YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10190
KARAR NO : 2023/579
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/65 E., 2022/159 K.
FER’Î MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 28.01.2016
HÜKÜM/KARAR : Direnme
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.09.2006 tarihinden 05.09.2014 tarihine kadar davalı …’in “… / …” adresindeki evinde ev hizmetlerinde çalıştığını, müvekkilinin bu süre boyunca sigortasız olarak çalıştırıldığını, müvekkilinin çalışma saatlerinin; 15.09.2006 tarihinden 2013 yılına kadar haftada 3 gün ve günlük çalışma saatlerinin sabah 08.30 ile akşam 17.00-18.00 aralığında olduğunu, zaman zaman fazla çalışma yaptığını, bu 3 günün 1 gününde çalıştığı evde yatılı kaldığını, 2013 yılının Eylül Ayından itibaren işten ayrıldığı 05.09.2014 tarihine kadar haftada 5 gün çalıştığını ve ayda en az 5 gece yatılı kaldığını, 2012 yılından itibaren yaz tatillerinde (yılda 3 ay) ve bu 3 ay boyunca haftanın her günü olmak üzere çalıştığı evde yatılı kaldığını, davalının yılda 3-4 kez yaklaşık 15 gün kadar tatile gittiğini, bu dönemlerde davacının yine çalıştığı evde yatılı kaldığını, dolayısıyla yukarıda belirtilen süreler dışında müvekkilinin her yıl 45 ila 60 gün arası yatılı kalmak zorunda bırakıldığını, bu sebeple 15.09.2006-05.09.2014 yılları arasında sigortalılık süresinin hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı asil 25.02.2016 tarihli celse de kendisinin 05.04.2014 tarihinde işten ayrıldığını beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı … vekili; davacının davalı yanında değil uzun yıllardır davacıyla birlikte yaşayan kayınvalidesi …’ın anında, ilk yıllar haftada 1 veya 2 gün ev işleri için çalıştığını, ölümünden 7-8 ay önce ise …’ın iyice yaşlanıp bakıma ve yardıma ihtiyaç duyduğunda haftada 4-5 gün gelip kendisine yardımcı olduğunu, bu itibarla davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, çalışma süresinin dava dilekçesindeki gibi 2006 yılından itibaren 05.09.2014 tarihine kadar olmadığını, davacının 2007 yılı mart ayı gibi haftada 1 gün ev işleri için gelmeye başladığını, 2014 yılının nisan ayı başlarında da kendi iradesi ile ayrıldığını, …’ın gayrimenkul sermaye iradı ve emekli maaşı olmak üzere ayda yaklaşık 3500,00 TL geliri olduğunu, ölüm anına kadar akli melekelerini düzgün olduğunu, davacıyla ücret ve yapılacak iş konusunda birebir muhatap olan ve ücretini veren kişinin rahmetli … olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, SGK nın davalı taraf olarak gösterilmesinin Yasa ile ortadan kaldırıldığını, davacının çalışma yaptığı evde yatılı kalması ve özellikle yılda 3 ay yatılı kalması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının yardımcısı olduğu … ve diğer ev halkının her yaz 3 ay boyunca Ayvalığa davalının yanına gittiğini ve orada kaldığını, yardımcı olduğu bayanın ve evde başka kimsenin olmadığı 3 ay boyunca davacının evde tek başına üstelik yatılı kaldığı iddiasının mantıklı olmadığını, davacının iştigal konusunun Yasa kapsamı dışında olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve2018/346 Esas,2020/154 Karar sayılı kararıyla; Davacının 2006 yılı Eylül ayında çalışmaya başladığı ve davalının yazlığa gittiği Haziran, Temmuz, Ağustos ayları hariç haftada 3 gün çalıştığı, yazlık dönüşü 01/09/2013 tarihinden itibaren ise haftada 5 gün çalışmaya başladığı ve çalışmasının davacının iddia ettiğinin aksine 05/04/2014 tarihinde sona erdiği kanaatine ulaşılmıştır. Davacı 2014 yılı Eylül ayında işten ayrıldığını beyan etmiş ise de tanıklar işten ayrılma tarihi konusunda 2014 yılını beyan etmelerine rağmen Eylül ayına kadar çalıştığı beyanında bulunmamışlar, davalının yaz aylarında … dışında olması da gözetilerek Nisan ayında işten ayrıldığı iddiasına itibar edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davacının davalı işverenlikte 15/09/2006-01/09/2013 tarihleri arasında Haziran, Temmuz, Ağustos ayları hariç haftada 3 gün, 01/09/2013-05/04/2014 tarihleri arasında haftada 5 gün, 5510 sayılı yasanın 4/1-a maddesi kapsamında prime esas alt kazanç üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve feri müdahil kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 03/06/2021 tarihli ve 2020/1827 Esas, 2021/953 Karar sayılı kararıyla; Somut olayda, Kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında dinlenen tanıklar … ile …’ın beyanları ve tüm dosya kapsamından davacının 2006 yılından itibaren davalıya ait evde çalıştığı, davacının başlangıçta haftada 3 gün geldiği, yaz aylarında davalının eşinin annesi ile birlikte yazlığa gitmesi nedeni ile davacının çalışmadığı, onlarla birlikte yazlığa gittiğinin kanıtlanamadığı, ancak 2013 yılından itibaren her gün gelmeye başladığı anlaşılmakla mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık olması nedeniyle davacı, davalı ve feri müdahil kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin bozma gerekçesine aynen yer verilir.
Mahkemece davacının talebiyle ilgili kısmen kabul kararı verilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. Bu bakımdan öncelikle davacının talebi somutlaştırılmalı, iddiasına konu işyerinde tam olarak ne yaptığı, hangi yıl, hangi dönem ve ne kadar süreyle çalıştığı ayrıntılı olarak açıklatılmalı, mahkemece dava sırasında dinlenen tanıkların ve yeni tespit edilecek bordro ve apartman komşularının tanık olarak anılan dönemle ilgili ayrıntılı ifadeleri alınarak aradaki çelişkiler giderilmeli, dava sırasında komşu işyerlerinde çalıştıklarını belirlenen tanıkların hizmet döküm cetvelleri de getirilerek, ifadelerine başvurulmalı, davalı işyerinin talebe konu dönemdeki faaliyet durumu etraflıca araştırılmalı, sigortalının iddiasına konu kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince tespit edilerek, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerlerinin kapsamı, kapasitesi ile işin ve işyerinin niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm araştırma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bordro ve komşu tanıkların dinlenmesi, tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde çelişkinin giderilmesi, tanıkların hizmet döküm cetvellerinin getirtilmesi, davalı işyerinin talebe konu dönemdeki faaliyet durumunun etraflıca araştırılması ve hizmetinin neden kayıtlara geçmediğinin gereğince tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı dava dilekçesi ve yargılama aşamasında talebini açıkça belirtmiş olup, mahkememizce bu kapsamda araştırma ve inceleme yapılmış, komşu işyeri tanıkları ve taraf tanıkları ayrıntılı olarak dinlenmiş, mahkememizce verilen ilk kararın kaldırılmasından sonra tanık beyanları arasındaki çelişki de giderilerek yeniden hüküm tesis edilmiştir. Mahkememizce verilen karar Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından incelenmiş ve istinaf istemi de reddedilmiştir. Dava 2014 yılında açılmıştır. Bir hizmet tespiti davasının yaklaşık yedi yıl süren yargılaması sonucu toplanması gereken kanıtların tamamının toplandığı, gerekçeli karar içeriğinden anlaşılmaktadır. Gerekçeli kararda da ayrıntılı olarak değerlendirilen kanıtlar mahkememizin kabulünü doğrular nitelikte olup, bozma kararı doğrultusunda araştırılacak herhangi bir husus bulunmamaktadır. Bozmaya uyulup yeniden araştırmaya girildiğinde tüm kanıtların yeniden toplanması ve davanın bir yedi yıl daha devam etmesi anlamına gelmektedir. Diğer yandan bozma kararında kamu düzenine ilişkin ve re’sen araştırma ilkesinin hakim olduğu davada bu ilke kapsamında araştırılması gereken somut eksiklik gösterilmemiştir. Soyut ifadelerle araştırma yapılması gerektiği belirtilen bozma kararına karşı direnme kararı vermek gerekmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı işveren vekili, davacının dava dışı merhum …’ın yanında ayda 10 günü geçmeyecek şekilde çalıştığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, tanık beyanlarının görgüye dayalı olmadığını kararın bozulmasını talep etmiştir.
Feri müdahil SGK vekili dilekçesinde, sigortalılığı görünmeyen bir kişinin sigortalılığının tespit edilemeyeceği, 6552 sayılı Kanunla 5521 sayılı Kanunun 7. Maddesine eklenen fıkra gereği Kuruma husumet yöneltilemeyeceği ve aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık toplanan delillerin yeterli olup olmadığı ve ilk derece mahkemesince verilen kararı karşılayıp karşılamayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
2. Değerlendirme
Davacının açık talebi, taraf tanıkları ve kamu tanığı olan komşu tanıkların davacının talep konusu dönemde çalıştığı yönündeki beyanları ile ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin gerekçesi ve ilk derece mahkemesi direnme hükmünde dayandığı yasal dayanaklar ile gerekçeye göre Dairemize ait anılan bozma ilamının ortadan kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ile ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.1.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
…