Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/1084 E. 2023/1021 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1084
KARAR NO : 2023/1021
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/4547 E., 2021/370 K.
DAVA TARİHİ : 11.04.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 28. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/106 E., 2021/72 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin gemi adamı olarak çalışmakta olduğu … gemisinde 21 Haziran 2017 tarihinde ambar temizliği yaparken havanın yağmurlu ve denizin çalkantılı olması nedeni ile dengesini kaybedip 2 metre yükseklikten düştüğü, bileğinde şişme meydana geldiği, bu durumu sorumlu kişiye bildirdiği ancak bu kişinin konuyu önemsemediği, seyir boyunca bileğinde şiş olduğu, gemi limana yanaştığında kendi imkanları ile … Biga Devlet Hastanesine giderek bileğinde kırık olduğunu öğrendiği ve bileğinin alçıya alındığını ancak buna rağmen kemiğin kaynamadığını ve ameliyat geçirmek durumunda kaldığını ve bilek fonksiyonunun yitime uğradığını ve sürekli iş göremez duruma geldiğini beyan etmiş ve şimdilik 500 TL maddi tazminat ile 100.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalı işverenden alınıp davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı vekili 30.12.2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat yönünden taleplerini arttırmak suretiyle 193.611,80 TL’nin davacının iş kazası geçirdiği tarih olan 21.06.2017 tarihinden itibaren işletilecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP :
Davalı … vekili cevap dilekçesi ile davacının iddia ettiği gibi … gemisinde bir iş kazası meydana gelmediğini, davacının işe giriş bildirgesi ve işten ayrılış bildirgeleri incelendiğinde davacı …’in … gemisinde 07.06.2017 ile 25.04.2018 tarihleri arasında gemi adamı olarak çalıştığını, davacıya 12.07.2017 tarihinde tıbbi müdahale yapıldığı 13.07.2013 tarihinde SGK online bilgi sistemi üzerinden şirketimize bildirildiğini ve aynı gün “bu kazayı gören şahit bulunmadığı “ hususu sisteme bildirildiğini, davacı Biga Devlet Hastanesinde iken 12.07.2017 tarihinde saat 18.25 de Jandarma’ya mağdur olarak ifade verdiğini ve “…25.06.2017 tarihinde … Gemisinde ambar temizliği yaparken düştüğünü ve elinin incindiğini, olaydan 15 gün sonra ağrıları artınca hastaneye geldiğini ve elinde kırık olduğunu öğrendiğini, kazadan dolayı kimseden şikayetçi olmadığını…” beyan ettiğini, … Gemisine ait seyir defteri ve benzeri hiç bir dokümanda davacının iddia ettiği iş kazasına ilişkin bir kayıt, belge ya da bildirim bulunmadığını, gemide bulunan personellerde böyle bir kazayı görmediklerini ve duymadıklarını ifade ettiklerini, başka bir anlatımla davacının dava dilekçesine dayanak yaptığı maddi olay vukuu bulmadığını beyan ederek davanın reddi istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kısmen kabulü ile ;
1)Toplam 193.611,80 TL net maddi tazminatın, kaza tarihi olan 21.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2)Toplam 19.000,00 TL net manevi tazminatın, kaza tarihi olan 21.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine, ” şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile davalının istinaf gerekçeleri hukuki dayanaktan yoksun olup istinaf itirazının reddini, işveren henüz 30’lu yaşlarının başında olan müvekkilimin hayatı boyunca sol kolunu kullanamayacağından bağımsız hareket etme özgürlüğünü ve meslek seçme özgürlüğünü kısıtladığını, yaşamış olduğu üzüntü ve elem ile girmiş olduğu depresif ruh halinin 19.000 TL manevi tazminatın az olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … vekili sunmuş olduğu istinaf dilekçesi ile olayın bir iş kazası olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere kusur raporunu kabul etmediklerini hükmedilen verilen manevi tazminatın yüksek olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
“1.Davacının 21.06.2017 tarihinde uğradığı iş kazası sonucunda yaralandığı anlaşılmaktadır. Davacının iş kazası nedeniyle oluşan maluliyet oranının SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporuna göre 15,2 oranında maluliyetinin belirlendiği kusurun davalı için yüzde 85 olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.

2. Mahkemece hükme dayanak yapılan kusur bilirkişisi raporunda kazanın oluşumunda alt işveren davalı taraflar için % 85 ve davacı işçinin ise % 15 oranında olduğu tespit edilmiş, kusur raporu dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve dava konusunu çözer nitelikte bulunduğundan davalıların kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

3. Maddi tazminat istemi yönünden hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda, ücret, yaş, bakiye ömür, işlemiş kazanç dönemi geliri, iskontolu kazanç dönemi geliri ve emeklilik geliri, maluliyet oranı ve kusur durumları gibi tazminat unsurlarının gözönüne alındığı ve raporun yerinde tespitler içerdiği anlaşıldığından mahkemece bu rapor esas alınarak değerlendirme yapılmasında ve maddi tazminat miktarının davacının ıslah talebiyle de bağlı kalınarak hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmayıp, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporun dosyada bulunan bilgi, belge ve dosya kapsamına uygun olarak hazırlandığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu hükme esas alınan kusur raporunun da dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, davalı tarafın kusur oranına yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

4. Manevi tazminatın miktarına gelince; manevi zarar adı ile talep edilecek ve mahkemece hükmedilecek manevi tazminat tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, alacak hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği gibi, 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’ nın gerekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 26/03/2004 tarih 2004-370 sayılı kararında manevi tazminatın İçtihat Birleştirme kararında belirtilen içtihadı birleştirme kararındaki fonksiyonlara ek olarak caydırıcılık özelliğinin de bulunması gerektiğine karar vermiştir. Yukarıda açıklandığı üzere zarar görenin birlikte kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

5. Somut olayda tarafların kabul edilen kusur oranı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, işgöremezlik oranı, davacının yaşı, olayın gerçekleşme şekli dikkate alındığında mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı dosya kapsamı ve oluşa uygun bulunmuş davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

6. Sonuç olarak; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve davacı ve davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri ile re’sen bakılacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ” gerekçesine dayalı olarak;

“Davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine”, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile iş kazası iddiası doğrultusunda tesis edilen karar hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iş kazası iddialarını doğrulayan hiçbir kaydın ulusoy-9 gemisine ait seyir defteri ve benzeri hiçbir dokümanda mevcut olmadığını, gemide bulunan personeller de böyle bir kazayı görmediklerini ve duymadıklarını ifade ettiklerini, hükme esas alınan 25.06.2020 tarihli kusur raporunda da, Sosyal Güvenlik Kurumu Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı raporunda belirtilen gemi personellerinin ifadelerine detaylı bir şekilde yer verildiğini, ancak gemi personellerinin iş kazası yaşanmadığına dair beyanlarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, iş kazasının gerçekleştiği kabul edilerek raporun tanzimi yoluna gidildiği, gemilerin işletilmesi gerek ulusal gerekse de uluslararası gemicilik teamülleri açısından sıkı regülasyonlara tabi kılındığını, mevcut düzenlemeler sebebiyle gemide gerçekleşen her olayın itina ile kayıt altına alındığını, mahkemece davacı tarafın iddiaları doğrultusunda kazanın varlığının somut bir gerekçe gösterilmeksizin kabul edildiğini, -iş kazasının kabul edildiği manasına hiçbir suretle gelmemek kaydıyla, iş kazası tespiti yapılması durumunda dahi söz konusu kaza sebebiyle davalı şirkete herhangi bir sorumluluk izafe edilebilmesi mümkün olmadığını, hatalı ve eksik inceleme ile tanzim edilen kusur raporunun, hesap raporuna ve hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, 19.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde zarara uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16 ve 20 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddeleri

3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 110, 362, 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davalı … vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz istemi yönünden,
Eldeki dava dosyasında, davacının 100.000,00-TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, Mahkemece davacının bu talebi hakkında kısmen kabul ile 19.000,00-TL manevi tazminatın hüküm altına alındığı anlaşılmakla temyizen incelenen tazminat hükmünün, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

3.Davalı … vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz istemi yönünden,

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı … vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

3.Davalı … vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz istemine yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.