YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11013
KARAR NO : 2022/12965
KARAR TARİHİ : 24.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı; 01/01/2006 – 03/04/2007 arasında çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı şirket ortakları …vekili cevap dilekçesi ile; ilk olarak davanın husumetten reddinin talep edildiğini, müvekkillerinin sigortasız işçi çalıştırmadıklarını, müvekkiline ait işyerinde ekte sunulan özlük dosyasından da anlaşılacağı üzere 06/12/2007 tarihinde girdiğini, 03/08/2009 tarihine kadar çalıştığını belirterek açılan davanın husumet ve esastan reddini talep etmiştir.
Davalı kurum vekili cevap dilekçesi ile; davanın davacı taleplerinin hak düşürücü süre bakımından reddinin gerektiğini, Yargıtay içtihatlarına göre bu tür hizmet tespitlerinin çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerektiğini, çalışmayı ortaya koyan belgeler işe giriş bildirgesi ile birlikte sözü edilen Yasanın 79.maddesinde de öngörülen ve sigortalının çalışma gün sayısını kazanç durumunu, çalışma tarihleri ile birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile … 17.madde 4 aylık prim bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu kanıtlar olduğunu, davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdi ile çalışmış olduğunu, tanık beyanları dışında resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlanması gerektiğini, hizmetin geçtiği iddia edilen sürede 506 sayılı yasa kapsamında bulunup bulunulmadığının araştırılmasını, çalışmanın konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusunda titizlikle araştırılmasını, davalı işverenin ve davacının Sosyal Sigortalar Kurumu nezdinde kayıtlarının getirilmesinin, mutlaka tanık dinlenmesi gerekiyorsa tanıkların çalıştığı işyerindeki işi bilen ve tanıyan aynı zamanda dönem bordrolarında ismi geçen kişilerden seçilmesine dikkat edilmesini, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davanın kabulü halinde aleyhte vekalet ücretine hükmedilmemesini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi tarafından;
Davacının davasının kabulü ile;
… T.C. Kimlik numaralı davacı …’ün 13/09/2006 – 31/12/2006 tarihleri arasında, 107 gün günlük 17,70 TL,
01/01/2007 – 02/04/2007 tarihleri arasında, 92 gün günlük 18,75 TL, ücret ile davalı … İnş. Tar. San ve Tic. Ltd. Şirketi (…. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ) nezdinde hizmet aktiyle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
… Bölge Adliye Mahkemesi, davalı kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek verilen kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (…, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, … 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (…, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, … 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir.
Eldeki davanın 17.6.2013 tarihinde açıldığı, davalı Tasfiye halindeki … Ltd. Şti’nin 1.7.2010 tarihinde tasfiye haline girdiği ve tasfiye kararının 14.10.2011 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, yargılama devam ederken tasfiye memuruna tebligat yapılmadığı ve davanın 2.3.2020 tarihinde karara bağlandığı, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhine karar verildiği anlaşılmış olmakla, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması ve gerekçeli karar başlığı ile istinaf karar ilamında adı geçen şirketin ticaret ünvanının eksik gösterilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Şu halde anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
O hâlde, Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33.Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33.Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.