YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10055
KARAR NO : 2022/14709
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Dava, 5434 sayılı Yasa kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıcından ve yaş haddinden geriye doğru çekilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile Karaman İş Mahkemesinin kararının kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak, davanın kabulüne, davacının hak etmiş olduğu 2 yıl 3 ay filli hizmet zammı süresinin tamamının, sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilerek ve yaş haddinden de aynı süre düşülerek emeklilik tarihinin tespit edilmesi gerektiğine, dair karar verilmiş, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 29.03.2022 günlü ve 2021/11702 E.,2022/4529 K. sayılı ilamı ile kararın bozulmasına ilişkin karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince bozmaya uyularak, yaptığı yargılama ile davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı dava dilekçesi ile; 15/09/1992 tarihin 4/1.c kapsamında 70.542.1270 sicil numarası ile göreve Uzman Çavuş olarak başladığını, 9 yıl çalıştığını ve 07/09/2001 tarihinde ayrıldığını 2 yıl 3 ay fiili hizmet zammı süresi bulunduğunu, Karaman Sosyal Güvenlik Kurumuna 20/02/2020 tarihli dilekçesi ile ne zaman … olacağını sorduğunu, cevap yazısında hesabın doğru olduğuna inandığını, ancak fiili hizmet zammı süresinin yaş grubundan düşülmediğini, fiili hizmetin yaştan düşülmesini ve emeklilik yaşının yeniden hesaplanmasını talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal düzenlemeler ışığında 5434 sayılı Kanunun 32. maddesine göre davacının iddialarının yerinde olmadığını, Kurum tarafından verilen cevapta, ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak açıklama yapılmış olduğunu, buna göre davacının yerinde olmayan dava ve taleplerinin reddi gerektiğini, kurum işleminin usule ve yasal mevzuata uygun olduğunu, davanın hukuki yarardan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi, davacının hangi tarihte … olabileceği belirlemek amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen 18.03.2021 havale tarihli rapor dosya içerisine alınmıştır. Bilirkişi raporunun dosya içeriğine, iş hukuku mevzuatına uygun olduğu, gerekçeli ve yargı denetimine uygun olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda davacının 15.12.2019 tarihi itibariyle emekliliğe hak kazandığı belirlenmiştir. Ancak davacının SGK’ya verdiği dilekçelerden davacının kurumdan ne zaman … olacağına dair bilgi talep ettiği, davacının tahsis talebinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının tahsis talebi bulunmadığından Kurumun davacının … olması adına herhangi bir işlem tesis etmediği, bu nedenle de davacının bu davayı açmakta dava şartı olan hukuki yararın bulunmadığı anlaşıldığından davanın 114/1-h maddesinde düzenlenen hukuki yararın bulunmaması nedeni ile HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Tüm dosya kapsamı, Yargıtay bozma ilamı hep birlikte değerlendirildiğinde; 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alındığında Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kararın bu yönden düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden istinaf eden davacının başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile; Karaman İş Mahkemesinin 2020/299-2021/419 E.K. sayılı kararının HMK.nın 353/1-b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı taraf, ilk derece mahkemesince verilen kararı yerinde olduğunu, ilk derece mahkemesi gibi karar verilmesi gerektiğini esasen bu kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek verilen son kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki davada, mahkemece verilen ilk karar, dairemizin Bozma ilamı ile; “…mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39’uncu maddesi karşısında yerinde ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.”gereğine işaret edilerek araştırma yapılmak üzere bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. …, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. …, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Eldeki davada ise, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, mahkemece, davacının 5434 sayılı Yasa kapsamında geçen fiili hizmet zammının sigortalılık başlangıcından ve yaş haddinden geriye doğru çekilmesi gerektiğinin tespitine yönelen talebi gözetilerek ve uyulan bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde davacı hakkında ilk kez … Sandığına girdiği tarihe göre, 506 sayılı Yasanın geçici 81. Maddesi hükümlerinin uygulanması ile tabi olduğu yaş şartının belirlenmesi ve fiili hizmet zammı süresinin davacının tabi olduğu bu yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine ve fazla istemin reddine dair karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddine dair yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.