Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/10586 E. 2022/13941 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10586
KARAR NO : 2022/13941
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
No :

Dava, ödeme emrinin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin 11.07.2006-05.05.2009 tarihleri arasında birlik başkanlığında meclis encümeni olarak görev yaptığını, 10.11.2014 tarihinde görevinden ayrıldığını, davalı kurum tarafından, davacı hakkında Karaisalı … borcundan kaynaklı olarak ödeme emri düzenlendiğini, düzenlenen ödeme emirlerinin zamanaşımına uğradığını, kurum tarafından davaya konu borcun gerekçesini açık ve net olarak belirtmediğini belirterek kurum tarafından düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde, Karaisalı … iş yerinin cevabı yazısında borca konu 2006,2007,2008 ve 2009 yıllarında davacının Birlikte yönetim korulu üyesi olduğu, prim borcundan sorumlu olabilmek için yönetim kurulu üyesi olmanın yeterli olduğunu, davaya konu ödeme emirlerine yapılandırma müracaatında bulunulduğunu ödeme yapıldığında zamanaşımını kesen işlemler nedeniyle borcun zamanaşımına uğramadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“1-Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile,
Davacı adına düzenlenen 2007/16549 sayılı ödeme emrinin 2006/12-2007/03-04 prim
Davacı adına düzenlenen 2007/16550 sayılı ödeme emrinin 2006/12 ve 2007/03-04 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2007/16551 sayılı ödeme emrinin 2006/12 ve 2007/03-04 damga vergisi,
Davacı adına düzenlenen 2008/011817 sayılı ödeme emrinin 2007/5-12 prim
Davacı adına düzenlenen 2008/011818 sayılı ödeme emrinin 2007/5-12 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2008/011819 sayılı ödeme emrinin 2007/5-12 damga vergisi,
Davacı adına düzenlenen 2012/014709 sayılı ödeme emrinin 2008/1-9 prim
Davacı adına düzenlenen 2012/014709 sayılı ödeme emrinin 2010/1 prim
Davacı adına düzenlenen 2012/014709 sayılı ödeme emrinin 2010/2-12 ve 2011/1 prim
Davacı adına düzenlenen 2012/014709 sayılı ödeme emrinin 2011/2-9 prim
Davacı adına düzenlenen 2012/014710 sayılı ödeme emrinin 2008/1-8 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2012/014710 sayılı ödeme emrinin 2010/1 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2012/014710 sayılı ödeme emrinin 2010/2-12 ve 2011/1 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2012/014710 sayılı ödeme emrinin 2011/2-9 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2012/015769 sayılı ödeme emrinin 2011/10-12 prim
Davacı adına düzenlenen 2012/015770 sayılı ödeme emrinin 2011/10-12 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2012/015771 sayılı ödeme emrinin 2008/1-9, 2010/1-12 ve 2011/1-12 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2012/020858 sayılı ödeme emrinin 2010/9 ve 2011/5 İPC
Davacı adına düzenlenen 2012/020906 sayılı ödeme emrinin 2012/1-2 prim
Davacı adına düzenlenen 2012/020907 sayılı ödeme emrinin 2012/1-2 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2012/020908 sayılı ödeme emrinin 2012/1-2 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2012/02852 sayılı ödeme emrinin 2012/3 prim
Davacı adına düzenlenen 2012/02853 sayılı ödeme emrinin 2012/3 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2012/02854 sayılı ödeme emrinin 2012/3 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2012/040887 sayılı ödeme emrinin 2012/4-9 prim
Davacı adına düzenlenen 2012/040888 sayılı ödeme emrinin 2012/4-9 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2012/040889 sayılı ödeme emrinin 2012/4-10 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2013/036763 sayılı ödeme emrinin 2012/10-12 ve 2013/1 prim
Davacı adına düzenlenen 2013/036764 sayılı ödeme emrinin 2012/10-12 ve 2013/1 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2013/036765 sayılı ödeme emrinin 2012/10-12 ve 2013/1-2 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2013/063841 sayılı ödeme emrinin 2013/2-5 prim
Davacı adına düzenlenen 2013/063842 sayılı ödeme emrinin 2013/2-5 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2013/079009 sayılı ödeme emrinin 2013/6-10 prim
Davacı adına düzenlenen 2013/079010 sayılı ödeme emrinin 2013/6-10 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2013/079011 sayılı ödeme emrinin 2013/9 İPC
Davacı adına düzenlenen 2013/079012 sayılı ödeme emrinin 2013/3-10 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2014/031682 sayılı ödeme emrinin 2013/11-12 ve 2014/1 prim
Davacı adına düzenlenen 2014/031683 sayılı ödeme emrinin 2013/11-12 ve 2014/1 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2014/031684 sayılı ödeme emrinin 2013/11-12 ve 2014/1 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2015/018532 sayılı ödeme emrinin 2014/5-12 ve 2015/1-5 prim
Davacı adına düzenlenen 2015/018533 sayılı ödeme emrinin 2014/5-12 ve 2015/1-5 işsizlik prim
Davacı adına düzenlenen 2015/018534 sayılı ödeme emrinin 2014/5-12 ve 2015/1-5 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2015/028886 sayılı ödeme emrinin 2014/2-4 ve 2015/6-10 prim
Davacı adına düzenlenen 2015/028887 sayılı ödeme emrinin 2014/2-4 ve 2015/6-10 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2015/028888 sayılı ödeme emrinin 2014/3 İPC
Davacı adına düzenlenen 2015/028889 sayılı ödeme emrinin 2014/2-4 ve 2015/6-10 damga vergisi
Davacı adına düzenlenen 2017/018546 sayılı ödeme emrinin 2015/11-12 ve 2016/1-10 prim
Davacı adına düzenlenen 2017/018547 sayılı ödeme emrinin 2015/11-12, 2016/1-12 ve 2017/1-7 işsizlik primi
Davacı adına düzenlenen 2017/018548 sayılı ödeme emrinin 2015/11-12, 2016/1-12 ve 2017/1-5 damga vergisi sayılı ödeme emirlerinin iptaline, davacının borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
“I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) Davacı vekili, dava dışı Karaisalı Sulama Birliği’nin üst düzey yöneticisi olduğundan bahisle adına düzenlenen 2006/12-2017/7 dönemine ait prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi, idari para cezası borçlarından oluşan toplam 58 adet ödeme emrinin zamanaşımı def’i de ileri sürerek iptalini talep etmiş, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi hükmünün, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki dönemde; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacağı Borçlar Kanunu 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 506 sayılı Kanunun 80. maddesinde 3917 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 6183 sayılı Kanun m. 102 ve devamı maddeleri uyarınca zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılmış, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesi ile birlikte 102. maddesinin uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 10 yıllık zamanaşımı dönemine geri dönülmüştür.
Diğer taraftan; 6183 sayılı Yasa’nın 103. maddesi ile tahsil zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup; anılan düzenlemede; ” 1. Ödeme, 2. Haciz tatbiki, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukarıdaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. amme alacağının teminata bağlanması, 9. kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, 11. (Ek bent: 25/12/2003 – 5035 S.K./1. md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı, yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın, kaza mercilerince durdurulması hallerinde, zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükmü öngörülmektedir. Bu kapsamda zamanaşımı süreleri dava konusu prim borçlarının dönemleri itibariyle değerlendirilmeli, zamanaşımına uğramayan borçların varlığının tespiti halinde, yukarıda belirtilen mevzuat kapsamında yapılacak değerlendirme ile varılacak sonuca göre hüküm tesisi gereklidir.

Bu bakımdan Mahkemece, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ödeme emirlerinin iptaline yönelik verilen karar isabetlidir.
2) Öte taraftan, tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanunun 80/12 maddesi, “Sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.
Somut olaya dönüldüğünde, davacının Sulama Birliği Yönetim Kurulu üyesi olduğu dönem yönünden zamanaşımına uğramayan ödeme emirleri yönünden yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Dosya kapsamında bulunan belgelerin incelenmesinde, dava dışı Karaisalı Sulama Birliği tarafından davacının 2006-2009 dönemleri arasında yönetim kurulu üyeliği yaptığı, bu dönemlerde Birlik yönetim kurulu kararlarına imza atmaya yetkili olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, Mahkemece zamanaşımına uğramayan dönemlere ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirleri yönünden davacının hangi dönemlerde yönetim kurulu üyesi olduğu ilgili Kaymakamlık kayıtları ve karar defterleriyle birlikte araştırılarak belirlendikten sonra belirlenen dönemlerde birliği temsil ve ilzama yetkili olup olmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
3) Davacı adına düzenlenen 2012/020858, 2013/079011, 2015/028888 nolu ödeme emirlerinin idari para cezasına ilişkin olduğu görülmekle, bu ödeme emirleri bakımından davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi olup, anılan maddede işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ancak, idari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı belirgindir.
Hal böyle olunca, öncelikle, Kurum tarafından bizzat davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararı bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi hükmü gözetilerek uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır. “Kurumca verilecek idari para cezaları” başlığını taşıyan 102’incı madde, idari para cezaları, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilen karara karşı ilgililerce başvurulacak yargı yolu ve zamanaşımı konusunda düzenleme içermektedir. İdari para cezasına karşı fiilin işlendiği tarihteki yasal düzenlemeye göre süresi içinde Kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilmesi halinde yine süresi içinde ilgili Mahkemeye dava açılmaması ya da ilgili Mahkemece itirazın reddine karar verilmesi hallerinde idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Kesinleşen idari para cezasına karşı İş Mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açılamaz.
Mahkemece, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası varlığı halinde, yukarıda açıklanan prosedür çerçevesinde, 506 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varlığı saptandığında idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, yapılacak araştırma sonucu, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından davacının şahsen sorumlu olmayacağı gözetilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, idari para cezalarına ilişkin ödeme emirleri yönünden öncelikle idari para cezalarının davacının şahsında tahakkuk ettirilip ettirilmediği araştırılmalı, sonucuna göre yukarıda belirtilen prosedür değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.