YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10474
KARAR NO : 2022/14149
KARAR TARİHİ : 15.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalılardan … ve … vekilleri ile fer’i müdahil … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılardan … ve … vekilleri ile fer’i müdahil … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının, 01/06/2007-01/09/2014 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının tespitini istediği tarihlerde işyerinde işçi olarak çalıştığını, işçilik alacaklarının tahsili istemli açılan davada davalının kendisine düşen miktar kadar davacıya ödemede bulunduğunu belirterek, davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, bu durumun … 2. İş Mahkemesinin 2015/237 Es. sayılı dosyasında yapılan yargılama ile ispatlandığını, davacının diğer davalı …’in çalışanı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının davalı …’in çalışanı olduğunu, davayı yalnızca ona yöneltmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Feri Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile; davacı … T.C no’lu davacının …’da tescili bulunmayan davalılara ait Meydan Mahallesi … Cad. … Apt. No:99 …/Hatay adresinde kurulu iş yerinde 29/02/2008-15/08/2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı asgari ücretle kesintisiz olarak çalıştığının ve bu çalışmalarının da … bildirilmediğinin tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalılar … ve … ile feri müdahil vekillerinin … 1. İş Mahkemesinin 08.06.2021 tarih ve 2019/589 Esas – 2021/394 sayılı kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı … vekili, davacı ile davalı arasında hiçbir zaman işçi işveren ilişkisinin kurulmadığını, çelişkili tanık beyanlarının hükme esas alındığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, temyizen bozulmasını istemiştir.
Davalı … vekili, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının davalı …’in çalışanı olduğunu, keşifte dinlenen tanık beyanlarının nazara alınmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
Fer’i müdahil … vekili, davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, çalışma olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığını, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Anayasamızın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 149. (HMK’nun 28.) maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanunun 297. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde ise:
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.
Kısa karar, bir davayı sona erdiren (Niha-i) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/21-23E 268 K, 2012/6–97 E 203 K, 2012/10–149 E 291K sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Mahkemece, kısa kararda “davanın kısmen kabulü ile; davacı … T.C no’lu davacının …’da tescili bulunmayan davalılara ait Meydan Mahallesi … Cad. … Apt. No:99 …/Hatay adresinde kurulu iş yerinde 29/02/2008-15/08/2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı asgari ücretle kesintisiz olarak çalıştığının ve bu çalışmalarının da … bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verildiği halde, gerekçeli kararda “davanın kabulü ile; davacı … T.C no’lu davacının …’da tescili bulunmayan davalılara ait Meydan Mahallesi … Cad. … Apt. No:99 …/Hatay adresinde kurulu iş yerinde 29/02/2008-15/08/2014 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı asgari ücretle kesintisiz olarak çalıştığının ve bu çalışmalarının da … bildirilmediğinin tespitine” şeklinde hüküm kurularak, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulduğu görülmektedir. Açıklanan sebeple mahkemece HMK 297’nci maddesi kapsamında çelişki içermeyen ve kısa karara uygun şekildeki bir gerekçe ile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan … ve … vekilleri ile fer’i müdahil … vekili bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 15.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.