Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/10630 E. 2022/15063 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10630
KARAR NO : 2022/15063
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No :

Asıl ve birleşen davalar, 5434 sayılı Yasa kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, emeklilik başvurusu yapılabilecek tarihin 02.12.2018 tarihi olarak tespiti ve 01.09.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili 01.12.2017 tarihli dilekçesinde özetle, müvekkilin askeri öğrenci olarak göreve başladığı Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı kanuna tabi olarak muvazzaf subay (pilot) olarak çalıştığını, 10.03.2010 tarihinde istifa ederek özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığını, müvekkilin hizmet sürelerinin birleştirilmesi ve fiili hizmet süresinin tespiti, bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin yaş haddinden geri çekilmesi ile emeklilik tarihinin tespiti amacıyla davalı kuma başvurduğunu, kurum tarafından fiili hizmet zammının 3 yıl 10 ay 15 gün olarak tespit edildiğini, davalı kurum tarafından verilen yazıda müvekkilin 51 yaşını doldurması ile emekli olabileceğini bildirdiğini, bu durumun yasaya aykırı olduğunu, 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi ve 7. maddesinde 5434 sayılı Kanunun uygulanmaya devam edeceğinin belirtildiğini, müvekkilin 5434 sayılı ….. Sandığı Kanunu’nun 32. maddesindeki düzenlemeye göre fiili hizmet süresine zam yapılanlardan olduğu, müvekkilin hizmet başlangıç tarihinin 15.1.1990 olduğu, 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bu tarihten geri çekilmesi ile hizmet başlangıç tarihinin 31.12.1986 tarihi olacağı, bu tarihe göre müvekkilin emeklilik yaşının 50 olacağı, müvekkilin 50 yaşını doldurduğu 17.10.2022 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 gün düşüldüğü zaman emeklilik tarihinin 02.12.2018 olacağı, müvekkilin emekli olacağı tarihin hesaplanması için davanın açıldığı belirtilmiştir.
… Anadolu 20. İş Mahkemesi 2019/318 Esas sayılı dosyası incelendiğinde davacının kuruma emekli aylığının bağlanması yönünde yapmış olduğu 20/05/2019 tarihi göz önünde bulundurularak hak kazanmış olduğu aylıkların 01/06/2019 tarihinden itibaren bağlanması gerektiği ile ödenmemiş aylıkların 01/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
II-CEVAP:
Davalı ….. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açmadan önce kuruma başvuruda bulunulması gerektiğini, kurum işleminin yasal mevzuata ve usulüne uygun olup, davacının tahsis talep tarihi itibarıyla gerekli şartları taşımadığını, fiili hizmet gün sayısının yaşına ilave edilmesinin mümkün olmadığını, kurum işleminin doğru olduğunu belirterek davanın dava şartı yokluğundan ve esastan reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Emeklilik yaşının tespitinde Kurumca 506 sayılı Kanunun geçici 81/B-h bendi dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, bu husustaki nihai takdir Mahkemeye ait olmakla birlikte, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun ilgili hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmasının uygun olacağı, kurum tarafından 506 sayılı kanunun geçici 81/B-h bendi dikkate alınarak hesaplama yapılması ile bulunan 17.10.2023 emeklilik tarihinden davalının 23.05.2002 tarihine kadar olan FHZ’sinin indirilmiş olması durumunda emeklilik tarihi 1 yıl 11 ay 3 gün geri çekilerek 14.11.2021 olarak tespit edileceği 17.10.2023 tarihinden, davacının toplam FHZ süresi olan 3 yıl 10 ay 15 günlük sürenin yaş haddinden geri çekilmesi ile emeklilik tarihi 02.12.2019 tarihi olarak tespit edileceği, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu Geçici 205. maddesi hükümlerine göre emeklilik yaşının hesaplanması ile davacının emeklilik yaşını 17.10.2022 olarak tespit edileceği, davacının toplam fiili hizmet süre zammının bu tarihten geri çekilmesi ile davacının emekliliğe hak kazandığı tarihin 02.12.2018 olarak tespit edileceği, davalının emekliliğe hak kazandığı asıl tarihin de 02.12.2018 olduğunun değerlendirildiği, nihai takdirin Yüce Mahkemeye ait olduğu,” yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmiş olduğu raporu mahkememize ibraz edilmiştir.
Davalı SGK vekilinin itirazları üzerine dosya resen seçilen yeni bir bilirkişiye tevdi edilmiş olup, alınan raporun bir önceli bilirkişi raporunu doğrular mahiyette olduğu ile hüküm kurmaya ve denetime yeterli olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, davacının kurum kayıtları, birleşen dava dosyası ve alınan bilirkişi raporları değerlendirilmekle birlikte, davacının fiili hizmet zammı süresi uygulanmak suretiyle sigortalılık başlangıcı ile emeklilik yaş haddinin geriye çekilmesi ve bu haliyle davacının 02/12/2018 tarihi itibarı ile emekliliğini doldurmuş olduğunun ve birleşen dava dosyası doğrultusunda aylıkların bağlanması için kuruma yapmış olduğu 20/05/2019 tarihli başvurusunu takip eden ay başı olan 01/06/2019 tarihi itibari ile emekli maaşı almaya hak kazandığı ve birikmiş emekli aylıklarının 01/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kendisine ödenmesi gerektiğinin tespitine yönelik karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere
Davanın ve birleşen davanın kabulü ile davacının 02/12/2018 tarihi itibarı ile emekliliğini doldurmuş olduğu ile; Kuruma başvuru tarihi olan 20.05.2019 tarihini takip eden ay başı olan 01/06/2019 tarihi itibari ile emekli maaşı almaya hak kazandığı ve birikmiş emekli aylıklarının 01/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini tespitine, dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi, 17.10.1972 doğumlu davacının 15.11.1990-14.09.1994 tarihleri arasında 3 yıl 10 ay (öğrenci) ve 15.09.1994-14.03.2010 tarihleri arasında 15 yıl 6 ay 4/1-c bendi kapsamında hizmetinin ve 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, 02.04.2010 – 30.09.2017 tarihleri arasında 4/1-a bendi kapsamında 2681 gün prim ödemesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının 26.10.2017 tarihli talebinin 26.10.2017 tarihli Kurum kararı ile 51 yaş, 5450 gün ve 25 yıl koşullarından 51 yaş koşulunu yerine getirmesi halinde tahsis müracaatında bulunabileceğinin bildirildiği, davacının 20.05.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu ve kurumun 13.06.2019 tarihli yazısı ile 51 yaş, 5450 gün ve 25 yıl koşullarından 51 yaş koşulunu 12.08.2023 tarihinde dolduracağından yapılacak işlem bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği görülmüştür.
Fiili hizmet süresi zammının 3 yıl 10 ay (1380 gün) olduğu, fiili hizmet süresi zammının 23.05.2002 tarihine kadarki kısmının 692 gün (1 yıl 11 ay 2 gün) olduğu, buna göre davacının 23.05.2002 tarihinden önceki toplam hizmet süresinin askeri öğrencilik nedeniyle hizmetten sayılan süresi ile birlikte (3 yıl 10 ay askeri öğrenci + 7 yıl 8 ay 8 gün muvazzaf subay + 1 yıl 11 ay 2 gün fiili hizmet zammı olmak üzere) toplam 13 yıl 5 ay 10 gün olduğu, buna göre erkek olan davacının 25 yıl 51 yaş 5450 gün üzerinden yaşlılık aylığına hak kazanacaktır.
Somut olayda, davacının 17.12.2019 tarihi itibariyle sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşulunu sağladığı açıktır.
Davacı, 20.05.2019 tarihli dilekçesinde, yaşlılık aylığı işlemlerinin yapılmasını, talep etmiştir. Eldeki dava dosyasında ise “davacının 02.12.2018 tarihi tarihinde yaşını doldurarak emekliliğe hak kazandığı” düşüncesiyle Sosyal Güvenlik Merkezine emeklilik aylığı bağlanması talebiyle başvurulan 20.05.2019 tarihini takip eden 01.06.2019 tarihinden itibaren emeklilik aylığının bağlanması ve birikmiş aylıkların 01.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
17.10.1972 doğumlu davacı 51 yaşını17.10..2023 tarihinde doldurmakta ise de fiili hizmet süresi zammının tamamı olan 3 yıl 10 ay kadar geriye gidilmesiyle 17.12.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacaktır. Bu nedenle davacının 20.05.2019 tarihinden itibaren emeklilik ve yaşlılık aylığı bağlanması müracaatında bulunabileceğinin tespitine karar verilmesi mümkün olmadığı gibi; Kurum, davacının yaşlılık aylığına hak kazanması için 51 yaşını doldurması gerektiğini savunmakta ise de Kurumun fiili hizmet süresi zammını yaştan düşmeme biçimindeki işlemi de 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi karşısında hukuka uygun değildir.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında; mahkemece, asıl dava bakımından , davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacının 20.05.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstehak olduğu düşüncesiyle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendine göre kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, Asıl dava bakımından Davanın kısmen kabulüne 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen emeklilik yaş haddinden düşmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
A)Davalı kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … Anadolu 29. İş Mahkemesi’nin 16/01/2020 tarihli, 2017/1552 Esas – 2020/44 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
1) Asıl dava bakımından Davanın kısmen kabulüne 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin tamamının 506 sayılı Kanun’un Ek 39’uncu maddesi gereğince Geçici 81’inci maddede belirtilen emeklilik yaş haddinden düşmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, aslen kendisi hakkında İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde ve hukuka uygun olduğunu ve fiili hizmet zammı süresinin davalı Kurum işlemlerinin aksine uygulanması ile yaşlılık aylığı yönünden müstahak olduğunu belirterek, asıl ve birleşen davalarının kabulü yerine yazılı şekilde karar tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı Kurum vekili ise, esasen davalı kurum işleminin yerinde olduğunu, davacının hem asıl davada hem de birleşen davada taleplerinin mümkün olmadığını belirterek her iki davasının da reddi gerektiğini belirtmiş ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Asıl davada davacı, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülerek, yaşlılık aylığı talebinde bulunabileceği tarihin 02.12.2018 tarihi olarak tespitini, birleşen davada ise 01.09.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faizi ile birlikte kurumdan tahsilini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Yasa kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Yasadaki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Yasa kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.
5434 sayılı Yasanın 10. kısmında (31. ila 34. maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11. kısmında (35 ila 38. maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.
5434 sayılı Yasanın 31. maddesinde “Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet” olarak tanımlanmış, 32. maddesinde; İştirakçilerin, 5434 sayılı Yasa kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32’nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da, Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34. maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.
Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Yasanın geçici 205. maddesinde de, 32’inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.
5434 sayılı Yasada düzenlenen “itibari hizmet” süresi ise, 35. maddede “Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir” şeklinde tanımlanmış, 36. maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.
506 sayılı Yasanın ek 5. maddesinde de “itibari hizmet süresi” kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, “506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.” hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı Yasanın Ek 39’uncu maddesinde de “Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6’ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun’un 60. ve Geçici 81’inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Konu, son olarak 5510 sayılı Yasa ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren “Fiili hizmet süresi zammı” başlıklı 40. maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.
5510 sayılı Yasanın “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesinde yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.” hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81’inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “….çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39’uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eklemek gerekirse, tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması, kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılıp vekil ile temsil olunan davalı Kurum yararına da avukatlık ücreti belirlenmesi gereği de bozma sonrası yapılacak yargılamada dikkate alınmalı ve buna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, mahkemece, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğine ilişkin kabul ve uygulama yapılması yerinde ise de, 23.05.2002 tarihi öncesinde geçen fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesi ile bu aşamadan sonra tahsis şartlarından ola yaş şartının belirlenmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacı ve davalı kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.