YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11232
KARAR NO : 2023/6596
KARAR TARİHİ : 08.06.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/328 E., 2022/198 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; verilen karara karşı davalılar vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, davalı şirkete ait işyerinde 10.09.2005 – 24.06.2012 tarihleri arasında kesintisiz ve tam zamanlı olarak çalıştığını, davalı işyerinde kayısı ve yemiş ayıklama, paketleme gibi işyerinin faaliyetine giren tüm işlerde görev yaptığını, okuma yazması olmadığı için davalı işveren tarafından yasaya uygun şekilde sigorta primlerinin ödenip ödenmediği ve çalışmalarının Kuruma bildirilip bildirilmediği bilgisine sağlıklı bir şekilde vakıf olamadığını, sigortalı hizmet dökümü incelendiğinde, mevcut durumun ve yaptığı işin mahiyetinin aksine, davalı işverence çalışmalarının her ay Kuruma eksik bildirildiği gibi, özellikle 01.04.2008 – 14.05.2009 tarihleri arasında hala davalı işyerinde çalışmaya devam etmesine rağmen çalışmalarının hiç bildirilmediğinin görüleceğini, müvekkilesinin 2012/Nisan ayında davalı işveren yanında çalışırken geçirdiği bir iş kazası neticesinde kolunu kırdığını, bu sebeple davalı işveren yetkilisi hakkında Kemalpaşa Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/588 E. sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, gerek bu kaza sebebiyle çalışamaması ve gerekse de açılan kamu davası sebebiyle taraflar arasında çıkan husumet nedeniyle müvekkilesinin iş akdinin davalı işverence 26.06.2012 tarihinde haklı bir sebep olmaksızın geçersiz ve bildirimsiz şekilde feshedildiğini, oysa, müvekkilesinin davalı işyerinde 10.09.2005 – 24.06.2012 tarihleri arasında, 2 haftada bir gün tatil yapmak ve dini bayramların ilk iki günü dahi çalışmak suretiyle aralıksız ve kesintisiz tam zamanlı olarak çalıştığı halde davalı işverence bu çalışmalarının Kuruma sürekli olarak eksik ve bir dönem hiç bildirilmemesi nedeniyle mağduriyetinin söz konusu olduğunu” iddia ile, “Müvekkilesinin, davalı işveren nezdinde 10.09.2005 – 24.06.2012 tarihleri arasında aralıksız ve tam zamanlı olarak geçen, ancak Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti ile bildirilen çalışma süreleri ile birleştirilmesine karar verilmesini” talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … Zirai Ürünler San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının, müvekkili şirkete karşı açmış olduğu işçilik alacakları davasının … 2.İş Mahkemesi’nin 2014/404 E.sayılı dosyası ile halen derdest olup, davacının taleplerinin doğru olmadığını, kendi isteği ile ayrıldığı 24.06.2012 tarihine kadar da kesintili ve mevsimlik işçi olarak çalıştığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiasını yazılı belgeler bağlamında somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli ve 2014/346 E., 2017/259 K. sayılı kararı ile toplanan deliller kapsamında 69913185990 T.C.kimlik ve 3501199313692 s.s. numaralı davacı …’in, davalı işveren … Zirai Ürünler San.Tic.Ltd.Şti.ne ait 1210811.35 sicil sayılı işyerinde; 10.09.2005 – 24.06.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 1794 gün çalıştığı, 607 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, 1187 günlük çalışmasının bildirilmediği kanaatine varıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 10.09.2005 – 24.06.2012 tarihleri arasında 1187 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinden bahisle hizmetin tespitine karar verildiğini, davacının müvekkilen ait işyerindeki çalışmasının kesintili olduğunu, 01.04.2008 tarihine kadar geçen hizmetlerin tespiti talebi için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu hususunun gözetilmediğini, davacı ve davalı tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde iş yerinde belirli dönemlerde yoğunluğun arttığı ve gün bazında daha uzun süreler çalışıldığının sabit olduğunu, kayısı temizleme ve paketleme işinin niteliği gereği yılın 365 günü çalışmada bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kurum vekili; Kurumlarının Fer’i Müdahil olması gerekirken nihai kısa kararında davalı olarak gösterildiğini, Kurumlarının davalı olarak gösterilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararına 19.06.2017 tarihli kabul etmedikleri ve hukuka aykırı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporunun esas alındığını, davacının tespitine karar verilmesini istediği dönemde gerçek ve fiili çalışmasının varlığını yazılı belgelerle ispat edemediğini, Kurum kayıtlarına dayanarak hüküm kurulması gerekirken sadece şahit beyanlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.07.2018 tarih ve E.2017/2706, K.2018/1146 sayılı kararı ile inceleme konusu davayla ilgili olarak toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının, davalıya ait işyerinden 09.09.2005 tarihinde verilen e-bildirge ile 10.09.2005 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, dosya kapsamında toplanan deliller, davacı tanıkları ile bordro tanıklarının (özellikle Ayşe Irgatçı ile …’nın) anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; işyerinin, işyeri bildirgesine göre (2) mahiyet kodunda ve SGK Başmüfettişliğinin 105868/İNC.11 sayılı raporunda işveren vekilinin işyerinin devamlı nitelikte bir işyeri olduğunu beyan etmesi karşısında devamlı faaliyet gösterdiği anlaşıldığından; davacının, davalıya ait işyerinde mevsimlik işçi olarak değil sürekli çalışan işçilerden olduğu da belli olmakla ve imzasını taşıyan ücret bordrolarında kayıtlı gün sayıları dışında tam ve sürekli olarak asgari ücretle hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının kanıtlandığı belirgin bulunmakla, istemin kabulüne ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 16.09.2020 tarih ve E.2018/6317, K.2020/4492 sayılı kararında; 1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı şirket ve davalı kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerektiği; 2)… inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, ücret bordrolarına uygun şekilde hesaplanan 2008- 2010 arası (bu yıllar dahil) ve 2012 yıllarına ait hizmet sürelerinin doğru belirlendiği ancak bordro ya da puantaj kaydı bulunmayan 2005, 2006 yılları ile bir kısım kayıt bulunan (2007/6. aydan itibaren) 2007 yılları yönünden eksik inceleme yapıldığı, yine davacının imzasını havi eksik gün bildirimleri bulunmasına rağmen 2011 yılına ait hizmetlerin 360 gün üzerinden hesaplanması hatalı olup bordro/puantaj kayıtlarına dayalı olmayan ve sürekli çalışıldığı kabul edilen bu yıllar yönünden (2005, 2006, 2007, 2011) bu yıllara ait bordro ve puantaj kayıtlarının celbi ile bordrolu tanıkların dinlenmesi suretiyle yeniden inceleme yapılarak, davacının, davalı işveren yanındaki çalışmalarının niteliği, süresi, çalışmanın kısmi ya da mevsimlik olup olmadığı belirlenmeli, bozma sonrası yapılacak yargılamada davalılar lehine oluşmuş usuli kazanılmış haklar da gözetilerek uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanları, işe giriş bildirgeleri, imza incelemeleri, puantaj kayıtları dikkate alınarak; davacının davalı işveren … Zirai ürünler Sanayi Ticaret Ltd. Şti’ne ait 1210811.35 sicil sayılı işyerinde 10.09.2005-24.06.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile 1645 gün çalıştığı, 607 günlük çalışmasının kuruma bildirildiği, 1038 günlük çalışmasının kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili, kararın eksik araştırma ile verildiğini, lehe vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davalı işçinin yılın her döneminde çalışmış olmasına rağmen bazı dönemler iş yoğunluğu sebebiyle sıklıkla çalışmış diğer dönemlerde ise gelen siparişler üzerine çağırma usulü ile çalışma yaptığını, belirli bir mevsime bağlı olarak çalışmanın sadece yılın belirli döneminde sürdüğü veya tüm yıl çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlandığını, davacının müvekkil şirketin iş yerinde yaptığı iş, niteliği gereği mevsimlik iş tanımına haiz olduğunu, davacının yapmış olduğu iş kayısı ve incirin yıkanması ve paketlenmesi işi olduğunu, işçilerin kurutma işleminde yer almadığını, incir ve kayısının yılın her döneminde yetişen meyveler olmadığı, meyvelerin davalı işyerine Temmuz ayında gelip Aralık-Ocak aylarında bu işlemlerin bittiği, diğer aylarda ise siparişe göre işçilerin çağrı usulü ile 5-15 gün arası çalışmak üzere çağrıldığını, bozma sonrası bordro tanığı olarak dinlenen …’nun davalı şirket ile husumetli olduğu ve … 2. İş Mahkemesi’nin 2015/581 E. sayılı dosyası ile işçilik alacakları konulu derdest davaları mevcut olduğunu, işyerinin SGK ve Vergi kayıtlarından işçi sayısında dönemsel artış olup olmadığı, mevsimlik ürünlerin yetiştiği dönemde çalışan işçi sayısında artış gözlemlenip gözlemlenmediğinin değerlendirilmediğini, mevsimlik iş olduğu hususunun da değerlendirilmediğini beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
2. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3. Değerlendirme
1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Önceki bozma ilamında; 1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı şirket ve davalı kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerektiği; 2)… inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, ücret bordrolarına uygun şekilde hesaplanan 2008- 2010 arası (bu yıllar dahil) ve 2012 yıllarına ait hizmet sürelerinin doğru belirlendiği ancak bordro ya da puantaj kaydı bulunmayan 2005, 2006 yılları ile bir kısım kayıt bulunan (2007/6. aydan itibaren) 2007 yılları yönünden eksik inceleme yapıldığı, yine davacının imzasını havi eksik gün bildirimleri bulunmasına rağmen 2011 yılına ait hizmetlerin 360 gün üzerinden hesaplanması hatalı olup bordro/puantaj kayıtlarına dayalı olmayan ve sürekli çalışıldığı kabul edilen bu yıllar yönünden (2005, 2006, 2007, 2011) bu yıllara ait bordro ve puantaj kayıtlarının celbi ile bordrolu tanıkların dinlenmesi suretiyle yeniden inceleme yapılarak, davacının, davalı işveren yanındaki çalışmalarının niteliği, süresi, çalışmanın kısmi ya da mevsimlik olup olmadığının belirlenmesi, bozma sonrası yapılacak yargılamada davalılar lehine oluşmuş usuli kazanılmış haklar da gözetilerek uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
Mahkeme tarafından uyulan bozma ilamı gereği puantaj kayıtlarının celbedilmesi gerekmekte olup bu yönde bir araştırmaya gidilmediği anlaşılmakla; işveren vekili tarafından puantaj kayıtlarının başka bir dosyaya sunulduğu belirtildiğinden söz konusu dosya numarası sorulup o dosyadan celbi sağlanarak ve imzalı puantaj kayıtları dikkate alınmak suretiyle bozma gereğinin yerine getirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz giderinin ilgiliye iadesine,
08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.