Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/1044 E. 2023/1833 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1044
KARAR NO : 2023/1833
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/89 E., 2021/589 K.
DAVA TARİHİ : 04.07.2011
HÜKÜM/KARAR :Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalı-borçlu firmanın değişik tarihlerde müstahsil makbuzu ile alım yaptığı %1 oranındaki tevkifat kesintisi yaptığı halde kurum müdürlüğüne bildirmediği, Vergi dairesindeki bildirimleri üzerinden resen tahakkuk işlemi yapıldığını bu nedenlerle … 12. İcra Müdürlüğünün 2011/5307 sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu firma ise 06.04.2011 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak borca ve faize itiraz ettiği bu nedenlerle itirazın kaldırılarak icra takibinin devamına, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edip takibi durdurmasından dolayı % 40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yapmış olduğu hububat alımlarında müşterilerden hiçbir şekilde Bağ-Kur tevkifatı keserek tahsil edilmediğini, dava konusu %1 lik tevkifatların kesilemeyeceğini, dökümlere bakıldığında davacının belirttiği tarih aralığında toplam tevkifat miktarının 31.260,27 TL olduğunu, takip ve dava konusunun yargılamayı gerektirdiğini, davacının firma aleyhine talep edilen icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.12.2014 tarihli ve 2011/778 E., 2014/830 K., sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Daire kararında; “…Mahkemece yapılması gereken, davacı Kurumun dava dilekçesi ekinde belirttiği şahıslar da gözetilmek suretiyle, davalının sunmuş olduğu şahısların ilgili dönemlerde muafiyet durumu olup olmadıkları araştırıldıktan sonra denetime elverişli (hangi şahıslar için hesaplama yapıldığı belirtilmek suretiyle) bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar vermekten ibarettir…” hususları belirtilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davalı şirketin 02/04/2002 tarihinde mükellefiyet tescili yapıldığı, davalının müstahsil makbuzu ile alım yaptığı ancak yapmış olduğu alımlardan %1 oranında prim tevkifatı yapmadığı anlaşılmış, davalı şirketin satın aldığı ürünler, ürün bedelleri , satın alma tarihlerine ait listeleri sunduğu, davalı şirketin 09/03/2009 tarihinde borcuna mahsuben açıklaması ile Bağ-Kur Genel Müdürlüğü hesabına 3.000,00 TL havale yaptığı ve davalının ödeme açıklamasında tevkifat borcundan bahsetmediği, bu konuda SGK ya müzekkere yazıldığı ve SGK dan gelen yazıda makbuzun okunaklı olmaması nedeniyle makbuz bankası olan Halkbank ile yazışma yapıldığı ve edinilen bilgiye göre yapılan tetkikte bahsi geçen tutarın kurum hesaplarına geçmediğinin bildirildiği anlaşılmış, davalı tarafından yapılan ödemenin tevkifat ödemesi olduğu ve kurum hesaplarına intikal ettiği ispat edilemediğinden mahsup yapılması konusunda yatan paranın hangi borca binaen yapıldığı belli olmayan ve kurum hesabına intikal ettiği ispat edilemeyen ödemenin mahsup edilmesi mümkün değildir. Ayrıca asıl davalı şirketin ürün aldığı tespit edilen kişilere ait sosyal güvenlik durumlarının araştırıldığında 11/04/2012 tarihli yazıda alım yapılan bir kısım kişilerin 2926 sayılı Kanunun 4.maddesi kapsamında tevkifata tabi kişilerden olmadığı ve bu sebeple de davacı kurumun icra takibinde yapmış olduğu hesaplamanın fazla olduğu anlaşılmış ve dosya kapsamına uygun denetime elverişli hüküm kurmaya yeterli 30/07/2021 tarihli bilirkişi raporuna hesaplama yönünden mahkememizce itibar edilmiştir. Davalı borçlunun haksız itirazı ile takibin durduğu , alacağın belirlenebilir ve likit olduğu anlaşıldığından asıl alacak miktarının %20’si oranında borçlu davalı icra inkar tazminatından sorumlu tutulmuştur. ” gerekçesiyle davanı kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yapılan ödemenin mahsubunu yapılmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, lehe kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının değişik tarihlerde müstahsil makbuzu ile alım yapıp tevkifat kesintisi yaptığı halde yapılan kesintilerin kurum kayıtlarına aktarılıp aktarılmadığı ile aktarılmamış ise bu miktarın tespitine yöneliktir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu’nun 4 ncü maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 61 vd. maddeleri ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 77 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.