YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10770
KARAR NO : 2022/16764
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No : 2019/1057-2021/1001
İlk Derece
Mahkemesi : … 36. İş Mahkemesi
No : 2017/115-2019/115
Dava, davalı Kurumca yersiz ödeme olduğu iddiası ile tahakkuk ettirilen borcun iptali ile kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davacı ve davalının istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşinden ve babasından dolayı 1479 sayılı Yasa kapsamında aylık alırken Haziran 2016 ayında aylıklarından kesinti yapıldığım, aylık tutarının da düşürüldüğünü, davalı Kurumun kesinti ve aylığının azaltılmasının hatalı aylık ödemesinden kaynaklandığını belirttiğini, davalı Kurum işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davalı kurumun müvekkilinin maaşlarını düşürülmesine ve kesinti yapılmasına ilişkin işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, davacının dilekçesinde talep ettiği şekli ile sosyal güvenlik haklarından yararlanmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve davacı ile murisi eşi hakkında yapılan işlemlerin mevzuata uygun ve yerinde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkememizce yapılan incelemede; davacıya eşinden ve babasından dolayı 1479 sayılı Yasa kapsamında aylık alırken Haziran 2016 ayında aylıklarından kesinti yapıldığını, aylık tutarının da düşürülmesi üzerine açılan davada, davacının eşi … Yılmaz’ın 1479 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, 29.08.2007 tarihinde vefatı üzerine davacı adına ölüm aylığı olarak devam ettirildiği, Kurum tarafından yapılan 13.07.2016 tarihli yeniden inceleme sonucunda, son 7 yıl içindeki sigortalılık sürelerinin çoğunun 2926 sayılı Yasa kapsamında olduğu göz önüne alınarak aylıkları ilk bağlama tarihi olan 01.02.1994 tarihinden itibaren yersiz ödemelere ilişkin 29.478,38 TL tutarında borç tahakkuk edildiği anlaşılmıştır. Davacıya 1479 sayılı Kanun yerine 2926 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması gerekeceğinden davacının ölüm aylığına ilişkin kurum işleminin yerinde olduğu, ancak yersiz ödemeye sebep olan hatanın tamamen davalı kurumun kendi hatasından kaynaklanmış olduğu, bu nedenle 5510 sayılı Kanun 96. maddesine göre, ” …b)kurum hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren 24 ay içerisinde yapılacak ödemelerde faizsiz, 24 aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu sürenin sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faiziyle birlikte ilgililerin kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir. Alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünden de anlaşıldığı üzere, bilirkişi raporunda 27.08.2011-27.08.2016 tarihleri arasında 17.952,00 TL olduğu tespit edilen yersiz ödemenin kurumun hatalı işleminden kaynaklı olması nedeniyle yersiz ödemenin 5510 sayılı Kanun’un 96/b maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren 24 ay süre ile faizsiz olarak ve bu tarihten sonra iye yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi; Dosyadaki kayıt ve belgelere göre, davacının eşi … Yılmaz’a 01.02.1994 – 29.08.2007 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı, hak sahibi davacıya (eşinin 29.08.2007 tarihinde vefatı ve 07.09.2007 tarihli tahsis talebine istinaden) 01.09.2007-30.05.2016 tarihleri arası ölüm aylığı bağlandığı, vefat eden babasından dolayı da 01.09.2007 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında yetim aylığı bağlandığı, kurum tarafından yeniden inceleme sonucunda, 13.07.2016 tarihli yazı ile … Yılmaz’ın son 7 yıl içindeki sigortalılık sürelerinin çoğunun 2926 sayılı Yasa kapsamında olması nedeniyle davacının eşine ilk aylık bağlama tarihinden itibaren 01.02.1994- 01.09.2007 tarihleri arası yersiz ödenen 12.959,41 TL aylık, 237,14 TL ek ödeme, 1276,36 TL sağlık ödemesinin borç olarak tahakkuk ettirildiği, davacıya 01.09.2007 tarihinden itibaren yersiz ödenen 42.618,38 TL aylık, 2.130,76 TL ek ödeme, 373,04 TL sağlık ödemesinin borç olarak tahakkuk ettirildiği, kurum tarafından düzenlenen 22.08.2016 tarihli yersiz ödemelerin tahsiline ilişkin borç bildiriminde yersiz ödenen 69.390,60 TL’ nin faizsiz olarak 1 ay içinde tahsili istenmişse de, borç bildiriminin davacıya tebliğine ilişkin belge sunulmadığı, 2016/09 döneminden itibaren, yersiz ödemeler için davacının aylıklarından 1/4 oranında kesinti yapıldığı, davacının aylığından kesinti yapılması üzerine, 26.09.2017 tarihli başvurusunun Kurumun 03.10.2017 tarihli yazısı ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan 27.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda; ” Davacının aylığının 2926 sayılı Yasa kapsamında bağlanmasına ilişkin davalı Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, Davacıya 27.08.2011-27.08.2016 tarihleri arasında yapılan 17.952,16 TL yersiz ödemenin 5510 sayılı Yasanın 96/b bendi kapsamında tebliğ tarihinden itibaren 24 ay süre ile faizsiz olarak, bu tarihten sonra ise yasal faizi ile birlikte tahsili gerekeceği” bildirilmiştir.
Uyuşmazlık, Kurumun yersiz ödeme alacağı bulunup bulunmadığı, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesine göre, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”.
Somut olayda, 2829 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince davacının eşinin son 7 yıl içindeki çalışmalarının çoğunun 2926 sayılı yasa kapsamında geçmesi nedeniyle yaşlılık aylığının 1479 sayılı Yasa yerine 2926 sayılı Yasa kapsamında bağlanması gerekirken Kurumun hatalı işlemiyle 1479 sayılı Yasa kapsamında bağlandığı, bu nedenle yaşlılık aylığı ile sonrasında hak sahibi davacıya bağlanan ölüm aylığının tahsis tarihinden itibaren iptal edilerek 2926 sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanmasına dair Kurum işleminin yasaya uygun olduğu, yersiz ödemenin Kurum hatasından kaynaklandığı, davalı Kurum tarafından davacıya yersiz ödemelerin tahsiline ilişkin borç bildiriminin tebliğ edildiğini gösterir belge sunulmadığından 5510 sayılı Yasanın 96/b bendi gereğince hatalı işlemin tespit tarihi olan 12.08.2016 tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürede yapılan ödemeler ile ödenmesi gereken aylıklar arasındaki fark tutarının dava tarihinden itibaren 24 ay faizsiz, sonrasında ise yasal faizi ile tahsili gerekeceği kabul edilerek hüküm kurulmasının isabetli olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, 1479 sayılı Yasa kapsamında bağlanan yaşlılık ve ölüm aylıklarının iptal edilerek 2926 sayılı kanun kapsamında yaşlılık ve ölüm aylığı bağlanmasına dair Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle birlikte yersiz ödemenin Kurum hatasından kaynaklanması ve davalı Kurum tarafından davacıya yersiz ödemelerin tahsiline ilişkin borç bildiriminin tebliğ edildiğini gösterir belge sunulmaması nedeniyle hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürede yapılan ödemeler ile ödenmesi gereken aylıklar arasındaki fark tutarının dava tarihinden itibaren 24 ay faizsiz, sonrasında ise yasal faizi ile tahsili gerekeceği kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin, dava açılmasına sebebiyet veren Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davalı Kurum işlemlerinin tamamen iptali gerektiğini ayrıca davalı Kurumca sonradan bağlanan aylığın dahi eksik ve hatalı hesaplandığını, bu yönde herhangi bir hesap raporu aldırılmaksızın verilen kararın eksik araştırmaya adayalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı kurum vekili, Kurum işlemlerine herhangi bir hatanın mevcut olmadığını davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava dosyası incelendiğinde, aylığın kesilmesine ilişkin kurum işlemi yerinde görülmüş ise de, yersiz ödemeye ilişkin tahakkuk yönünden eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.
Belirtilen açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde, davacının murisi eşine 1479 sayılı Yasa kapsamında bağlanan 01.02.1994 tarihi itibari ile ödenmeye başlayan aylığın intibaklı olarak 12. basamaktan bağlanıp ödendiği, aynı şekilde davacıya da eşinin vefatı sonrasında bağlanan ölüm aylığının 01.09.2007 tarihinden itibaren ve yine 12. basamaktan bağlanarak ödendiği, her iki aylıkta da davacının eşinin 2926 sayılı Yasa kapsamında geçen 01.10.2008 tarihi öncesindeki sigortalılık süresinin 1479 sayılı Yasanın geçici 27. maddesi hükümlerine göre ve uygun şekilde intibak ettirilmek suretiyle ödenmiş olduğu, ne var ki bağlanması gereken kanun türü ve ödenmesi gereken aylık miktarının hatalı olduğunun sonradan belirlendiği, davalı Kurumca gerek davacının murisine bağlanması gereken yaşlılık aylığının ve gerekse davacıya eşi sigortalının vefatı sonrası bağlanması gereken ölüm aylıklarında intibak uygulamasının yapılmadığının ve bağlanması gereken her iki aylığın da 1’inci basamaktan bağlanmış olduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece, davacının 5510 Sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin “b” bendi kapsamında sorumlu olacağına ilişkin yaklaşım yerinde ise de, davacı hakkında bağlanması gereken ölüm aylığında ve eşi hakkında bağlanması gereken yaşlılık aylığında intibak yapılması gerekliliği üzerinde durulmalı ve yersiz ödemeye konu olan her iki aylık bakımından 2926 sayılı Yasa kapsamında ve yasaya uygun olarak bağlanması gereken ölüm ve yaşlılık aylığının hangi basamaktan ödenmesi gerektiği hususu davalı Kurumdan sorularak ödenmesi gereken ölüm ve yaşlılık aylıkları tutarları yeniden belirlenmeli, kurumdan gelen tutarlara itiraz olmaması halinde Kurumca belirtilen miktarlar üzerinden borç ve alacak miktarları belirlenmek suretiyle karar verilmeli, itiraz olması halinde ise, davacıya ve vefatı öncesi eşine bağlanması gereken aylığın miktarı yönünden hesap yapabilecek nitelikte ve yeterlilikte bir hesap bilirkişisinden denetime elverişli bir bilirkişi raporu aldırılmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
O hâlde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.