Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11242 E. 2022/13555 K. 02.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11242
KARAR NO : 2022/13555
KARAR TARİHİ : 02.11.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak hükümde belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalılardan müteveffa … mirasçıları ve Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Taraf ehliyeti davada taraf olabilme yeteneğidir. Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir (HMK m. 50). Yargılama sürecinde tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği, usul hukukunun temel ilkelerinden biridir ve HMK 114/1-d maddesine göre dava şartıdır.
Yargılama sırasında taraflardan birisinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün değildir. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (HMK m. 55). Bu hüküm mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. Ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. 
Mirasın reddi, Türk Medeni Kanunu’nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 605’nci maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir.
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası, TMK.’nın 606’ncı maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilirler. Bu üç aylık süre hak düşürücü bir süredir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri kanıtlanmadıkça, murisin ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Atanmış mirasçılar için ise süre, murisin tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.
Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” düzenlemesine yer verilmiş olup; mirasın reddi durumunda tasfiye sonucu terekeden arta kalan olursa, bunlar ikinci zümreye geçmeyerek mirası reddetmiş olan birinci zümreye verileceği hususu, yine tahsiline hukmedilecek alacak miktarı, bunun sonucu olarak da terekeden ödenecek kısmı etkileyeceği gözetildiğinde, hizmet tespiti davasının mirası reddetmiş olanların da hak alanını ilgilendireceği açıktır.
Yargılama sırasında vefat eden tarafların mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde mirasçıların murisin borçlarından sorumlulukları son bulmaktadır. TMK’nın 612. maddesinde en yakın yasal mirasçıların, mirasın tamamını reddetmesi halinde reddedilen mirasın iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre davaya terekeye karşı devam edilmesinin talep edilmesi halinde terekeye atanacak temsilci ile davaya devam olunmalıdır.
Eldeki dava dosyasında, davacının davalı işyerinde 20/08/1986-01/01/1996 tarihleri arasında geçen çalışmalarının (askerlik süresi hariç) tespitini talep ettiği, 19334 sicil sayılı … ünvanlı işyeri sahibi …’ün 02.02.2013 tarihinde vefat ettiği, … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.03.2013 tarih, 2013/103 E. ve 2013/185 K. sayılı ilamı ile mirasçılarının mirası kayıtsız, şartsız reddettiklerinin tespitine karar verildiği, verilen kararın 18/04/2013 tarihinde kesinleştiği, Mahkemece Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin ( kapatılan ) 18/06/2020 tarih 2019/4831 Esas 2020/2446 Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama esnasında gerçek işyeri sahibi olan …’ün mirası reddeden mirasçılarının davaya dahil edildiği, yargılamanın sonunda ise davanın kabulü ile davacının davalı …’e ait … isimli iş yerinde 20/08/1986- 01/01/1996 tarihleri arasında ( askerlik yaptığı 29/08/1991- 29/11/1992 tarih arası hariç olmak üzere) 506 sayılı Yasa Kapsamında hizmet akdi ile dönemin asgari ücreti ile çalıştığının tespitine, şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar doğrultusunda Mahkemece; davacıya talep etmesi halinde terekeye temsilci tayin ettirmesi için önel verilmeli, terekeye tasfiye memuru atanarak taraf teşkili sağlanmalı, devamla yapılacak araştırma, inceleme ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.
Kabule göre de, ihtilaf konusu dönemde davalı işyerinin müteveffa …’e ait olduğu açık olup hükümde işyeri sahibi olarak davalı …’ün gösterilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan müteveffa … mirasçıları ve Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 02.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.