Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/10534 E. 2022/13637 K. 03.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10534
KARAR NO : 2022/13637
KARAR TARİHİ : 03.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
No :

Dava yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili özetle; müvekkilinin Almanya ülkesinde ev hanımı olarak çalışmış olduğundan bu çalışma süreci ile birlikte Türkiye’de “3201 Sayılı Kanuna göre borçlanarak emekli olmayı 26.09.2014 tarihinde Elazığ Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğüne başvurmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan hesaplama sonucunda müvekkilemin 55 yaş 25 yıl ve 4500 gün doldurması halinde emekli olabileceği hususu müvekkiline ekli yazının … tarihinde yazılan yazıdan da anlaşılacağı üzere yurt dışı borçlanma talebinin kabul edildiğini, buna göre “Müvekkiline gönderilen 3201 Sayılı Kanuna göre Düzenlenen … Gereğince belirlenen 3600 gün sayısı gereğince 43,545.60 TL’nin 3 ay içerisinde “…-Borçlanma Kanunu ile T.C. Kimlik numarası belirtmek üzere yatırılmasının istenildiğini, müvekkilinden istenilen miktar müvekkili adına eşi Ahmet Akkuzu tarafından 06.07.2015 tarihinde 34.000 TL nakit yatırıldığını, yine 21.07.2015 tarihinde 9.545.60 TL nakit yatırıldığını, müvekkilinin başvuru belgelerini dava dilekçesine eklediklerini, müvekkilinin emeklilik için başvurması sonucunda SGK Genel Müdürlüğü ve SGK İl Müdürlüğü tarafından yapılan işlemler sonucunda emekliliğe hak kazanma işlemleri sonucunda emeklilik sonucunun 03.06.2019 tarihinde emekli olacağının kararlaştırıldığını, ancak bilahare 06.11.2018 tarih 2018/38 sayılı emeklilik işlemleri genelgesi gereğince ev kadınlığı süreleri borçlanmasında sigortalılık başlangıcı olarak bu genelge gereğince 3600 gün şartında emekli olabilenler için 08.09.1990 tarihinden önce çalışma ve işe girişin olması lazım” nedeniyle 06.11.2018 tarihinde çıkan genelgeye istinaden ev kadınlığı emekliliğinin geriye çekilemeyeceği nedeniyle müvekkilinin emekliliğinin 58 yaş 7000 gün olarak gerektiği düşünmesi ile emekli hakkı uygulaması nedeniyle yapılmadığını, halbuki müvekkilinin 2015 yılında başvurduğunu, o dönemdeki Sigorta Yasası Uygulamasında 58 yaş 25 yıl 4500 gün olarak kabul edildiğini ve yasa gereğince emekliliğe hak kazandığını, bu durumun müvekkilinin kanun gereğince müktesep hak olarak kazanılmış bir durum olduğunu, onun için kanuna karşı genelgenin yasalar gereğince bağlayıcı bir hukuki nedeni olmadığını, bu açıdan 06.11.2018 tarih 2018/38 Sayılı Genelgenin müvekkili açısından bağlayıcı hiçbir neden olmadığından müvekkilinin kazanılmış bir hak olarak emekliliğine verilen kararın Genelgenin kaldırılması ile müktesep hak olarak yapılan işlemlerin uygun olduğu hususun tespitine müvekkilinin emeklilik hakkının gerçekleştiği nedeniyle emekli hakkının kazandığı hususunun tespitine karar verilmesi gerektiğini beyanla, müvekkilinin emekliliği hak ettiğinin tespitine. yatırılan paraya karşı dava hakkının tutulmasına. yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V-TEMYİZ NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ
Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanunun 5. maddesi; “Madde 5 – (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) (Değişik fıkra:17/7/2019-7186/10 md.)Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/79 md.) Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini, bu Kanuna göre borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz.(Ek cümle: 10/9/2014-6552/29 md.) Ancak, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce âkit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir. (Ek fıkra:17/7/2019-7186/10 md.) Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlandırılması hâlinde bu süreler 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde yer alan hükümler esas alınarak Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinden, Türkiye’de sigortalılık yok ise borçlanma tutarının tamamen ödendiği tarihten geriye götürülen sürelere ait ilgili aylara mal edilir.” düzenlemesini içerir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde davacının Türkiye’de, 5510 sayılı Yasanın 4/1.(a) maddesi kapsamında işe giriş tarihi olan tarihten, 3201 sayılı yasa uyarınca borçlandığı süre kadar geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresinin belirlenmesi işleminin yasal düzenlemeye uygun olduğu, yine davacının yurt dışında fiilen çalıştığı tarihin, Türkiye’de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi yerinde ise de, anılan sigortalılık başlangıç tarihinden davacının ev hanımlığında geçen süre kadar geriye gidilmek sureti ile davacının sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.