyla yer aldığı, ihbar olunan şirket hakkında verilmiş bir hüküm mevcut olmayıp, söz konusu hükmün kendisi yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği ve karara karşı üst yargı yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmadığı değerlendirilerek istinaf başvurusunun reddine ilişkin ek kararın yerinde olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle;
Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle Denizli 1. İş Mahkemesi 2017/123 Esas 2020/475 sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

2.Davalı şirket …. ile … vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74 ve 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 52/b ve 47/d maddeleri.

3. Değerlendirme
1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 inci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun’un 77 inci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37 inci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un “İşverenin Genel Yükümlülüğü” kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
“İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, “İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” hükmü yer almaktadır.

3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 inci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

5. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

6. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

7. Borçlar Kanunu 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.

8. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, … Enerji… A.Ş çalışanı olduğu, 31/03/2017 tarihinde işverenin maliki ve işleteni olduğu, aracın davalı gerçek şahıs … yönetiminde iken Alaşehirden Buldan’a giderken direksiyon hakimiyet kaybı sonucu meydana gelen trafik iş kazasında vefat ettiği, SGK Başkanlığı inceleme Raporu’nda; olayın iş kazası olduğunun, davalı …’nun %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Sarıgöl Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/156 Esas, 2019/749 karar sayılı dosyasında …’nun asli kusurlu bulunarak taksirle ölüme neden olma suçundan yargılandığı ve mahkumiyetine karar verildiği, eldeki dosyada mahkemece aldırılan 17.02.2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde kazalının kusursuz, davalı …’nun %75, davalı şirketin %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, dava konusu olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücu dava dosyasının, Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/205 Esas sayılı dosyası ile görüldüğü, işbu rücu dosyasında mahkemece kazalının kusursuz, davalı …’nun %100 oranında kusurlu olduğu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu ancak kararın henüz kesinleşmediği, eldeki dosyada mahkemece kazalının kusursuz olduğuna itibar edilerek hüküm kurulduğu ancak dosyada mevcut raporların oluşa uygun olmadığı, raporlarda kazalının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının, aracın özelliklerinin ve bakımlarının irdelenmediği anlaşılmaktadır.

9.Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle – verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalının mirasçıları tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, trafik uzmanının da yer aldığı A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; tarafların somut verilere dayalı iş güvenliği açısından alması gereken önlemlerin neler olduğu, aracın teknik bakım ve kontrollerinde eksiklik olup olmadığı, kazalının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, hangi önlemlerin alınıp; hangi önlemlerin alınmadığı, trafik iş kazası olayının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını – tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan 02.11.2020 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir.
10. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

11. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurulsunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi