Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/1146 E. 2022/11322 K. 27.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1146
KARAR NO : 2022/11322
KARAR TARİHİ : 27.09.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi

16/12/2007 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan diğer sosyal sigorta yardımlarından oluşan Kurum zararının davalılardan rücuan tazminatı istemi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün davalılardan … vekili tarafından süresi içerisinde duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27/09/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacı SGK Başkanlığı adına Av. … geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 26. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (Anayasa Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli ve E:2003/10 K:2006/106 sayılı Kararı ile bu fıkrada geçen “sigortalı veya haksahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” bölümü iptal edilmiştir.) Kurumca işverene ödettirilir.…İş kazası veya meslek hastalığı, 3. birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.” düzenlemesine göre; davaya konu iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığı sorumludur.
Kusur raporlarının, 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar…” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Eldeki davada ise, 13.05.2016 tarihli kusur raporu ile olayın meydana geldiği dere çevresinde Özel Enerji Nakil Hatları sahiplerine %30 oranında fakat kimler olduğu belirlenmeksizin kusur tayin edilmiş ise de, buradan yararlanan kişi veya kişilerin belirlenerek bu nakil hattının ne suretle tesis edilerek kimlerin buradan yararlandırıldığı hususunun araştırılmaması usûl ve yasaya aykırı olduğu gibi, meydana gelen olay nedeniyle ve olayın meydana geldiği iş kolunda iş güvenliği uzmanlarından oluşan, tarafların hukuki konum ve kusur oran ve aidiyetlerini belirleyebilecek nitelikteki bilirkişi kurulundan oluşa uygun bir kusur raporu aldırılarak bir karar vermek gerekirken, tek kişi elektrik mühendisinden kusur raporu aldırılarak sonuca gidilmesi de isabetsizdir.
2-Davaya konu olay nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu Bakanlığı yetkililerince tutulan raporda ve ceza davası içeriğinden anlaşıldığı kadarıyla, … Kemalpaşa Nif çayının ıslahı için Devlet Su İşleri tarafından yapılan ihalede dava dışı olduğu anlaşılan … Harita MühendislikLtd. Şti.’nin ihaleyi aldığı, arazi ölçümleme işi hakkında ise, davalı …’nin işlettiği … Harita İnşaat Mühendislik ticari işletmesine işin verildiği, kazalının ise, davalı …’nin işçisi olduğu hususları anlaşılmakla birlikte, gerek davalıların birbiri ile gerek davalı … ile … Harita MühendislikLtd. Şti. arasında ve gerekse … Harita Mühendislik Ltd. Şti ile DSİ arasında yapılan tüm sözleşmelerin dosya arasında bulunmaması karşısında, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Yasanın 26 ve 87. Maddeleri kapsamında, öncelikle halledilmesi gereken sorun, davalıların hukuki konumlarının tayin ve buna göre kusurlarının tespiti, davalı …’nin işlettiği … Harita İnşaat Mühendislik ile … Harita Mühendislik Ltd. Şti ve DSİ arasında asıl işveren-taşeron ilişkisi olup olmadığının saptanmasıdır.
506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3. kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise; asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Mahkemece, açıklanan tüm bu hususlar çerçevesinde öncelikle davalı …’nin diğer davalı … ile ilişkisinin niteliği irdelenmeli, davalı …’nin işlettiği … Harita İnşaat Mühendislik ile … Harita Mühendislik Ltd. Şti. arasında yapılan tüm sözleşmeler celbedilerek, aralarındaki hukuki ilişki irdelenmeli, devamında ise ihale evrakları temin edilerek tüm tarafların hukuki konum ve durumları belirlenmeli, olayın meydana geldiği işyerinin kimin adına tescilli olduğu ve taşeron kaydının bulunup bulunmadığı, sigortalının işe giriş bildirgesinin kim tarafından ne zaman tanzim edildiği ve ne zaman kuruma verildiği, davalılar arasında ortaklık veya başkaca bir bağın bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve aralarında asıl işveren taşeron ilişkisi irdelendikten sonra davalı …’in de 3. kişi mi yoksa işveren vekili mi olduğu hususları tespit edilerek, 3. Kişi olarak belirlenmesi halinde bu kez 3. Kişi sıfatıyla olay üzerinde kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının da irdelenerek varılacak sonuçlara göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulması isabetsizdir.
3-506 sayılı Yasanın 9. maddesi – (Değişik : 25.08.1999 – 4447 / 12 md. Y.T. 08.09.1999) “İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür.”Düzenlemesini öngörmektedir.
Anılan yasanın 10. maddesine göre ise, 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir. Yani, davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10. maddesi hükmüne göre rücu alacağından sorumluluğu için; işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi gerekir.
Öte yandan, Mahkemece, 9. ve 10.Madde şartlarının gerçekleştiği kanaatine varıldığı takdirde, 506 sayılı Yasanın 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesi konusuna çözüm getiren, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 15.03.1995 T., 1994/800 E., 1995/166 K. sayılı ilamında “…Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, hak sahiplerinin işverenden isteyebileceği tazminat (tavan) miktarını önce kusur durumunu hiç gözetmeksizin belirlemek ve belirlenen tazminat miktarını geçmemek üzere davalının olaydaki kusursuzluğu dikkate alınarak Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uygulanarak varılacak sonuç uyarınca rücu alacağına hükmetme…” gereği öngörülmüş olup; işverenin sorumluluk sınırlarının belirlenmesinde, kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, en az % 50 oranında indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalının davalı yanında çalışmasına ilişkin olmak üzere davacı Kuruma zamanında verilmiş bir işe giriş bildirgesinin varlığının araştırılması ve bunun için de sigortalının kurumdaki gelire ilişkin tahsis ve sigortalılık şahsi dosyası da getirtilmek suretiyle sigortalı adına davalı işverenden herhangi bir işe giriş bildirgesinin verilip verilmediğine dair tespit yapılmaksızın ve 506 sayılı Kanunun 9.ve 10. madde şartlarının davaya konu olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususları araştırılmaksızın, başka bir deyişle 506 sayılı Yasanın 9. ve 10. maddeleri kapsamında, işverenin sorumluluğu net olarak belirlenmeksizin karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
4- Kabule göre de, davalı … hakkında vekili olduğu gerekçesi ile dava dilekçesi, davacı Kurumun talep artırım dilekçesi ve bilirkişi raporunun usulüne uygun şekilde bu davalıya tebliği sağlanmaksızın savunma hakkı da verilmemek suretiyle karar tesisi de isabetsiz olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm temyiz etmeyen diğer davalı … yönünden davacı Kurum lehine oluşan usulü kazanılmış hak durumu da gözetilerek karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 27/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.