YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11082
KARAR NO : 2022/13776
KARAR TARİHİ : 07.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasının tespiti istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesi kararının davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacılar vekili: müvekkillerinin murisi …’ın Seydikemer Belediyesinde Fen işlerine bağlı … olarak 31.01.2002 tarihinden itibaren çalıştığını, 28.06.2018 tarihinde fen işleri müdürü …’ın talimatı ile bakımsız ve teknik olarak yola elverişsiz … plakalı aracın arkasında bulunan tankerin kayması sonucunda, murislerinin kafasını çarpması nedeniyle ağır yaralanmasına rağmen olayın örtbas edildiğini olay yeri ve kaza tespit tutanağı düzenlenmediğini, murislerinin hastaneye gitmesine izin verilmediğini, aracın sonradan haricen tamir edildiğini, kazanın … tarafından fotoğraflandığını, murislerinin korkutulması nedeniyle hastaneye gitmediğini, resmi kurumlara olayın intikal ettirilmediğini ancak murislerinin durumunun ağırlaşması üzerine hastaneye gittiğini ve beyin kanamasından hayatını kaybettiğini, Kuruma yaptıkları iş kazası tespiti istemlerinin ret edildiğini beyan ederek, meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, davalı Seydikemer Belediye Başkanlığı vekili; davacı tarafın, tespit davası açmasında hukuki yararın olmadığını, davacının tazminat davası açması gerektiğini, tazminat davasında ön sorun olarak iş kazasına ilişkin olarak incelemenin yapılacağını, eda davası açılabilecek durumlarda tespit davasının açılamayacağını, davacı tarafça iş bu dava açılmadan önce SGK Başkanlığı’na müracaat edildiğini ve yapılan başvurunun Kurumca reddine karar verildiğini, kaza ile davacılar murisinin ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı tarafça müvekkili belediye tarafından taleplerinin yerine getirilmemesi sebebiyle dava açıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı Kurum vekili, iş kazası geçirdiğini iddia edilen … tarafından 28.06.2018 tarihinde Kuruma herhangi bir hastane raporu, kaza yaptığına dair kaza tespit tutanağı sunulmadığı gibi Kuruma iş kazası yaptığına dair bildirimin de yapılmadığını, bu nedenle davacılar vekili tarafından 07.11.2019 tarih, 17.179.426 sayı ile Kuruma yapılan müracaatın komisyon tarafından reddedildiğini, Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir usulsüzlüğün olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “Davacılar murisinin yaklaşık bir ay sonra 28.07.2018 tarihinde … hastaneye yattığı ve kendisine beyin kanaması teşhisi konulduğu, sonrasında da gelişen komplikasyonlar sonucu 06.08.2018 tarihinde hayatını kaybettiği, dosyada mevcut tıbbi raporlar ve bunları değerlendiren Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinin mütalaasından da anlaşıldığı üzere, bu rahatsızlığının 28.06.2018 tarihli trafik kazasındaki kafa travması ile bir ilgisinin bulunmadığının belirtildiği, murisin vefatı ile sonuçlanan bu rahatsızlık da 5510 sayılı Yasanın 13. Maddesi hükmü bakımından ele alındığında, sonucu bakımından davacılar murisinde “..sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay..” gibi görünmekle birlikte, madde metninde belirtilen hallerin hiçbirisinde meydana gelmemiş olması, iş kazası olarak kabul edilmesine engel teşkil ettiği ve alınan bilirkişi raporuda hükme esas alındığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “dosya kapsamındaki soruşturma evrakı ve alınan ifadelerden, işyerindeki çalışma sırasında gerçekleştiği ispat edilen, davalı Belediyeye ait su tankeri olarak kullanılan … plakalı araçta … olarak çalışan davacılar murisinin, 28.06.2018 tarihinde tek taraflı kaza yaptığı olayın iş kazası olarak nitelenmesi yasal gereklilik olmakla birlikte; 28.06.2018 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle davacılar murisinin rahatsızlığına yol açıp açmayacağının belirlenmesi ise dosya kapsamındaki kanıtlar ışığında mümkün olmamış ise de; salt iş kazası geçirdiğinin tespitine ilişkin davada düşme olayının yarattığı araz ve buna bağlı olarak sürekli işgöremezlik durumunun bulunup bulunmadığı konusunda bir istemin dile getirilmediği dikkate alınarak, istemle bağlı inceleme ve araştırma yapılması gereğinden hareketle, yargılamanın sürüncemede kalmasının önüne de geçilmesi amacıyla, kazaya bağlı oluşan araz ve işgöremezlik oranının, iş kazasına ilişkin tespit sonrası yapılacak idari inceleme ve buna bağlı gelişecek süreç sonucunda belirlenmesi gerektiği kanısıyla, eldeki davada, davacının iş kazası geçirdiği” gerekçesiyle
1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüyle; … 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin, 02.02.2022 tarihli, 2020/313 E, 2022/90 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2-Davanın kabulü ile,
Davacılar murisi…’ın 28.06.2018 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, alınmış olan Adli Tıp raporu ve tedavi evraklarında ölüm olayı ile kaza arasında illiyet bağı olmadığının tespit edildiğini, davacıların kabir açılmasına yönelik taleplerinin kaza ile ölüm arasında illiyet bağı kurma çabalarından ibaret, olayın iş kazası olduğu yönünde kararın hatalı olduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı Kurum vekili, 28.06.2018 tarihinde Kuruma herhangi bir hastane raporu, kaza yaptığına dair kaza tespit tutanağı sunulmadığı gibi Kuruma iş kazasına dair bildirim yapılmadığını, bu nedenle davacılar vekili tarafından yapılan müracaatın komisyon tarafından reddildiğini, olayın iş kazası sayılması için yapılan işin yürütüldüğü iş yerinde, yapılan iş sırasında ve iş süresi içerisinde gerçekleşmesi şartı arandığından davanın reddi gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve davanın yasal dayanaklarından biri 5510 sayılı Kanunun 13. maddesine göre iş kazası;
“Madde 13- İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, …. meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için; olaya, maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanunun 4. maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur.
Bu bakımdan 13. madde teknik yönden tanımlayıcı bir hukuk kuralıdır. Bunun uygulamaya ilişkin sonucu ise, bir olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının anılan maddenin tanımı ve öngördüğü unsurlar çerçevesinde belirlenebileceğidir. Yasanın açık hükümleri bir yana bırakılarak, iş kazası kavramının unsurlarının belirlenmesine olanak yoktur. Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için, sigortalıyı bedence ve ruhça zarara uğratan olayın, maddenin belirlediği “hal ve durumlardan” birinde meydana gelmiş bulunması gerekli ve yeterlidir. Bu sınırlı durumlar dışında meydana gelen ve sigortalıyı ruh ve bedence zarara uğratan olayların iş kazası olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Belirtilmelidir ki, yasanın, iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması, illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başka kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır.
Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının sigortalı olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.10.2009 tarih, 2009/21-400 Esas, 2009/432 Karar sayılı ilamı)
Dosya kapsamına göre, davacıların murisi …’ın Seydikemer … adına tescilli 1168061 sicil sayılı işyerinden 2018/06 ayında 30 gün, 2018/07 ayında 24 gün olmak üzere 31.03.2014- 2018/7 tarihleri arasında bildirimleri olduğu, 07.08.2018 tarihli ölüm belgesine göre davacılar murisinin bulaşıcı olmayan hastalık (doğal ölüm) nedenine istinaden öldüğü, davacıların şikayeti üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/13793 soruşturma sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturmada, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu’nun 26.10.2020 tarihli 4229 sayılı raporunda, …’ın … Devlet Hastanesindeki tedavi evrakları değerlendirildiği, davacılar murisinin 10.04.2014 tarihli özürlü sağlık kurulu raporunda kroner arter hastalığı (stentli), hipertansiyon tanılarının bulunduğu, 29.07.2018 tarihlerinde çarpıntı, genel durum bozukluğu, kusma, bilinç kaybı şikayeti ile 112 tarafından acil servise getirildiği, beyin kanaması teşhisine istinaden tedavisine başlandığı, 06.08.2018 tarihinde kardiyak arrest geliştiği ve yeniden canlandırılamadığına ilişkin tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle travmatik değişim tanılmanmaması, beyin kanamasının lokalizasyon ve özellikleri dikkate alındığında, patolojik kökenli (travmatik olmayan) olduğundan, travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delillerle bulunmadığı, iddia edilen 28.06.2018 tarihinde meydana gelen araç içi trafik kazası ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığına dair kanaat bildirildiği, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında, meydana gelen olayın, 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca iş kazası tanımı kapsamında sayılması için bunun sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ve ruhen zarara uğratması gerekir. Eldeki davada, davacının 28.06.2018 tarihinde meydana gelen olay tarihinden önce ve sonraki … ve bunlar gibi her bölümlerdeki tedavilerine ilişkin tüm tedavi evrak ve raporları ilgili sağlık kuruluşlarından celp edilmeli, davacının işyerindeki periyodik muayeneleri kontrol edilmeli gerektiğinde periyodik muayene yapan hekimlerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, 28.06.2018 tarihinde meydana gelen araç içi trafik kazasının meydana geldiği tarih itibariyle hemen veya sonradan bedensel zarara uğrayıp uğramadığı ve ölümü meydana getiren komplikayonların meydana gelen trafik kazası ile irtibatlı olup olmadığı Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulundan rapor alınmak suretiyle değerlendirilmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesi’nce verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 373/2.maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Üye …’ın muhalefetine karşı Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla 07/11/2022 gününde karar verildi.
(M)
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “işveren ait kullandığı araç ile 28.06.2018 tarihinde geçirdiği tek taraflı iş kazasında başını çarpan ve sonrası ağrı ve mide bulantıları sonrası şikayetleri başlayan ve bunun üzerine 29.07.2018 tarihinde acil olarak hastaneye kaldırılıp 06.08.2016 tarihinde ölen sigortalının 28.06.2018 tarihinde yaptığı tek taraflı kazanın iş kazası olarak tespiti olarak kabul edilip edilmeyeceği” noktasında toplanmaktadır.
2. İlk derece mahkemesinin “Davacılar murisinin yaklaşık bir ay sonra 28.07.2018 tarihinde … hastaneye yattığı ve kendisine beyin kanaması teşhisi konulduğu, sonrasında da gelişen komplikasyonlar sonucu 06.08.2018 tarihinde hayatını kaybettiği, dosyada mevcut tıbbi raporlar ve bunları değerlendiren Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinin mütalaasından da anlaşıldığı üzere, bu rahatsızlığının 28.06.2018 tarihli trafik kazasındaki kafa travması ile bir ilgisinin bulunmadığının belirtildiği, murisin vefatı ile sonuçlanan bu rahatsızlık da 5510 sayılı Yasanın 13. Maddesi hükmü bakımından ele alındığında, sonucu bakımından davacılar murisinde “…sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay…” gibi görünmekle birlikte, madde metninde belirtilen hallerin hiçbirisinde meydana gelmemiş olması, iş kazası olarak kabul edilmesine engel teşkil ettiği” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
3. Verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “dosya kapsamındaki soruşturma evrakı ve alınan ifadelerden, işyerindeki çalışma sırasında gerçekleştiği ispat edilen, davalı Belediyeye ait su tankeri olarak kullanılan … plakalı araçta … olarak çalışan davacılar murisinin, 28.06.2018 tarihinde tek taraflı kaza yaptığı olayın iş kazası olarak nitelenmesi yasal gereklilik olmakla birlikte; 28.06.2018 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle davacılar murisinin rahatsızlığına yol açıp açmayacağının belirlenmesi ise dosya kapsamındaki kanıtlar ışığında mümkün olmamış ise de; salt iş kazası geçirdiğinin tespitine ilişkin davada düşme olayının yarattığı araz ve buna bağlı olarak sürekli işgöremezlik durumunun bulunup bulunmadığı konusunda bir istemin dile getirilmediği dikkate alınarak, istemle bağlı inceleme ve araştırma yapılması gereğinden hareketle, yargılamanın sürüncemede kalmasının önüne de geçilmesi amacıyla, kazaya bağlı oluşan araz ve işgöremezlik oranının, iş kazasına ilişkin tespit sonrası yapılacak idari inceleme ve buna bağlı gelişecek süreç sonucunda belirlenmesi gerektiği” gerekçesi ile istinaf isteminin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Kararın davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile “Meydana gelen olayın, 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi uyarınca iş kazası tanımı kapsamında sayılması için bunun sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ve ruhen zarara uğratması gerekir. Eldeki davada, davacının 28.06.2018 tarihinde meydana gelen olay tarihinden önce ve sonraki … ve bunlar gibi her bölümlerdeki tedavilerine ilişkin tüm tedavi evrak ve raporları ilgili sağlık kuruluşlarından celp edilmeli, davacının işyerindeki periyodik muayeneleri kontrol edilmeli gerektiğinde periyodik muayene yapan hekimlerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, 28.06.2018 tarihinde meydana gelen araç içi trafik kazasının meydana geldiği tarih itibariyle hemen veya sonradan bedensel zarara uğrayıp uğramadığı ve ölümü meydana getiren komplikasyonların meydana gelen trafik kazası ile irtibatlı olup olmadığı Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulundan rapor alınmak suretiyle değerlendirilmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
5.5510 sayılı …’un 13. Maddesi uyarınca 4/1-a kapsamındaki sigortalılar için iş kazası:
– Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
– İşveren tarafından yürütülmekte olan bir iş nedeniyle,
– Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
– 4/1-a kapsamındaki emziren kadın sigortalının iş mevzuatı gereğince, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
– Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olaydır” şeklinde tarif edilmiştir. Bu tarif, iş kazasını bazı hallerde fiilen çalışma ilişkisinden koparan, sigortalıyı korumaya yönelik olarak hazırlanmış geniş anlamda bir iş kazası tarifidir.
6. Sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası unsurları;
– Kazaya uğrayanın 5510 sayılı Kanun anlamında sigortalı sayılması,
– Sigortalının kazaya uğraması,
– Sigortalının kaza sonucu bedensel veya ruhsal bir zarara uğraması ve
-Kaza ile sigortalının uğradığı bedensel zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunmasıdır (…, N.:Sosyal Güvenlik Hukuku, B.15, … 2014, s.417-432).
7. 30.06.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3. maddesine göre ise ‘iş kazası, işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen yada bedenen engelli hale getiren olay şeklinde tanımlanmış olup, bu tanım hem bireysel iş hukuku anlamındaki iş kazası tanımından hem de sosyal güvenlik hukuku anlamındaki iş kazası tanımından farklılık göstermektedir. 6331 sayılı Kanun ile getirilen iş kazası tanımına göre işin yürütümünden kaynaklanan kazaların yanında iş yerinde meydana gelen kaza da iş kazası olarak kabul edilmektedir (…,Ç.:İşveren ve İşveren Vekilinin İş Kazasından Doğan Cezai Sorumluluğu, … 2016, s.67-68, Y. HGK. 21.05.2019 tarih ve 2017/10-2194 e, 2019/584 K).
8. 5510 ve 6331 sayılı kanun kapsamı ve geniş anlamda iş kazası tanımına gidildiğinde, iş kazası sonrası bedenen veya ruhen engelli hale gelmede illiyet bağının rolü ile meydana gelen kazada kusur oranları, sonuç olarak iş kazasını ortadan kaldıran nedenler değildir. Kısaca sigortalıda kaza sonrası, gelişen komplikasyonlar neticesinde engeli hale gelmesi meydana gelen iş kazasını ortadan kaldırmayacaktır.
9. Somut uyuşmazlıkta davacılar murisi sigortalının işveren ait tankeri kullanırken kaza yaptığı, kaza ile başını çarptığı, bunun doğrulandığı, davacılar murisinin kaza sonrası baş ağrısı ve mide bulantısından şikayetçi olduğu anlaşılmaktadır. Muris sigortalının daha sonra acile kaldırılması ve ölmesi, gelişen komplikasyonlar maluliyet oranını etkileyen bir olgudur. Ölümü ile iş kazası arasında illiyet bağı kurulmaması, iş kazasını ortadan kaldırmaz. Kaza ile başını çaptığına ve şikayetleri olduğuna göre bedenen ve ruhen engelli hale gelmiştir. Kaza sonrası gelişen komplikasyonlara bağlı ölümü ile kaza arasında illiyet bağının olmaması sorumluluğu etkileyecektir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesi isabetlidir. Bu nedenle çoğunluğun bozma kararına katılınmamıştır.