YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10806
KARAR NO : 2022/13042
KARAR TARİHİ : 25.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiş, verilen bu kararın davacı Kurum ve davalı şirket vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 08.03.2022 günlü ve 2021/12151 E., 2022/3173 K. sayılı ilamı ile kararın bozulmasına ilişkin karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince bozmaya uyularak davacı Kurum ile davalı şirket vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine dair verilen kararın davacı Kurum ve davalı şirket vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, kurum sigortalısı … …’nun davalıya ait işyerinde 03/10/2011 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralandığını, davalının kusuruyla iş kazasının oluştuğunu, sigortalıya 202.209,92 TL ilk peşin değerli gelir bağlanıp, 20.194,31 TL tedavi gideri ile 9.423,05 geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini beyanla, kurum zararından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 208.644,55 TL’nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, zamanaşımının gerçekleştiğini, olayın kazalı sigortalının kusuruyla oluştuğunu, davalı tarafça işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin tüm tedbirlerin eksizsiz alınıp müvekkilinin olayda kusur ve sorumluluğu bulunmadığını beyanla davanın reddini talep emiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A- İLK DERECE MAHKEME KARARI
“Davanın kabulü ile,
181.988,93 TL ilk peşin değerli gelir, 8.480,74 TL geçici iş göremezlik ödeneği, 18.174,88 TL tedavi giderinin, gelirin onay masraf ve ödemelerin ödeme tarihlerinden yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.
B- BAM KARARI
“6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359. Maddeleri uyarınca davacı kurum ile davalı şirket vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine, 2)1.266,02 TL tedavi gideri ve cenaze yardımının 03/04/2014 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı Kuruma verilmesine,” karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı Kurum vekili, kurum sigortalısına atfedilen kusur oranın haksız olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı şirket vekili; dava dışı kazazede, kendisi inisiyatif kullanarak makineyi temizleme işine girişmiş ve vahim kazanın meydana geldiğini, kaza sonrası hastaneye götürülen kazazedenin hastanede tedavi gördüğü sırada kolunun iltihap kapması sonucu doktorlar tarafından kolunun kesilmesine karar verildiğini, İhbar Olunan … … Hastanesi’nde yanlış tedavi uygulanması nedeniyle kazazedenin kolu kesilmek durumunda kaldığını, bu noktada asli kusur … … Hastanesi’nde tedaviyi yapan sağlık personeli ile temizlikle sorumlu idari personel olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkil aleyhine %90 kusur atfedilmesinin kabulü mümkün olmadığını, dava dışı kazazede kendi kusuru ile kazaya sebep olduğunu, kolunun kesilmesinde de … … Hastanesi’nde uygulanan tedavi sırasında gelişen komplikasyonlar sebep olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 03.10.2011 tarihinde meydana gelen ve iş kazası nedeniyle yaralana sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir ile yapılan masraf ve ödemelerden oluşan Kurum zararının davalıdan tahsili talebine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesidir.
Kusur raporlarının, 506 sayılı Yasa, 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar…” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, özellikle kaza mahallinin yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadığı ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Dosya kapsamından, kurum müfettiş raporunda davalıya %100 kusur verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davalının %90, sigortalının %10 kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, hükme esas alınan kusur raporunun gerekçeli ve oluşa uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, öncelikle maddi olgu ve olayın oluşu tereddütsüz belirlenerek, davalı tarafça iş kazasında sigortalının yaralanması sonrasında kolunun kesilmesine kadar olan tedavi sürecinde hastane mikrobu ve diğer tedavi uygulamalarının etkisi olduğuna ilişkin davalı tarafça yapılan savunma üzerinde durularak aralarında konusunda uzman hekim bilirkişinin de bulunduğu olayın gerçekleştiği iş kolunda, iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden oluşa uygun, davalı ve sigortalının kusur atfı gerekçelerini tartışan bir kusur raporu alınarak ve oluşması halinde raporlar arasındaki çelişkiler de giderilerek, sonucuna göre karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usu ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi‘nin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.