YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10906
KARAR NO : 2023/3898
KARAR TARİHİ : 07.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/97 E., 2022/495 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/35 E., 2021/388 K.
Taraflar arasındaki Bağ-Kur sigortalılık tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Davacılar vekili, davacıların davalı Örnek Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ortaklarından olan…’nin mirasçıları olduğunu, …’nin 27.06.2004 tarihinde vefatından sonra davalı şirketteki payının davacılara intikal ettiğini ve şirketin ortaklarından olduklarını, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununda belirtilen “limited şirketlerin ortakları sigortalı sayılır” hükmü gereğince davacıların, miras bırakanın ölüm tarihi olan 27.06.2004 tarihi itibariyle sigortalı statüsünde olması gerektiğini, bu nedenle davacıların sigorta başlangıç tarihinin 27.06.2004 tarihi olarak tespitini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili, davacıların 05.06.2014 tarihi itibariyle Bağ-Kur kayıtlarının yapıldığını, davacıların kuruma yaptığı başvuru üzerine kurum tarafından “şirket ortağı olduğuna dair Kahramanmaraş Ticaret Odasından belge getirmeniz halinde Kanun gereği Bağ-Kur tesciliniz 01.10.2008 olarak yapılacaktır” şeklinde cevap verildiğini, ancak davacılardan bu yönde cevap beklenirken iş bu davanın açıldığını, bu haliyle dava şartı olan Kuruma başvurma şartının yerine getirilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı, cevap dilekçesi sunmamıştır.
3.Davalı …, davacıların eski şirket ortağı olan…’nin mirasçıları olduğu, şirket yönetimi olarak…’nin vefatından itibaren mirasçıları defalarca pay dağıtımı yapılarak karar altına alınıp imzalanması hususunda çağrılarda bulunduklarını, defalarca bu konunun bir an önce halledilmesi konusunda şirket yönetimi olarak uyardıklarını, diğer mirasçıların da şahit olduğunu, bu işlemin şirket müdürler kurulu karar defterinin 04.06.2014 tarih ve 67 nolu karar ile imza altına alındığını, bu gecikmede şirket olarak herhangi bir ihmallerinin söz konusu olmadığını, mirasçıların kendi aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı bu sürenin geciktiğini, bu gecikmeye diğer mirasçıların da şahit olduğunu belirtmiş, cevap dilekçesi ekinde 04.06.2014 tarih ve 67 nolu ölen ortak…’nin payının murislere intikali hakkındaki müdürler kurulu karar defterinin bir örneği dosyaya sunulmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile “… Davacıların davalı Örnek Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odasına yönelik davalarının husumet nedeniyle reddine, Davacıların davalı … Başkanlığına yönelik davalarının her iki davacı yönünden ayrı ayrı reddine,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili, 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b/3 maddesi Ekim 2008 tarihinden itibaren yürürlükte olup, davacıların sigortalı statüsünde olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, verilen kararın kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararı yerinde bulunarak davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’u 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar etmekle birlikte, 01.10.2008 tarihi sonrası yönünden de eksik inceleme yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların Bağ-Kur sigortalılık tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun’un 596 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dosya kapsamı incelendiğinde, limited şirket ortağı olan davacılar murisinin 27.06.2004 tarihinde vefat ettiği, davacıların bu tarihten itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında 11.08.2020 tarihinde sigortalılık talebinde bulundukları, davalı Kurum tarafından davacıların ilgili tarihte şirket ortaklığına dair belge getirmeleri durumunda 01.10.2008 tarihinden itibaren sigortalılığın başlatılabileceğinin bildirildiği, dava dışı limited şirketin 04.06.2014 tarihinde aldığı karar ile 08.10.2004 tarihli veraset ilamına ilişkin olarak pay değişimi yaptığı, davalı Kurum tarafından şirket kararına istinaden 05.06.2014 tarihinden itibaren sigortalılığın başlatıldığı anlaşılmıştır.
3. Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8 nci maddesinde “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlar. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar. Ancak, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi ile 4.10.2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının %32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncu Maddesine göre iade edilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
4.Yine 6102 sayılı Kanun’un 596 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.” hususu düzenlenmiş olup, buna göre ortağın vefatı halinde payın mirasçılara geçmesi kanun gereği olduğundan genel kurulun onayına da gerek yoktur..
5.Belirtilen tespitler ve yasal mevzuat çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, murisin ölüm tarihi nazarında davacıların ortaklık süresi ile Kuruma yapılan başvuru tarihi dikkate alındığında, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi dikkate alınarak 01.10.2008 tarihi sonrası talep yönünden kabul karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.