YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10850
KARAR NO : 2023/712
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/588 E., 2022/1527 K.
DAVACI-BİRLEŞEN
DAVA DAVALISI : … vekili Avukat …
DAVALI-BİRLEŞEN
DAVA DAVACISI : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 11.11.2015
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/503 E., 2020/189 K.
Taraflar arasındaki asıl dava, davacının sigortalılığının iptaline dair Kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının ödenmesine devam edilmesi istemine, birleşen dava ise Kurumun yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine, karar verilmiştir.
Kararın davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Asıl davanın davacısı vekili dava dilekçesinde; davacının 506 ve 1479 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalılığı nedeniyle 01.02.2015 tarihinden başlamak üzere 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, 08.10.2015 tarihli Kurum işlemi ile 26.09.2006-19.10.2014 tarihleri arasında geçen çalışmalarının fiili olmadığı nedenle ve buna bağlı olarak 01.02.2015 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylıklarının 25.09.2015 tarihinden itibaren iptal edildiğini, çalışılan S.S. … Konut Yapı Kooperatifi işyeri bürosunda 26.09.2006 tarihinde çalışmaya başladığını, üyelerle irtibat sağlanması, yazışma yapılması, kayıt ve belgelerin tutulması gibi işlerde sürekli çalıştığını, davacı ile hiçbir ilgisi olmayan kişilerin aynı işyerinde çalışmadan tescil edildiğini, primlerinin ödendiği gerekçesiyle bu kişilerle beraber hizmetlerinin iptal edildiğini belirtilerek davacının 26.09.2006-19.10.2014 tarihleri arasında büro işyerinde geçen ve primi ödenmiş olan sigortalılık süresinin iptaline dair Kurum işleminin iptali ile 01.02.2015 tarihinden itibaren aylıklarının 25.09.2015 tarihinden itibaren aynen ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen 2018/160 Karar sayılı dava dosyasında davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; borçlunun hizmetlerinin 1102622 sicil numaralı işyerinde fiili çalışmaya dayanmadığının 29.05.2015 tarihli raporla tespit edildiği, 26.09.2006-31.03.2015 tarihleri arasındaki hizmetlerinin iptal edilmesi sonucu yersiz ödenen aylıkların tahsili için … 20. İcra Müdürlüğünün 2017/18133 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiği belirtilerek; davalının … 20. İcra Müdürlüğünün 2017/18133 esas sayılı icra takibine yapmış olduğu haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davanın davalısı ve birleşen davanın davacısı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, dava açılmadan önce Kuruma müracaat şartının gerçekleşmediğin, kurum işleminin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2.Asıl davanın davacısı ve birleşen davanın davalısı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları ve iş müfettişi raporlarının, rapora dayanak alınan tutanaklar ile birlikte değerlendirilmesi ve ancak belirtilen nitelikteki ekli tutanakların anılan Kanun kapsamında aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunun kabulü, 4857 sayılı İş Kanununun 92/son maddesinin açık hükmü karşısında zorunludur. Davacı birleşen dava davalısı …’in çalışmasının fiili çalışmaya dayandığı ispat edilemediğinden, birleşen davaya dayanak teşkil eden ödeme emrinin 25.09.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı birleşen dava davalısı …’in İİK’nun 62 inci maddesinde öngörülen, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 7 günlük itiraz süresi geçirildikten sonra, 05.10.2017 tarihinde takibe itiraz ettiği, İcra Müdürlüğü tarafından da 05.10.2017 tarihli karar ile evrakta havale olmadığından itirazın süresinde olup olmadığı anlaşılamadığından evrakın dosya arasına alınmasına, borca itiraz talebinin imza ve süre tespit edilemediğinden reddine dair itiraz ve şikayeti kabil olmak üzere karar verilmiş olduğu, İİK’nun 65 ve devamı maddelerine göre gecikmiş itiraza ilişkin İcra Mahkemesi’ne yapılmış bir başvuru ve icra mahkemesince itirazın durdurulmasına dair verilmiş bir karar bulunmadığı duran bir takipten de söz edilemeyeceği, itirazın iptaline dair davada hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından asıl ve birleşen davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Davacı-birleşen dosya davalısı … vekili ve davalı-birleşen dosya davacısı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-birleşen dosya davalısı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddine dair kararın kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı-birleşen dosya davacısı Kurum vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının müvekkili aleyhine olan kısmının kaldırılarak, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamından, Kurum işleminin dayanağı araştırma-inceleme raporundan ve tüm dosya kapsamından, aynı işyerinden davacının oğlu olan …’ün 25.11.2005-30.12.2011 tarihleri arasında, kızı …’in 25.11.2005-02.05.2006; 21.04.2010-22.11.2010; 01.12.2010-09.05.2011 tarihleri arasında hizmetinin bildirildiği, davacının eşi …’in de kooperatifin başkanı olduğu, Kurumdaki ifadelerde; davacının, işyerinde evrak teslim alma gibi büro işlerini yaptığını, çay, temizlik işlerinde …,…,… isimli kişilerin çalıştığını, bekçinin gece çalışması ve inşaatta çalışan diğer işçilerle işi olmadığı için onları tanımadığını beyan ettiği, kooperatif başkan yardımcısı… ‘in davacının (bildirilen hizmetinden farklı olarak) 2012 yılı itibariyle 2-2,5 yıl telefonla malzeme işlerini ayarladığını, işyeri muhasebecisi …’un davacıyı kooperatifte zaman zaman gördüğünü beyan ettiği, bunun yanı sıra …,…,…’in işyerinde çalışmadıklarını, neden sigortalı gösterildiklerini bilmediklerini beyan ettikleri, …’ın erken emekli olması için sigortalı yapıldığını bildiğini, fiilen çalışmadığını beyan ettiği, davacının çay ve temizlik işlerinde çalıştığını beyan ettiği …’in de işyerinde hiç çalışmadığını, neden sigortalı gösterildiğini bilmediğini beyan ettiği, …’in de kuaför olduğunu, babasının müteahhit olduğunu beyan eden …’in sigortasını yaptırdığını, fiilen çalışmasının olmadığını beyan ettiği anlaşılmış, her ne kadar yargılama sırasında davacı tarafından teslim alan sıfatı ile bir kısım imzalanmış fatura ve sair evrak ile iş sözleşmesi ibraz edilmiş ise de bunların fiili çalışmayı gösterdiğinden söz edilemeyeceği gibi sonradan da düzenlenebileceğinin anlaşılması karşısında davacının dava konusu dönemde bildirilen ve iptal edilen sigortalılıklarının fiili olmadığına dair Kurum tespitinin aksinin ispat edilemediği, mahkemenin asıl davanın ve icra takibi dosyasında geçerli bir itirazın bulunmadığı anlaşıldığından birleşen davanın reddine ilişkin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davacı-birleşen dosya davalısı … vekili ile davalı-birleşen dosya davacısı Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı Kurum vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
.Davalı-birleşen dosya davacısı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davası açmakta hukuki yararları olduğunu bu nedenle birleşen dava yönünden ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada Kurumca iptal edilen çalışmaların gerçek ve fiili olduğunun tespiti ile aksine kurum işleminin iptali, yaşlılık aylığının yeniden bağlanması, birleşen dava ise Kurumun yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl dava davalısı ve birleşen dava davacısı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…