YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10584
KARAR NO : 2022/13379
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
No :
Asıl ve birleşen davalar, davacıya ölen babasından aldığı ölüm aylığını kesen Kurum işleminin iptali, aylığın yeniden bağlanarak faizleriyle tahsili ve menfi tespit istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf isteminin kabulüyle kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı iddiası ile yetim aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve kesilen aylıkların yeniden bağlanarak ödenmeyen aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine, davacının kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II- CEVAP
Davalı vekili, dava açılmadan önce SGK’ya müracaat etme zorunluğulu olduğunu, davacının boşandıktan sonra eşiyle yaşadığının polis marifetiyle yapılan araştırmada tespit edilmiş olduğunu, kontrol memuru tarafından yapılan araştırmada aynı hususun tespit edildiğini, boşanmanın babasından yetim aylığı almaya yönelik olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davanın kabulü ile esas dava yönünden davalı Kurumun davacı aleyhine düzenlemiş olduğu denetmen raporunun iptaline, kesilen aylıkların kesilme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya iadesine; davacıya bağlanan ölüm aylığının devamına” karar verilmiştir.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
09/05/2018 tarihli İnceleme Raporunda, davacının oturduğu apartmanın 1 numaralı daire sakinine sorulduğunda davacı ile eski eşinin birlikte yaşadıklarının belirtildiği, bu sırada 2 numaralı dairenin kapısını davacının açtığı ve boşandığı eşinin evde olmadığını belirttiği, o sırada davacının bulunduğu adresin eski eşinin adres kayıt sisteminde kayıtlı adresi olduğu, Medula sisteminde davacı ile eski eşinin çeşitli tarihlerde aynı sağlık kurumuna başvurdukları, aynı eczanelerden ilaç alışverişinde bulundukları, davacının boşandığı eşinin yatarak tedavi edilmesine ilişkin hasta giriş kağıdında hasta yakını ve yakınlık derecesi olarak eşi yazılmak suretiyle davacının refakat ettiğinin belirtildiği, anestezi hizmetleri için bilgilendirme formu ve rıza formunda da davacının … olarak boşandığı eşinin soyismi ile imza attığı anlaşıldığından davacı ve eski eşinin, boşanma sonrasında da birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı Yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediği gerekçeleriyle;
“HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ,
Davanın ve birleşen Mersin 6. İş Mahkemesinin 2018/241 Esas 2018/21 Karar sayılı davasının reddine” karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, eşlerin gerçkten boşanıp fiilen ayrı yaşadıkları, dinlenen tanıkların boşanmanın gerçek olduğunu doğruladıkları, boşanılan eşin 14.06.2020 tarihinde farklı bir adreste öldüğü, eşlerin adreslerinin de farklı olduğu, aynı gün gidilen hastanenin çok büyük olup yaşlı ve hastalıklarının bulunması sebebiyle aynı gün hastaneye gitmiş ve aynı eczanelerden ilaçlarını almış olabilecekleri, bunun birlikte yaşadıklarını göstermeyeceği, kurum tespitlerinin sübjektif olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un 28., 45., 5490 sayılı … Hizmetleri Kanunu’nun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili … müdürlüklerinden sağlanan … kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili … müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, medula sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin her ikisinin de adres kayıtlarına göre ayrı ayrı araştırma ve inceleme yapılarak eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de karar gerekçesinde yer alan denetim raporundaki tespitlere yönelik bir bilgi belge rapor ekinde bulunmayıp, mahkemece dinlenen tanık beyanları ve yaptırılan zabıta araştırmalarına itibar edilmemiştir. Mahkemece davacı aleyhine beyanda bulunduğu kabul edilen Aşur ve isimleri tespit edilemeyen tanıklar ve rapor ekinde bulunmayan hastane kayıtları esas alınarak karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece, boşanan eşlerin hastane ve tedavi kayıtları getirtilmeli, birlikte hastaneye gidilen tarihler ve refakat dönemleri araştırılmalı, 4 farklı eczaneden alışveriş yapılmasının, sadece davacının refakatçi olmasının tek başına fiili birlikteliğin kabulü için yeterli olmadığı gözetilmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereğince yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.