YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11019
KARAR NO : 2022/13138
KARAR TARİHİ : 26.10.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ile fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ile fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; …’ın 2006 yılı Ağustos ayından dava tarihi olan 10.02.2016 tarihine kadar davalı nezdinde hizmet akdi ile çalışmalarının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının işyeri kooperatifinin işçisi değil ortağı olduğunu, süt toplama işinin ortaklıktan dolayı kendisine düşen yükümlülük olduğu, Tarım Kalkınma Kooperatiflerinde çalışanların 4857 sayılı iş kanununa tabi olamayacağını, davacının Bağ Kur sigortalısı olduğunu ve SSK ‘lı sigortalı olamayacağını, davacının 5510 sayılı Kanunun 6. Maddesi (ı) bendine göre 4/a kapsamında sigortalı bildirilemeyeceğin, ve davanın zamanaşımına uğradığını beyan ile davanın reddini talep etmiştir.
Kurum vekili cevap dilekçesi ile; davacının işveren tarafından müvekkil kuruma bildirimi yapılan dönemlere ilişkin aksini iddia ettiği çalışmaları yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiği, davacı gerçek ve eylemli bir çalışmayı ve bu çalışmanın sürekli olup olmadığını bilgelerle ispatlaması gerektiği, ayrıca davalının çalıştığı iddia edilen tarihlerde bağ kur kaydının olup olmadığının araştırılması gerektiği bu nedenle davacının davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının 01/01/2011 – 24/08/2014 tarihleri arasında 0021484.059 sicil nolu davalı Kooperatif iş yerine kısmi süreli olarak ayda 10 gün süre ile günlük asgari ücret üzerinden 5510 sayılı kanunun 4/1-a madesi kapsamında çalıştığının tespitine; fazlaya ilişkin talebin reddine, dair karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kooperatif ortağı olup işçisi olmadığını ve işyerinin 4857 sayılı yasanın istisnalar başlıklı 4/b gereği işçi sayılmadığını davacının kooperatif ortağı olması nedeniyle bağkur sigortalısı olduğunu, fiilen tarım ve hayvancılıkla uğraştığını tespiti istenen sürenin bağkur sigortası ile çakıştığını, hükümde vekalet ücretinin sehven davacıdan alınarak davacıya verilmesi ibaresinin hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Fer’i müdahil Kurum vekili; mahkemece alınan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu tanık beyanlarının net olmadığını davacının somut delillere dayanmadığını tanık beyanlarının davacının çalıştığı tarihleri net bir biçimde ortaya koymadığını davanın hak düşürücü süreye uğradığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 33.Hukuk Dairesince, davalı vekilinin ve fer’ müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri, istinaf gerekçeleri ile aynı doğrultudaki gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, “sosyal sigortalarda çokluk”, bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, “yararlanmada ve yükümlülükte teklik” ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan “emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar” ibareleri, “başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar” şeklinde anlaşılmalı, “sosyal güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda “sosyal güvenlik kanunları” terimlerini içerdiği kabul edilmelidir.
01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanunun 53’üncü maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır.
5510 sayılı Kanunun anılan 53’üncü maddesi, 6111 sayılı Kanunun 33’üncü maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33’üncü madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; “…33… maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir. Başka bir deyişle 5510 Sayıllı Kanunun 53. maddesi ve bu maddede yapıılan değişikliklerin ancak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanabilecekleri dikkate alınmalıdır.
5510 sayılı Kanunun yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin olarak bu tür çakışan sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, gerçek ve fiili çalışmanın, başka bir anlatımla baskın sigortalılık olgusunun hangi Kurum ve Kanun kapsamında gerçekleştiği belirlenmeli, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin sigortalının hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı ortaya konulmalıdır. Şu durumda 506 sayılı ve 1479 sayılı Kanunlar kapsamında veya 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri çerçevesinde çakışan zorunlu sigortalılık olgusuna ilişkin olarak; 5510 sayılı Kanunun yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden baskın sigortalılığa üstünlük tanınmalı, 01.10.2008 – 01.03.2011 dönemi yönünden 5510 sayılı Kanunun 53. maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalı, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise anılan maddede 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gözetilerek hizmet akdine dayalı çalışmaya değer verilmelidir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında, eldeki dava irdelendiğinde; dosya kapsamında davacının talep konusu dönemi içerir 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılık varlığının anlaşılması karşısında; işaret edilen yasal mevzuat kapsamında çakışan sigortalılık hükümleri tartışılarak; hangi çalışmaya üstünlük tanınması gerekiyorsa o sigortalılığın geçerli olacağının dikkate alınması gereğinin yerine getirilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, davacının baskın çalışması, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında ve usulünce irdelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak; İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesi ile kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 26.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.