YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10809
KARAR NO : 2022/12655
KARAR TARİHİ : 18.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, davacı hakkında basamak intibakının yeniden yapılması ve 12.01.2012 tarihi itibari ile 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ve ödenmeyen aylıkların ödenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince davalının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekilinin dilekçesinde; müvekkilinin 1479, 506 ve 2926 sayılı Yasalar kapsamında sigortalılığın bulunduğunu, davacının tahsis talebini kuruma verdiğini, davacının … üzerinden maaş bağlanması talebini kuruma ilettiğini ancak talebin ret edildiğini, daha sonra … şartlarını tamamladığı için tarım bağkur kapsamında maaş bağlandığını, müvekkilinin en çok hizmetinin 506 sayılı yasa kapsamında geçtiğini, kurum işleminin hatalı olduğunu, tarım bağkur sigortalılığının 01/08/1998 tarihinde tescil edildiğini ve ek 19 maddesinin uygulamasının 31.03.1999 tarihinde yapıldığını, kurumca 31/03/1999 tarihine kadar hizmetin hatalı verilmesi üzerine müvekkilinin … kapsamında emeklilik şartlarının bozulduğunu, davalı kurumun davacının tarım bağkur hizmetinin 1. basamak üzerinden değerlendirdiğini, halbuki tarım bağkur hizmetinden önceki esnaf bağkur hizmeti ve … hizmeti göz önüne alınarak resen basamak intibakı yapılarak ek 19 ihya uygulamasının en fazla 2-3 ay kadar hizmet sağlaması gerektiğini, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu davalı kurumun basamak intibakı yapmadığını, basamak intibakının kurum tarafından resen uygulanmak zorunda olduğunu beyanla müvekkili davacının 2926 sayılı Yasa kapsamında hizmetinde basamak intibakının yapılması gerektiği ve gerçek basamak miktarının tespiti ile tespit edilen basamak miktarı üzerinden tarım bağkur tescili olan 01/08/1998 tarihinden itibaren ne kadar hizmet verileceği ve ek 19 ihya yüklemesinin gerçek ve reel tespiti ile kurum işleminin iptalini ve tahsis şartları 506 Yasa ve 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında oluştuğu için müvekkilinin ilk tahsis talep tarihi ay başı itibari ile 506 sayılı Yasa kapsamında karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının 11.05.2012 tarihli dilekçesi ile 506 sayılı tabi Kanuna göre hizmetlerinin bulunduğunu belirterek basamak intibakı talebinde bulunduğunu ancak 5510 sayılı Yasa ile basamak sistemi terk edildiğinden ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kuruma kayıt ve tescili yapılanlardan 30.09.2008 tarihine kadar kuruma müracaat ederek diğer Sosyal güvenlik kuruluşlarında çalışması bulunduğuna dair bilgi ve belge sunmayanların dosyadaki bilgi ve belgelere göre tespit edileceği, 30.09.2008 tarihinden sonra intikal edecek bilgi ve belgelere göre basamak intibakı yapılmayacağından basamağın 1. basamak olarak tescil edildiğini, 2926 sayılı Kanuna tabii hizmetlerinin 31.03.1999 tarihinde 5510 sayılı geçi ek 19. maddesine göre değerlendirildiğinden sigortalılığının 01.05.2008 tarihinden itibaren yeniden başlatıldığını, 2928 sayılı Kanuna göre son 7 yıllık hizmet süresi içerisinde en çok 2926 sayılı Kanuna tabii hizmet süresi olduğundan 5510 sayılı Yasanın 4-b maddesine göre tarım … sigortalılığından yaşlılık aylığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacının davasının kabulü ile,
Davacının 2926 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetinin basamak intibakı ile değerlendirilmesine ve 12. basamaktan değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının 01.09.2013 tarihinden itibaren 5510 sayılı Yasanın 4/1a maddesi kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, aksine tesis edilen kurum işleminin iptaline, dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve dosya kapsamından, davacının 1998 yılında başlayan tarım … sigortalılığının başlangıç ve bitiş tarihlerinde bir değişiklik olmadığı, böylece 5510 sayılı Kanunun “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında 1.10.2008 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapılan sigortalılardan, sigortalılık başlangıç veya bitiş tarihi değişenlerin daha önceden tespit edilmiş gelir basamakları ve bu basamakların yükselme tarihleri değiştirilmez. Bu sigortalılardan, tescil tarihi daha eski bir tarihe alınanların eski tescil tarihi ile yeni tescil tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine ilişkin gelir basamağı, ilk defa tescil edildiği tarih itibarıyla seçtiği veya intibak ettirildiği basamak olarak kabul edilir. Bu sigortalıların diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçen hizmet süreleri basamak tespitinde dikkate alınmaz.” şeklindeki ek madde 8 hükmünün hakkında uygulanmasının mümkün olmadığı, 4956 sayılı Kanun gereğince 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalılar için uygulanacak 1479 sayılı Kanunun 51. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun, bu kanunun 4/1,b-4. maddesi kapsamında bulunanları hariç tutan hükmü gözetildiğinde giriş basamağının 12 olarak belirlenmesinin,
2829 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yapılan değerlendirme sonucu davacıya 506 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması gerektiğine dair kabulün yerinde olduğu ve bu durumda, … sigortalılığı kapsamında prim borcu da bulunmadığı belirlenen davacının anılan Kanunun geçici 81. maddesinin B/f hükmü gereğince tahsis talep tarihinde, tarım sigortalılığı süresi ek 19. madde uygulaması sebebiyle eksilmiş olsa da aylık bağlama koşullarının gerçekleştiği, böylece davanın kabulüne dair mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, davacı hakkında tahsis aşamasında yapılan işlemlerin yerinde olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki davada, 1998 yılından itibaren tescilli olduğu anlaşılan davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu süreler ile 01.03.1995-11.01.2012 tarihleri arasında fasılalı olarak geçen 506 sayılı Yasa kapsamındaki süreleri ve buna ilaveten 20.12.2010 tarihi itibari ile tescil edildiği ve ek 19. maddenin uygulanması ile 01.08.1998-31.03.1999(19) ile 01.05.2008-14.03.2011 tarihleri arasında geçici 17. madde ile ihya edilen toplam 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı nedeniyle 09.05.2012 tarihli talebi ile hizmet birleştirme talep eden davacı hakkında, davalı Kurumca 1479 ve 2926 sayılı Yasa kapsamında ek 19. ve geçici 17. maddenin uygulanması sonucunda ve fakat basamak intibakı yapılmaksızın 16.08.2013 tarihi itibari ile davacıya 2926 sayılı Yasa kapsamında ve 2. basamaktan yaşlılık aylığının bağlandığı, uyuşmazlığın ise, davalı Kurumca yapılan ek 19. madde ile 31.03.1999 tarihi itibari ile durdurulan sürelerin doğru tespit edilmediği buna göre de geçici 17. madde hükümlerine göre ihya sonrasında tespit edilecek sigortalılık süresinin doğru tespit edilip edilmediği ve giderek davacıya 2829 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince son 7 yıl içerisinde en fazla sigortalılık süresinin 506 Sayılı Yasa kapsamında geçip geçmediğinin tespiti ile davacıya 506 Sayılı Yasa kapsamında aylık bağlanması gerekip gerekmediği hususunda olduğu anlaşılmaktadır.
2926 sayılı Kanunun 34. maddesinin ilk halinde “Gerek bu Kanun gerekse diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamından çıkarak yeniden bu Kanun kapsamına girenlerin, evvelce bu Kanuna göre fiilen prim ödemiş oldukları son basamak üzerinden sigortalılıkları devam eder.” hükmüne yer verilmiş iken, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile anılan maddede yapılan değişiklikle diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamaklarının diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirleneceği, bu Kanun kapsamından çıkarak, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamaklarının, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirleneceği, aynı kararname ile anılan Kanuna eklenen Geçici 10. madde ile de, Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımından önce sigortalı olanların talepte bulunmaları şartıyla Kanun Hükmünde Kararnameyle değiştirilen 34. madde hükmünden yararlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile 619 sayılı KHK’nın iptali sonrası 08.08.2001 tarihinden itibaren 28.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5073 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değişik 34. maddede “…., diğer sosyal güvenlik kanunlarına tâbi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirlenir.
Bu Kanun kapsamından çıkarak diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
2926 sayılı Kanunun 34. maddesinde yapılan son değişikliklerin, değişiklikten önce sigortalı olanlara uygulanabilirliğine yönelik bir düzenleme yapılmamış ise de, 5458 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen ve 01.04.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 27. madde hükmünde, 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescilleri yapılan sigortalıların 31.12.2007 tarihine kadar sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmek zorunda oldukları, bu tarihten sonra bilgi ve belge ibraz edenlerin hizmet süreleri saklı kalmak kaydıyla, ibraz ettikleri bilgi ve belgelerin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı, anılan tarihe kadar söz konusu bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespitinin yapılarak ve geriye dönük prim borçlarının hesaplanacağı belirtilmiş, 5724 sayılı Kanunun 28. maddesi ile bu maddedeki başvuru süresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar uzatılmıştır. Geçici 27. madde hükmünü göz önüne aldığımızda, 01/10/2008 tarihine kadar sigortalılar tarafından belgelerin ibraz edilmemesi halinde, geçmişteki farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi sigortalılık sürelerinin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı sonucuna varılmaktadır. Anılan maddede, “bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespiti yapılır ve geriye dönük prim borçları hesaplanır.” hükmüne yer verilmiş ise de, farklı sosyal güvenlik kurumlarının Geçici 27. maddenin yürürlüğünden sonra 20.05.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5502 sayılı Kanun ile birleştirilmiş olması ve bu hali ile Geçici 27. madde metninde geçen “Kurum” tabirinden 1479 ve 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalıları kapsayan …’un anlaşılmasının gerektiği açık olup bu halde aynı Kurum bünyesinde bulunan 2926 ve 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalıların sigortalılık sürelerinin basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmekte, farklı sosyal güvenlik kurumuna tabi sigortalılık sürelerinin (506, 5434,2925 sayılı Kanunlar) ise, geçici 27. maddenin yürürlük tarihi olan 01.04.2006 tarihine kadar … kayıtlarına geçmiş olması ya da anılan maddede öngörülen son başvuru tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar sigortalı tarafından Kuruma bildirilmiş olması halinde basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Burada intibakı sınırlandıran 5510 sayılı Kanunun Ek 8. maddesi hükmünü de göz önünde bulundurmak gerekir. 6385 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ve 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren, “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalıların basamak tespiti” başlığını taşıyan Ek 8. maddede “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında 1.10.2008 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapılan sigortalılardan, sigortalılık başlangıç veya bitiş tarihi değişenlerin daha önceden tespit edilmiş gelir basamakları ve bu basamakların yükselme tarihleri değiştirilmez. Bu sigortalılardan, tescil tarihi daha eski bir tarihe alınanların eski tescil tarihi ile yeni tescil tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine ilişkin gelir basamağı, ilk defa tescil edildiği tarih itibarıyla seçtiği veya intibak ettirildiği basamak olarak kabul edilir.
Bu sigortalıların diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçen hizmet süreleri basamak tespitinde dikkate alınmaz.” hükmü öngörülmüş olup anılan hükmün gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, intibak sonucu oluşan prim borcu nedeni ile af, tecil, taksitlendirme ve yapılandırma uygulamalarından yararlanan sigortalıların mağdur olmalarını engelleme amacı ile getirilmiştir.
Yukarıda zikredilen her iki Kanun maddesi birlikte değerlendirildiğinde ise, 01.10.2008 tarihi sonrasında kesinleşen mahkeme kararı ve benzeri sebeplerle Kurum kayıtlarına geçen anılan tarih öncesi sigortalılık sürelerinin basamak tespitinde nazara alınamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Prim borcu nedeni ile durdurulan sigortalılık sürelerine gelince, 1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesinde “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. … Ancak, sigortalı veya hak sahipleri daha sonra sigortalının en son bulunduğu basamağın başvuru tarihindeki değeri üzerinden hesaplanacak borç tutarlarını tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. …” hükmüne yer verilmiş, 30.04.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun Geçici 17. maddesi ile de “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. … Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” hükmü getirilmiştir.
Yukarıda bahsedilen yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, durdurulan sigortalılık sürelerine yönelik prim borcunun sigortalı ya da hak sahipleri tarafından ödenmesi halinde, anılan sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Kurumca, zorunlu sigortalılık süresi olarak kabul edildiği halde, prim borcu nedeni ile bir yönüyle askıya alınan ve borcun ödenmesi sonrası sigortalılık süresi olarak değerlendirilen bu sürelerin, yaşlılık aylığının belirlenmesinde esas alınan basamakların tespitinde, sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesinin zorunlu bir sonucu olarak gözetilmesi gerekmektedir.
Eldeki dava bakımından ise, davacının kendisi hakkında yapılan ek 19. madde uygulamasına itiraz ederek, primlerin karşıladığı sürenin tam olarak belirlenmesi ile basamak intibakının yeniden yapılması ve buna göre ödediği her bir prime göre yeniden yapılacak değerlendirme ile sigortalılık süresinin tekrar tespiti, giderek, aylık bağlanması gereken kanun türünün de 2829 sayılı Yasa gereğince 506 sayılı Yasa kapsamında gerçekleştiğine dair iddiasının irdelenmesi için, öncelikle davalı kurumca yapılan ek 19 ve geçici 17. madde uygulama ve karşıladığı süre hesabının ne suretle ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığının net bir şekilde tespit edilmesi, devamında ise, 506 Sayılı Yasa kapsamına geçen hizmetlerin 2012 yılında kurumca tespit edilmesi ile bu sürenin basamak intibakında dikkate alınmaması, ne var ki, 1479 ve 2926 sayılı Yasa kapsamında geçen hizmetler hakkında 5510 sayılı Yasanın ek 8. maddesinin uygulanamayacağı ve geçici 27. madde hükmü de göz önünde bulundurulduğunda, bu sürelerin basamak intibakında gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak, basamak intibakının doğru şekilde ve yukarıda belirtilen hükümlere uygun olarak yapılması ve sonucuna göre davacı hakkında fark prim borcunun doğup doğmadığı hususuna da dikkat edilerek, tüm sigortalılık sürelerinin birleştirilmesi ile aylık bağlanması gereken kanun türünün değişmesi gerekip gerekmediği irdelenmeli, yapılacak prim hesaplaması ve olması gereken basamak tespiti bakımından uzman bir bilirkişiden alınacak hesap raporu sonrasında davacının ödediği primlere göre ek 19. Madde çerçevesinde alması gereken sigortalılık süresi belirlenmeli ve uyuşmazlığın tümü hakkında infazı kabil şekilde bir karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyetinden yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’ ne, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.