Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11006 E. 2023/297 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11006
KARAR NO : 2023/297
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1262 E., 2022/1432 K.
DAVA TARİHİ : 04.01.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/7 E., 2019/387 K.

Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı idare tarafından davacıya gönderilen ödeme emirlerine konu prim borçlarının zaman aşımı nedeniyle istenilmeyeceğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; takibin kesinleştiğini, 5510 sayılı Kanun gereğince Kurumun prim ve diğer alacaklarının ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlamak üzere 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu beyan ederek takip konusu alacağın %10 fazlası ile davacıdan tahsili ile birlikte davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne Kurum tarafından davacıya gönderilen 29.11.2018 tarih 1105 takip numaralı 2004/15992, 24341 sayılı ödeme emrinde ki 57.949.76 TL prim borcu ve 313.689 TL gecikme zammının zaman aşımına uğraması nedeniyle ödeme emrinin iptaline, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, davacının şirketin %50 hissedarı ve müdürü olduğunu, 29.11.2018 tarihinde 16205223 sayılı ödeme emri gönderilmiş olup 22.12.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının 29.05.2006 tarihinde yapılandırmaya başvurduğunu ancak ödeme yapılmadığından yapılandırmasının bozulduğunu, zamanaşımını kesen sebepler dolayısıyla zamanaşımının dolmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dosyadaki bilgi ve belgelerin tetkikinde, Kurumun dava dışı … Tekstil Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin prim borçları sebebiyle şirket müdürü sıfatıyla davacı adına dava konusu ödeme emrini düzenlediği, 29.11.2018 tarih 16205223 sayılı ve 1105 takip kart numaralı ödeme emri ile 2003/12- 2004/8 dönemine ait prim borçlarının talep edildiği, ödeme emrinin 22.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davanın yasal süresi içerisinde açıldığı, davacıya ilişkin … takip numaralı ödeme emrinin 04.10.2007 tarihinde tebliğ edildiği, bunun dışında istinaf dilekçesi ve 05.02.2019 tarihli üst yazıda belirtilen tüm işlemlerin dava dışı şirkete karşı yapıldığı,takip konusu borçlardan 2003/12- 2004/6 arası borçlar yönünden zamanşımı 5 yıl, 2004/7,8 dönemleri için 10 yıl olup zamanaşımını kesen ödeme emri tebliğ tarihi olan 04.10.2007 den itibaren zamanışımı süresinin dolduğu, kararın yerinde olduğu” belirtilmek suretiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile dava konusu prim borçlarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımını kesen işlemlerin defalarca gerçekleştirildiğini, hem şirket hem şirket ortakları açısından takibin kesinleştiğini, buna rağmen davacı tarafından hiç bir ödeme yapılmadığını, davacı yanın iddialarının mesnetsiz ve haksız olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, ayrıca 6183 sayılı Kanun ilgili maddeleri gereği kötü niyetle ve haksız açılmış olan davanın alacak miktarının %10 fazlasıyla tazmininin gerektiğini yinelemek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık somut olayda dava konusu 2003/12.-2004/08. ayları arası dönemi kapsayan prim alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1-Uyuşmazlığın çözümünde zamanaşımına ilişkin mevzuatın değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.  

2-Hemen belirtelim ki, zamanaşımının başlangıcının ve buna bağlı olarak, somut uyuşmazlıkta uygulanacak kanun hükmünün saptanmasında, muacceliyet anının belirlenmesi önem taşımaktadır.  

3-Muacceliyet, bir borç ilişkisinde, alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak, edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle, söz konusu anda borç, ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. Bir alacağın ya da borcun muaccel olması, ilke olarak edimin ifası için öngörülmüş bulunan vadenin dolmasıyla gerçekleşir. Borcun ifası için öngörülen vade; kanundan, işin özelliklerinden ya da dürüstlük kuralından çıkarılamıyorsa, bu durumda, BK m. 74 hükmü gereğince, borcun “hemen ifa ve derhal icrası talep edilebilir” hükmü uygulama bulacaktır. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun  18.02.2015 tarih ve  2013/10-1475 E., ve 2015/831 K., sayılı ilamı )

4-506 sayılı Kanun’un 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanun’un 128. maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır. 08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir. 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanun’un 80. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 51. maddesiyle birlikte 102. maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.

5- Diğer taraftan; 6183 sayılı Yasa’nın 103. maddesi ile tahsil zamanaşımını kesen sebepler düzenlenmiş olup; anılan düzenlemede; ”1. Ödeme, 2. Haciz tatbiki, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukarıdaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. Amme alacağının teminata bağlanması, 9. kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, 11. (Ek bent: 25/12/2003 – 5035 S.K./1. md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

6- Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı, yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın, kaza mercilerince durdurulması hallerinde, zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.” hükmü öngörülmektedir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.