YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11246
KARAR NO : 2022/14132
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozmasına uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Mahkemece, verilen ilk hüküm “Somut olayda, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, 1999 sonrası dönem yönünden isabetli ise de; 1992 Kasım ayı ve 1999 yılı arasında geçtiği iddia olunan fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan, … İlköğretim Okulunda 1999 öncesinde görev yapan müdür, müdür yardımcısı, öğretmenler dinlenmeden, bu döneme ait gelir gider defteri ve karar defteri fotokopileri celp edilmeden yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Yapılacak iş, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, 1999 öncesi döneme ilişkin … Birliği’nin tüm defter ve belgelerini dosya arasına almak, … Müdürlüğü tarafından 1999 ve öncesinde çalıştığı bildirilen idareci ve öğretmenler arasından re’sen tespit edilecek tanıkları dinlemek, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.” görüş ve düşüncesiyle bozulmuş, Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 08.06.2020 tarihli, 2019/4111 – 2020/2036 sayılı bozma ilamı uyulmasına karşın bozma gereği yerine getirilmemiştir.
Mahkemece, bozma sonrası dinlenilen tek tanığın çalışmalarının 1994-1996 yıllarına ait olması karşısında, bozma sonrası yapılan araştırmanın ve dinlenilen tanık beyanlarının çalışma olgusunun tereddütsüz bir biçimde ortaya konulması yönünden yetersiz olduğu aşikardır.
Yapılacak iş, İlçe … Müdürlüğü tarafından 17.02.2021 tarihli yazı ekinde gönderilen 1992 yılı sonrası çalışan idareci ve öğretmenler arasından re’sen tespit edilecek tanıkları dinlemek, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir
Kabule göre, çalışılan günlerden … ve yaz tatilleri hariç tutulmak suretiyle kurulan hükmün infaza elverişli olmadığı görülmektedir. Bu sebeple mahkemece, davacının talebine konu dönemde kabul edilen sürelerin, her bir takvim yılı içerisinde hangi yıl ve hangi ayları kapsadığı hüküm bölümünde açıkça ve tereddüte mahal bırakmaksızın ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul dilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.11.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.