YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11027
KARAR NO : 2022/13773
KARAR TARİHİ : 07.11.2022
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı, feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, dava dilekçesi ile, davalı işyerinde 01.02.2001 tarihinde işe başladığı ve bu duruma ilişkin işe giriş bildirgesinin verildiğini, daha sonra SSK’da bilgi işlem sistemine geçilmesi sırasında davalı işverenlikteki 5,5 aylık çalışmasının 06.01.2001 esas alınarak … adına 115 günlük sigorta olarak göründüğünü tespit ettiğini, Kuruma müracaatı üzerine kendisine gerekli düzeltmelerin yapılacağının söylendiğini, bu olaydan bir ay sonra e-devletten sisteme giriş yaptığında gerekli düzeltmelerin yapıldığını gördüğünü, ancak daha sonra kayıtların yukarıda belirttiği şahıs adına geçtiğini gördüğünü, bu durum üzerine Bağcılar SGM’ye tekrar başvurduğunda kendisine 2001 yılına ait bordro bulunmadığının bildirildiğini, bu durum dolayısıyla davalı işyeri tarafından adına düzenlenmiş olan işe giriş bildirgesinde belirtilen işe giriş tarihi esas alınarak hizmet tespitinin yapılmasını istemiştir.
Davacı asil 16.12.2019 tarihli duruşmada; “benim talebim öncelikle sigortalılık başlangıç tarihimin tespiti ile davalı iş yerinde çalıştığım sürenin tespitidir. Bu iş yerinde 01/02/2001 tarihinde çalışmaya başladım. İlk işe giriş bildirgemde de bu husus belirtilmiştir. Ayrıca dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu iş yerindeki çalışma sürem 115 gündür. Fakat kurum tarafından her nedense benim çalışmalarımın bir kısmı başkasının adına gösterilmiştir. Davalı iş yerindeki çalışma süreminde 115 gün olarak tespitini talep ediyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
II-CEVAP:
Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesi ile; davalı şirketin bütün hisselerini … 3. Noterliğinin 17.08.2015 tarih ve 17095 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile devraldığını, davacının dava konusu yaptığı tarihle ilgili olarak kendilerinde herhangi bir evrakın bulunmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili, diğer davalı tarafından 2001 yılı 1 ve 2.dönemlerinde … sicil numarası ile yatan primlerin davacıya aidiyetine karar verilmesi istemi ile açılan davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, davacıya ait … sayılı şahsi sicil dosyasının incelenmesi sonucunda davacının bu dönemlerde herhangi bir çalışmasının olmadığının anlaşıldığını, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği hizmetlerin aidiyetinin anlaşılabilmesi için … sicil sayısında kayıtlı başka sigortalı bulunmakta ise bu sigortalının da davaya dahil edilmesinin gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE
MAHKEME KARARI
Mahkemece, “davacının davasının kabulü ile, … TC kimlik nolu … sigorta sicil numaralı davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/02/2001 olarak tespitine, davacının 01/02/2001 – 25/05/2001 tarihleri arasında, 115 gün günlük 4,665.000 (eski TL) TL bürüt ücret ile davalı iş yerinde hizmet aktiyle çalıştığnıın tespitine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Davacının hizmet cetvelinin incelenmesinden ilk sigortalılık bildiriminin 24.06.2005 tarihinde yapıldığı, davacının hizmet cetvelinde 06.01.2001 tarihinden itibaren 115 gün … … isimli kişinin 115 gün bildiriminin yapıldığı, bu durumun Kurum tarafından düzeltildiği, … … adına kayıtlı çalışmaların davacının hizmet cetvelinden çıkarıldığı görülmüştür. Giriş bildirgesi üzerinde yapılan imza incelemesi, dinlenen kayıtlı tanığın beyanı, tüm dosya kapsamına göre davacının çalışmalarının ispatlandığı, mahkeme kararının yerinde olduğu” gerekçesiyle fer’i müdahil Kurumun istinaf isteminin esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Fer-i müdahil Kurum vekili, davacının çalışmasının gerçek ve fiili olduğu hususunu Yargıtay vasıflarına uygun tanık beyanları ile ispatlayamadığını, dosyadan alınan raporlar eksik ve hatalı, hüküm kurmaya elverişli olmayan raporlara binaen karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davacının … sicil numaralı … Day.Tük.Mal.İnş…. … Ltd.Şti unvanlı işyerinde 01.02.2001 tarihinde işe başladığına ilişkin giriş bildirgesinin 30.01.2001 tarih 067045 varide sayısı ile Kurum kayıtlarına intikal ettiği, işe giriş bildirgesi üzerinde yapılan grafolojik incelemede imza ve fotoğrafın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, … sicil numaralı işyerinin 01.02.2001 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alınıp 31.03.2007 tarihinde yasa kapsamından çıkarıldığı, işyerinden 2001/1-2 dönemine ait dönem bordrosu verilmediği, davacının hizmet cetveline önce … adına … sicil nolu işyerinden 06.01.2001 tarihinden 115 gün hizmet işlendiği, ancak sonradan bu çalışmanın davacının hizmet cetvelinden çıkarılarak, …’ın hizmet cetveline doğru olarak işlendiği, davacı tanıklarının dinlendiği, uyuşmazlığın davacının talep konusu dönemde … sicil numaralı … Day. Tük. Mal. İnş. … … Ltd.Şti unvanlı işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Mahkemece, öncelikle HMK 31. maddesi kapsamında davacıdan, işyerinde hangi tarihe kadar çalıştığı, kimlerle çalıştığı, malzeme satın aldıkları yerlerdeki satıcı, toptancı, taşıyıcı, nakliye, depolama v.s. yapan işveren ve bunların çalışanlarının kimler olduğu sorulup talebi açıklattırılarak dava konusu talep somutlaştırılmalı, davacının beyanında geçen davacı ile birlikte başkaca çalışan varsa tespiti ile bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, komşu işyeri tanıklarının çalışma süresini tereddütsüz belirlemek amacıyla gerekirse hizmet döküm cetvellerini getirtilmeli, böylece eylemli çalışmanın var olup olmadığı ve süresi, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. Maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.