Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/10442 E. 2022/12042 K. 06.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10442
KARAR NO : 2022/12042
KARAR TARİHİ : 06.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı … … Ltd. Şti. ve fer’i müdahil vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esasdan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı … … Ltd. Şti. ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi

I-İSTEM
Davacı 20.08.2003-04.01.2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitini talep etti.
II-CEVAP
Davalı vekili, davacının sürekli çalışmadığını, davacının arada temizlik işinde çalıştığını, sürekli çalışmanın söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, tanık beyanlarıyla çalışmanın ispatlanamayacağından bahisle davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARLARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, davanın kısmen kabulüne, davacının 06.06.2006-04.01.2010 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının HMK nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esasdan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı şirket vekili, tanıkların neredeyse tamamının davacının ayda 1 kez cam silmek için geldiğini beyan ettiğini, yalnızca tanık …’nün davacının lehine beyanda bulunduğunu, adı geçen tek tanığın beyanına itibar edilerek hüküm kurulduğunu, kararda denetime elverişli, tereddütten uzak bir gerekçenin yer almadığını, davacının hizmet tarihlerinin ne şekilde belirlendiğinin açık olmadığını, fiili çalışmanın ispat edilemediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, feri müdahil Kurum vekili, her iki davalı yönünden hüküm kurulmuş olmasına rağmen davacının tek bir işyerinde çalıştığının iddia edildiği, hükmün bu yönden açık ve net olmadığını, …- … … adında bir işletme olmadığı, öncelikle davanın, bu davalı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, hükümde ” davalılara ait işyerinde çalıştığının kabulüne” karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının iddiası ve davacı tanıklarının beyanını esas alındığını, fiili çalışmanın ispat edilemediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
İnceleme konusu dosyada; Davanın … …- … … iş yerinde 20.08.2003-04.01.2010 döneminde çalıştığının tespiti talebiyle açıldığı, 26.05.2015 tarihli celsede davacının davasını … … Ltd.Şti.’ne yönelttiği, mahkemenin aynı tarihli ara kararında; davalı ünvanının düzeltilerek davaya devam olunmasına, uyap sistemindeki davalı ünvanının da bu şekilde düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunun 294/4. maddesi; “zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.” hükmü gereği zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HMK.’nun 294 ve 297’inci maddelerine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa ve gerekçeli kararın birbirinden farklı olması kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK.’nun değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır.
Mahkemece 26.05.2015 tarihli celse de husumetin … … Ltd. Şti.’ne yöneltilmesi isteğinin HMK 124. madde kapsamında kabul edilmesi ve uyap sistemindeki davalı ünvanının bu şekilde değiştirilmesine karar verildiği halde davada, davalı olarak taraf sıfatı kalmayan …’ın karar başlığında gösterilmesi ve hakkında hüküm tesis edilmesi yerinde değildir.

Davacı tarafından 20.08.2003-04.01.2010 tarihleri arasında …… Ltd. Şti. çalıştığının tespitini istemiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek kısa kararda davacının davalı iş yerinde 06.06.2006-04.01.2010 tarihleri arasında, gerekçeli kararda ise davacının davalılara ait iş yerinde 06.06.2006-04.01.2010 tarihleri arasında çalıştığına hükmedilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması yukarıda anılan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine aykırılık teşkil etmekte olup, isabetli değildir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmektedir.
O hâlde, davalı … … Ltd. Şti. ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.