YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1154
KARAR NO : 2023/1188
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/260 E., 2021/1498 K.
DAVACILAR : 1-…
2-…
3- …
4-…
5-…
6-… vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 05.03.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/162 E., 2020/512 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar murisi … ‘nin davalı işyerinde çalışırken vefat ettiği iddiasıyla müteveffanın eşi olan … için 10,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminat, müteveffanın çocukları olan diğer müvekkillerinden her biri için ayrı ayrı 30.000,00’ar TL manevi tazminat olmak üzere toplam 200.010,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilline karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili kurumun söz konusu davada sorumluluğunun bulunmadığını, meydana gelen kaza nedeniyle müteveffa mirasçılarına Kurumca 23 yıl 8 ay 18 günlük hizmetine karşılık kıdem tazminatı, 70 gün karşılığı kullanmadığı izin ücreti ve toplu iş s özleşmesinde yer alan ölüm yardımının yapıldığını, müteveffanın olay tarihinde izinli olmadığını, bu yöndeki beyanların gerçeği yansıtmadığını, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tüm tedbirlerin alındığını, iş bu davada hasım olmadıklarından husumet itirazında bulunduklarını belirterek açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini ifade etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;
1-Davanın kısmen kabulü ile;
Davacılardan … için 25.000,00 TL, … için 15.000,00 TL, … için 15.000,00 TL, … için 15.000,00 TL, … için 15.000,00 TL ve … için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 09/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, bu hususta fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Davacılardan …’nin maddi tazminat davasının reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf sebeplerinde özetle; dava konusu olayda tam kusurun davalı belediyeye ait olduğunu, kazazedenin perşembe günü gece geç saatlere kadar çalışması nedeniyle fazla mesai yaptığını, bu nedenle olay günü saat 11.50’de iş yerinden çıktığını, iş yerinden çıktıktan sonra, müteveffanın amirleri tarafından tekrar iş yerine çağrıldığını ve fazla mesai nedeniyle yorgun olmasına rağmen çalıştırılmaya devam ettirildiğini, bilirkişi tarafından bu hususa hiçbir şekilde değinilmeden matbu gerekçelerle müteveffaya %50 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece dosya hakkında yeniden kusur raporu aldırılması gerekirken, direkt olarak maddi tazminatın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili …’nin hak kazanmış olduğu maddi tazminat miktarının raporda çıkan bedelden daha yüksek olmasına karşın bilirkişi tarafından eksik hesaplama yoluna gidilerek müvekkilinin maddi tazminatı alacağının olmadığının belirtildiğini, peşin sermaye giderinin mahsup edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde de tüm davacılar yönünden ayrı ayrı manevi tazminat talep edildiğini, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı değil, ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu, her biri yönünden ayrı ayrı dava açılabilecekken usul ekonomisi gereğince tek bir dava olarak açıldığını, bununla davacıların taleplerinin bir bütün olduğu sonucuna varılamayacağını, hal böyle iken ayrı ayrı değerlendirilecek manevi tazminat taleplerine ilişkin hükmedilecek vekalet ücretlerinin de ayrı ayrı hükmedilmesi gerektiğine, Yargıtay uygulamalarınında bu yönde olduğunu, hal böyle iken mahkemece bahsi geçen içtihat hükümleri uyarınca her bir davacı yönünden kabul edilen manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminatlar yönünden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, her bir davacı yönünden kabul edilen manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf sebeplerinde özetle; kusur tespiti yönünden aldırılan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili kurumun %50 oranında kusurlu olarak tespit edilmesine gerekçe olarak gösterilen nedenlerin denetime elverişli olmadığını, dava konusu olayın meydana geliş biçimini, kusur/kusursuzluk nedenlerinin hangi maddi veya hukuki vakıalardan ileri gelmiş olduğunu bunların yasal dayanaklarını hiçbir şekilde tartışmadığını bu hususlar dışında olayın özüne girmeksizin zaten bilinen bir kısım teknik olmayan açıklamalarda bulunulduğunu, bu haliyle bilirkişi raporunun Yargıtay içtihatlarına da uygun bir rapor olmadığını, kusur bilirkişi raporunda kazaya neden olan olayın farklı bir biçimde değerlendirilerek dosya kapsamındaki soruşturma dosyası ve diğer deliller ışığında hazırlanmayan bilgi ve belgelerden yola çıkılarak bilirkişi raporu hazırlandığını, maddi zarar konusundaki hesabında hesaba esas olarak hangi verilerden yararlanıldığını, hangi yönteme göre hesap yapıldığının belirtmediğini, davacılar lehine fazla hesaplama yapıldığını, müvekkilinin bir kamu kurum veya kuruluşu olması, tacir olmaması, vb nedenlerden ötürü davacı vekilince istenilen faiz ile istenilen faizin olay tarihinden istenilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkiline dava tarihinden önce davalı yanca herhangi bir başvuruda bulunulmadığını. İş Kanunun 77. maddesi uyarınca alması gereken her türlü önlemi alarak; denetim görevlerini yerine getiren müvekkiline izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını beyanla açıklanan nedenlerden dolayı istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zararlandırıcı olayın davacılar murisi … ‘nin, Kepçe Operatörü olarak davalı şirkette çalışmaktayken 05/01/2018 tarihinde, tır üzerinde gelen kepçeyi kontrol etmek üzere yukarı çıktığı, bir anda dengesini kaybederek düşerek yaralandığı 09/01/2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığı, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %50, kazazede müteveffa işçinin ise %50 kusurunun bulunduğuna ilişkin bilirkişi heyet raporunun dosya içeriğine olayın meydana geliş şekline 4857 sayılı İş Kanunu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü Hükümleri ile İş Ekipmanlarının kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği hükümlerine uygun olduğu ve itibar edilebilir nitelik taşıdığı anlaşıldığından davacı ve davalı tarafın İstinaf isteminde haklı olmadığının görüldüğü, mahkemece belirlenen vekalet ücreti usul ve yasaya uygun olarak belirlendiğinden davacı tarafın vekalet ücretine ilişkin istinaf isteminde de haksız olduğunun değerlendirildiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle hükme esas alınan hesap ve kusur raporlarının dosyada içeriğine uygun olup itibar edilebilir nitelik taşıdığı, mahkemece kabul edilen tazminat miktarına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinde herhangi hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle;
1-)Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
C.A. Davalının maddi ve manevi tazminata yönelik, davacı çocuklar ve davacı eşin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacıların ve davalının bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
C.B. Davacı eşin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417.maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanun’un 2 ve 77 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle somut olayda mahkemece davaya konu iş kazası nedeniyle hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetlerinin iş kazasının oluşuna uygun olması, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve taraflarca temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalının maddi ve manevi tazminata yönelik, davacı çocuklar ve davacı eşin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2. Davacı eşin maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…
…