Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11073 E. 2022/13767 K. 07.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11073
KARAR NO : 2022/13767
KARAR TARİHİ : 07.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının davalı vekili ve feri müdahil … Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, davacının davalı TRT Genel Müdürlüğü tarafından diğer davalı Kuruma bildirilen ve primleri ödenen çalışma süreleri dışında 16.12.1995-24.09.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve diğer davalı Kuruma eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespitini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı … vekili, davaya cevap dilekçesi sunmamış, beyanlarında davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil … vekili, davacının kendi kusurlarının ve davalı işverenin kusurlarının Kuruma yüklenemeyeceğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “davacı … … ve davalı TRT Genel Müdürlüğü arasında 01.07.2002-24.09.2008 tarihleri arasında yapılan Yapım ve Yayına Yardımcı İşçi Sayılmayan Geçici Personel Sözleşmelerinin, 25.01.2001 tarih ve…. 1 sayılı Teftiş Raporunda “TRT Genel Müdürlüğünde istisna akdi yönetmeliğine dayandırılarak çalıştırıldığını tespit ettiğimiz personel ile TRT Genel Müdürlüğü arasında istisna akdi olmayıp, açık bir şekilde hizmet akdi mevcuttur.” Denildiği üzere, Borçlar Kanunun 355 maddesine göre yapılan İstisna sözleşmeleri olmayıp Borçlar Kanunun 313 maddesi belirtilen hizmet akdi sözleşmeleri olduğu” gerekçesiyle
“ Davanın kabulü ile ; 1- Davacının hizmet akdine dayalı olarak 1999/01.dönemde 65 gün, 1999/02.dönemde 46 gün, 1999/03.dönemde 36 gün, 2000/03.dönemde 77 gün, 01.01.2001-30.12.2001 tarihleri arasında 360 gün, 2002 yılında 279,54 TL brüt ücretle, 01.01.2002-30.04.2002 tarihleri arasında 120 gün, 2002/02.dönemde 46 gün, 2002/03.dönemde 13 gün, 2003 yılında 445,90 TL brüt ücretle 01.01.2003-02.02.2003 tarihleri arasında 32 gün, 01.09.2003-30.12.2003 tarihleri arasında 120 gün, 2004 yılında 546,30 TL brüt ücretle 01.01.2004-29.01.2004 tarihleri arasında 29 gün, Aralık ayında 14 gün, 2005 yılında 601,50 TL brüt ücretle 01.01.2005-22.02.2005 tarihleri arasında 52 gün, Aralık ayında 14 gün, 2006 yılında 639,75 TL brüt ücretle 01.01.2006-24.01.2006 tarihleri arasında 24 gün, Aralık ayında 19 gün, 2007 yılında 704,78 TL brüt ücretle 01.01.2007-23.01.2007 tarihleri arasında 23 gün ve Aralık ayında 20 gün ve 2008 yılında 1.187,66 TL brüt ücretle 01.01.2008-03.02.2008 tarihleri arasında 33 gün olmak üzere toplam 1143 gün bildirilmesi gereken sigortalılık süresinin 506 sayılı kanunun 79.maddesinin 8.fıkrası gereğince tespitine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Tüm dosya kapsamı ve dinlenen bordro tanıklarının davacının çalışmasının kesintisiz olduğunu ve davacının kadrolu çalışanlarla aynı koşullarda tam mesai yaparak çalıştığını belirtmiş olmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının davalı iş yerindeki çalışmalarının kesintisiz olduğunun kabulü gerektiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle “davalı vekili ile feri müdahil kurum vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine” karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı … vekili, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddî gerektiğini, gerek Borçlar Kanununun 355 ve gerekse 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 2. maddesi hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, davalı Kurum ile davacı arasındaki hukuki ilişkinin gerçek anlamda istisna akdine dayalı olduğunu, hukuki ilişkinin “İstisna Sözleşmesi Yönetmeliği’’ hükümlerine göre kurulup, söz konusu Yönetmelik ile yapım konularına göre ödemeye esas olan puanlar hakkındaki tarifede yer alan yapım konuları ile yapım özellikleri dikkate alınarak ücret ödendiğini, Mahkeme kararında 1999 île 2008 yılları arasındaki dönemlere ilişkin kısmi tespit kabul edildiği için davanın kısmen kabulüne karar verilip lehine vekalet ücretine hükedilmesi gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Feri müdahil … vekili, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerekirken aksi yönde verilen kararın hukuka ve yasalara aykırı, Mahkemece yeterli inceleme yapılmaksızın hiçbir yazılı belge bulunmadan muğlak ve yetersiz şahit beyanlarına dayanarak karar verilmiş olmasının usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eldeki davada, davacı 06.12.1995-24.09.2008 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirilen sürelerin tespitini talep etmiş, mahkemece talep edilen dönemde davacı ile davalı TRT Genel Müdürlüğü arasında yapılan sözleşmelerin hizmet akdi sözleşmeleri olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin, davacı ile TRT Genel Müdürlüğü arasında istisna sözleşmesinin unsurlarının bulunmadığı, hukuki ilişkinin hizmet sözleşmesi olduğuna dair kabulü yerinde olmakla birlikte, sözleşme süreleri dışında kalan dönem yönünden yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. Maddesidir. 506 sayılı yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Öte yandan; davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşudur. Bu nedenle, davalı işyerinde resmi kayıtlara dayanılması ve ücretin yazılı belge ile ödenmesi esastır. Kuruma hizmet bildirilmeyen dönemlerdeki ücret belgeleri ve bu dönemde davacıya ücret ödenip ödenmediği, ödeme yapılmışsa kim tarafından ödendiğinin araştırılması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş, sözleşme süreleri dışında kalan dönemde ücretini ne şekilde aldığı araştırılmalı, bu konuda davacının beyanı alınmalı, ücretini nasıl aldığı, hangi programlarda çalıştığı, kimlerle çalıştığı, ücretinin kim tarafından nasıl ödendiği sorulmalı, bu dönemde çalıştığına ve ücret aldığına ilişkin belgeler getirtilmeli, davacının çalıştığını beyan ettiği adresin işyeri giriş çıkış kayıt istenmeli, davacının resmi kayıtlara geçmeyen dönemlerde çalıştığını ve ücretini aldığını gösterir belgelerin ibraz edilememesi halinde bunun nedeni araştırılmalı, haklı ve izah edilebilir bir nedene dayanıyor ise bu takdirde tanık sözlerine itibar edilmeli, kamu kurumu olan davalı işyerinde ücret alma iddiasının yazılı belgelerle ispat edilebileceği göz önünde bulundurulmalı, davacının çalışmış olduğu programların rejisörleri, yetkili ve görevlileri tanık sıfatı ile dinlenilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda, araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekili ve feri müdahil … Başkanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. Maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
07.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.