Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11768 E. 2023/1149 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11768
KARAR NO : 2023/1149
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/857 E., 2021/2044 K.
DAVACILAR : 1- …2- …
vekili Avukat …
DAVALILAR : 1- … Taşımacılık İnş. Gıda Mad. Oto San. Dış Tic. Ltd. Şti.
2- … mirasçıları a- …
b- … vekilleri Avukat …
3- … Sigorta A.Ş. vekili Avukat …
4- ING Bank A.Ş vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 04.07.2008
KARAR : Red, kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2008/398 E., 2019/387 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı … Taş. İnş. Gıda Mad. Oto. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti., müteveffa davalı … mirasçıları ve davalı … Sig. A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalı… Bank A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili, davalı… Bank A.Ş. vekili ve davalılar … Taş. İnş. Gıda Mad. Oto. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve müteveffa davalı … mirasçılarının ortak vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar ve davalı… Bank A.Ş.’nin istinaf başvurularının esastan reddine, diğer davalılar … Taş. İnş. Gıda Mad. Oto. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve müteveffa davalı … mirasçılarının istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı … Taş. İnş. Gıda Mad. Oto. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve müteveffa davalı … mirasçıları ile davalı … Sig. A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalı… Bank A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı… Bank A.Ş.’nin vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, davacıların murisi …’ın davalılardan …. (yeni ticaret unvanı… Bank A.Ş.) nezdinde atm kuruluşlar ve teknik müdahaleler yetkisili olarak çalışmakta iken 06.12.2006 tarihinde işveren tarafından kendisine tahsis edilen … plakalı araç ile, işverenin görevlendirme ve talimatı ile Edirne istikametine gitmesi sırasında, davalılardan işleten ve araç maliki şirketin sürücüsünün kullandığı … çekici, … dorse plakalı tırın arkadan çarpması sonucu tırın altında kalmak suretiyle davacı eş … için 517.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, davacı çocuk … için 198.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı… Bank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kazanın iş kazası olmadığını, bu sebeple iş mahkemelerinin görevli olmadığını, kazanın işyerinde gerçekleşmediği gibi işverenin sorumluluk alanı içerisinde de gerçekleşmediğini, kazanın üçüncü kişinin tam kusuru sonucunda meydana geldiğini, bu sebepten illiyet bağının kesildiğini, işverenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalı bankanın tüm çalışanlarının yakınlarının mağdur olmaması için primleri bizzat bankaca ödenerek tüm işçilerini sigorta ettirdiğini, davacılara 50.000 TL tutarında tazminat ödendiğini beyan etmiş, davanın müvekkili yönünden gerek usulden gerekse esastan reddini talep etmiştir.

Davalı … Sig. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; sorumluluklarının ancak sigortalının kusuru oranında olacağını, bu nedenle kusur durumunun saptanması gerektiğini, müveklinin dava açılmasına sebebiyet vermesinin söz konusu olmadığını, bu sebeple şirketin faiz, masraf ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını, aracın kusurlu bulunması durumunda sorumluluklarının kusur oranında olacağını beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müteveffa sigortalının davalılardan… Bank A.Ş. (eski ticaret ünvanı ….) sigortalısı olarak çalışmakta iken 06.12.2006 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu hayatını kaybettiği, geride mirasçıları olarak eşi davacı … ve kızı davacı …’ı mirasçı olarak bıraktığı, 15.08.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı… Bank A.Ş’nin %50 oranında kusurlu olduğu, olayın meydana gelmesinde %50 oranında da kaçınılmazlık faktörünün etkisinin bulunduğu, başkaca kusurlu bulunmadığı, olay nedeniyle müteveffa davalı … hakkında birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan ceza dava dosyasının açıldığı, … 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/226 Esas 2008/290 Karar sayılı kararı ile müteveffa davalı …’un kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmaması nedeniyle beraat kararı verildiği, kararın kesinleştiği, zamanaşımının söz konusu olmadığı, kusur bilirkişi raporu ve bilirkişi hesap raporu değerlendirildiğinde davacıların maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacıların manevi yönden çektikleri acı, duydukları elem ve ızdırabın derecesi, olayın oluşu, oluşan zarar, tarafların kusur oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak manevi tazminat takdirine, takdir olunan maddi ve manevi tazminat talebinin olayda kusurlu olan davalı… Bank A.Ş.’den tahsiline, olayda kaçınılmazlık faktötürünün bulunması nedeniyle takdiri indirim yapılmasına, diğer davalıların kusurları bulunmaması nedeniyle haklarında açılan davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçeleri ile davalılar … Taş. İnş. Gıda Mad. Oto. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti., … mirasçıları ve Axa Sig. A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davacı eş lehine 409.167,30 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, davacı çocuk lehine 152.846,94 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı… Bank A.Ş.’den tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı… Bank A.Ş. vekili ve davalılar … Taş. İnş. Gıda Mad. Oto. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve müteveffa davalı … mirasçılarının ortak vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle maddi tazminat alacağı yönünden hesap bilirkişisi raporundaki en düşük verinin esas alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu,

Davalı… Bank A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, kendilerine kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, illiyet bağı kesildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur raporunda illiyet bağının değerlendirilmediğini, trafik kazası tespit tutanağında müteveffa davalı sürücü …’a kusur atfedildiğini, kusur verilme nedeninin sürücü belgesinin sınıfına ilişkin olduğunu, …’un E sınıfı ehliyetle çekici-tır kullandığını, E sınıfı ehliyet sahibi olmanın römorklu araç kullanımı için yeterli olmadığını, kendilerine atfedilmesi mümkün olmamakla birlikte yönetim kurulu tarafından davacılara 25.000 TL ödeme ile tüm çalışanlar için yaptırılan Grup Hayat Sigortası kapsamında 50.000,00 TL ödeme yapıldığını, belgeler sunulmasına karşın mahsup edilmediğini, kusurları bulunmadığından aleyhlerine manevi tazminata hükmedilmesinin de yerinde olmadığını,

Davalılar … Taş. İnş. Gıda Mad. Oto. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve müteveffa davalı … mirasçılarının ortak vekili istinaf dilekçesinde özetle, ilk derece mahkemesi karar başlığında hata olduğunu, vekalet ücretinin doğru belirlenmediğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalılar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği ve davacıların maddi tazminat ve manevi tazminat talep hakkı bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı, davacı vekili ve davalı… Bank vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme neticesinde, davacıların murisinin geçirdiği iş kazası nedeni ile vefat ettiği, davacıların murisinin vefatı nedeni ile uğradıkları zararın ve duydukları elem ve ızdırabın giderilmesini talep ettikleri, dosyada mevcut bilirkişi raporunun açıklamalı ve denetime elverişli olduğu, bilirkişi raporundaki hesaplamaların yerinde olduğu, bu haliyle davacılar vekili ve davalı… Bank A.Ş. vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, davalı … şirketi ve müteveffa davalı … varisleri … ve … vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise, ilk derece mahkemesi karar başlığında davacı ve davalı isim/unvanlarının eksik yazıldığı ve bu davalıların davası tamamen rededildiği halde, vekalet ücretine eksik hükmedildiği anlaşıldığından istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçeleri ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalılar … Taş. İnş. Gıda Mad. Oto. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti., … mirasçıları ve … Sig. A.Ş. hakkındaki davanın reddine, davacı eş lehine 409.167,30 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, davacı çocuk lehine 152.846,94 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı… Bank A.Ş.’den tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı… Bank A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle maddi tazminat alacağı yönünden hesap bilirkişisi raporundaki en düşük verinin esas alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu, davalı müteveffa … yönünden, yerel mahkeme tarafından kusur ve dolayısıyla husumet yokluğu nedeniyle red kararı verilmiş olmasından dolayı, maktu vekalet ücreti hükmedilmiş iken, istinaf mahkemesinin yerel mahkeme kararını sadece bu hususla ilgili kaldırarak nispi vekalet ücretine hükmetmesinin hatalı olduğunu,

Davalı… Bank A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kararlarının gerekçesiz olduğunu, kazanın meydana gelişinde kendilerinin bir kusuru olmadığını, illiyet bağının kesildiğini, kazanın gerçekleşmesinde kusurlu olanın … olduğunu, kendilerine kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, …’un E sınıfı ehliyet ile çekici-tır kullandığını, E sınıfı ehliyet sahibi olmanın römorklu araç kullanımı için yeterli olmadığını, davacılar murisi ve diğer davalı açısından değerlendirme yapılırken sisin aniden bastırdığı ve kusurlarının olmadığının belirtildiği ancak kendileri yönünden yapılan tespitte davacıya daha güvenli bir yol önermemesi, hava durumuna yönelik olarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, sisin ortadan kalkacağı saatlerde yola çıkmasının sağlanmadığı, ileri sürücülük kursu temin edilmediği gerekçeleriyle kusurları bulunduğu yönünde görüş bildirildiğini ancak, maddi ve manevi tazminat hesaplamalarına esas alınan söz konusu 15.05.2018 tarihli kusur raporundaki değerlendirmelerin birbiriyle çeliştiğini, hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun ceza mahkemesindeki ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile örtüşmediğini, dosya kapsamındaki diğer kusur raporları ile de çeliştiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, kazaya karışan sürücüler sisten dolayı kusursuz olarak değerlendirilmişken davalı bankaya bu hususa ilişkin olarak kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, tazminat hesaplamalarının yer aldığı raporun da hatalı olduğunu, raporda müteveffanın gerçek ücretinin kapsamlı olarak araştırılmadığını, varsayımlarla yapılan tazminat hesaplamalarına itiraz ettiklerini, 25.01.2007 tarihli banka yönetim kurulu kararı uyarınca davacılara 25.000,00 TL ödeme ile tüm çalışanlar için yaptırılan grup hayat sigortası kapsamında 50.000,00 TL ödeme yapılmasına ve ilgili ödeme belgeleri dosyasına sunulmasına rağmen tazminat hesaplamasında dikkate alınıp mahsup edilmediğini, kendileri yönünden manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, manevi tazminat miktarının hangi kriterlere göre belirlendiğinin de belirtilmediğini temyiz başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık davacılar murisinin vefatıyla sonuçlanan 06.12.2006 tarihli trafik iş kazasının meydana gelişinde kusurun söz konusu olup olmadığı, kusur söz konusu ise kusurun oran ve aidiyetinin tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332 nci maddesi.

2. Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak tanımlanabilir. Hukukî anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki hukukî ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir.

3. Sorumluluğun asli şartı; zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Baskı, … 2017, s. 561).

4. İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Aynı zamanda sorumluluktan kurtulma sebebi olan bu üç sebep, sadece kusur sorumluluğunda değil, kusursuz sorumlulukta da kabul edilmektedir (Eren, s. 561).

3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, davacılar murisinin davalı… Bank A.Ş. sigortalısı olduğu, olay tarihinde işveren tarafından kendisine tahsis edilen … plakalı binek araçla seyir halinde iken müteveffa davalı …’un sevk ve idaresindeki aracın arkadan çarpması neticesinde vefat ettiği, anılan kaza olayı nedeniyle … hakkında ceza dava dosyası açıldığı, ceza dava dosyasında sanığa isnat edilen suçun unsurlarının oluşmadığı, olayda kusurlu davranışlarının bulunmadığı anlaşıldığından …’un 5271 sayılı CMK.nun 223/2-a maddesi hükümleri gereğince beraatine karar verildiği, ceza dava dosyası temyiz edilmiş ise de Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nce sanığın ölmüş olması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğinden bahisle ilk derece ceza mahkemesi kararının bozulduğu, ceza dava dosyasında mahkemesinin dayandığı raporun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nce düzenlenmiş 03.07.2008 tarihli rapor olduğu, yine Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyası arasında bulunan 23.02.2017 tarihli raporunda aynen ceza dava dosyasındaki görüşleri gibi kazanın yoğun sis ortamında gerçekleştiği, sis olayının meteorolojik bir olay olduğu, ifadeler, bilgiler ve kaza tespit tutanaklarının ortak noktasının sis yoğunluğu ile oluşumunun aniden olması ve kazaya karışan araçların çokluğu olayın vahametini göstermekle beraber alınacak tedbirlerin yeterliliğini de imkânsız kıldığı, yine somut olaylar göz önüne alındığında sözü edilen birden ve öngörülmedik bir şekilde oluşan sisin oluşturduğu hava şartlarında kazaların önlenmesinin kaçınılmaz hale geldiği oluşların tam tespit edilemediği, bazı duran araçların aldıkları darbe sonucu hareket edip, öndeki araçlara çarptığı konumda otoyol şartında aşırı hızlı seyrettiklerine ilişkin veri olmayan yoğun sise giren sürücülerin hiç birinin önlerindeki araca çarpmaları engelleyemediği şartta, sürücülere ait taksir durumunu belirlemenin mümkün olmadığı, yine otoyolun bu bölümünde sisin ani oluştuğu ve görüş mesafesinin kapandığı araçların seyir yolunun öndeki kazalar sebebiyle kapandığı şartta, diğer sürücülerin de arkadan gelen araçlar sebebiyle direksiyon kumandasını ve hız kontrolünü sağlayamadıklarının anlaşıldığı, fren tedbirine rağmen durdurulamayarak çarpan aracın, sadece arkadan gelen araç olmadığı, öndeki araçların da durdurulamayarak çarpıştıkları ve yolu tıkadıkları, bu nedenle kazalara etken tek faktörün doğanın oluşturduğu yoğun sis ve olumsuzluklar olduğu, insan gücüyle önlenemeyecek kadar kuvvetli önüne geçilemez bu olayda sorumluluk söz konusu olamayacağı, bu dış olay dolayısıyla sürücüler araç kumandasını kaçınılmaz şekilde kaybettiklerinden taksir kavramını oluşturan dikkatsiz, tedbirsiz, kural dışı davranış ve meslekte acemi, illiyet bağı gibi unsurların söz konusu olmadığı bu nedenle sürücü … veya diğer sürücülerin taksirli kusurlu davranışları bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 15.08.2018 tarihli bilirkişi kusur raporunda; kazanın meydana gelişinde %50 oranında da kaçınılmazlık faktörünün etkili olduğu, araçların geliş hızları da dikkate alındığında olay mahallinde yol üzerinde görüş imkanı kalmayacak şekilde aniden yoğun bir sis bastırdığı, nitekim konuyla ilgili ceza yargılaması sürecinde de tespit edildiği üzere sisin aniden bastırmış olmasının olayda etkisinin bulunduğu, bahse konu …-Edirne güzergahında kullanılan TEM otoyolu üzerinde meteorolojik koşullar ile hava durumundan kaynaklı ciddi sorunların meydana gelmesinin istisnai bir durum olmadığı, bu konuda buzlanma ve sisin en bilinen tehlikelerden olduğu, buzlanma ve aniden oluşan sisin kimi zaman sürücülerin vaktinde tedbir almasına imkan vermeyecek durumlara sebebiyet verdiği de söz konusu olmakla birlikte bu durumun meteorolojik koşulların yola çıkılmadan evvel öğrenilmesinin önünde bir engel oluşturmadığı, müteveffa sigortalının olay tarihinde kendi kullanacağı otomobil ile şehirler arası göreve gönderilmesine karşın davalı işverenlikçe hava ve yol durumuyla ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, bu yönde yola çıkmadan evvel kazalı müteveffa işçinin bilgilendirilip uyarılmadığı, ayrıca B sınıfı ehliyeti bulunan davacılar murisin ileri sürücülük eğitimi aldığına dair dosyada bir kayıt da bulunmadığı, belirtilmiş olan nedenlerle olayın meydana gelmesinde davalı işverenliğin de kusuru bulunduğu, olay sırasında görüşü yok edecek şekilde aniden bastırmış olan sisten dolayı davalı tır sürücüsünün fren tedbiri de dahil olmak üzere zamanında başvurabileceği herhangi bir tedbir kalmadığı, bu haliyle olaydan dolayı davalı sürücüye bir kusur atfedilemeyeceği, aynı nedenlerle özen borcuna aykırı bir davranışın bulunmadığı anlaşılan davacılar murisine de olaydan dolayı bir kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı, davalı … şirketi ile davalı … şirketinin ise olayın meydana gelmesinde etkili olabilecek herhangi bir fiillerinin söz konusu olmadığı, bu nedenle anılan davalılara da bir kusur affedilemeyeceği, bu haliyle kazanın meydana gelişinde davalı işveren… Bank A.Ş.’nin %50 oranında kusurlu olduğu, kaçınılmazlığın ise %50 oranında etkili olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.

İş kazasından veya meslek hastalığından dolayı açılan sorumluluk davalarının kendine özgü ilke ve kuralları bulunmaktadır. Kazadan dolayı meydana gelen zarardan işverenin sorumlu tutulabilmesi için öncelikle taraflar arasında bir hizmet akdi ilişkisinin bulunması ve olayın iş kazası olması gerekmektedir. Ancak olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmez. Bir iş kazasından işverenin sorumlu olması için, kaza işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu meydana gelmiş olmalıdır. Diğer bir deyişle, oluşan kazadan işverenin sorumlu olabilmesi için kaza ile ölüm ya da yaralanma arasında illiyet bağı bulunması gerektiği gibi, işverenin kusurunun da kanıtlanmış olması gerekir.

Hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda, kazaya karışan davacılar murisi ile diğer sürücüler aniden gelişen hava koşulları gerekçe gösterilmek suretiyle kusursuz olarak kabul edildikleri halde aniden gelişen bu hava durumu işveren açısından kusur sebebi sayıldığından hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunun oluşa uygun olduğundan bahsedilemeyeceği gibi bu husus raporu kendi içinde de çelişkili hale getirmiştir.

Mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hususları dikkate alıp açıklanan çelişkiyi gidermek noktasında trafik iş güvenliği uzmanlarından oluşan üç kişilik farklı bir bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi kusur raporu almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalı… Bank A.Ş.’nin sair temyiz itirazları ile davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Temyiz harcının istek halinde yatıran ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.

(M)

KARŞI OY

I. Temel Uyuşmazlık:
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “maddi olguya dayalı kusur incelemesi” yönünde bozulması nedeni ile ilk derece mahkemesinin bozmadan sonra verilecek kararda usulü müktesep hakları gözetip gözetmeyeceği” noktasında toplanmaktadır.

II. Karşı oy gerekçesi:
2. Belirtmek gerekir ki Sayın …’inde değindiği gibi “Yargıtay tarafından neredeyse mutlak olarak, doktrinde de ağırlıklı olarak kabul edilen usuli müktesep hak kavramının kanuni bir kurum olmadığını, yargı kararları ile kabul edildiğini ortaya koymak gerekir. Usuli müktesep hak, bugün neredeyse usuli her sorunda, her derde deva bir kurum olarak gündeme gelmekte, sadece kanun yolunda değil, yargılamanın farklı kesitlerinde kullanılmaktadır. Bu kurumun kabul edilebilirliğinin tartışması bir yana, bu kadar geniş bir uygulama alanı bulması doğru değildir. Ayrıca usuli müktesep hak, usuli sorunları çözmeye gerçek anlamda da elverişli değildir. Nitekim, önceleri çok sınırlı kabul edilen usuli müktesep hakkında kapsamı genişlemiş, ancak bu genişlemenin sakıncaları ortaya çıktıkça Yargıtay, usuli müktesep hakka her geçen gün … birçok istisna da kabul etmiştir. En ilginç ve kendi içinde çelişkili durum ise kamu düzeninden kabul edilen usuli müktesep hakka, kamu düzenine ilişkin durumların istisna kabul edilmesidir. Bir şeyin kendisinin, kendisinin zıddı olması gibi garip, biraz da mantığı zorlayan bir durum ortaya çıkmaktadır(PEKCANITEZ, Hakan/ ATALAY, Oğuz/ÖZEKES, Muhammet, Medeni Usul Hukuku, … 2013. s: 2190).”

3. Öncelikle usulü müktesep hak, yasal bir kurum olmadığı gibi mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile istisnalarına göre değerlendirilmesi gereken bir kavram olup, Yargıtay tarafından bozma kapsamında göre açıklayıcı ve yol gösterici şekilde kararda yer verilmesi beraberinde sakıncalara da yer verecektir. Zira mahkemenin eksik inceleme nedeni ile bozmaya uyması halinde usulü müktesep hakkı gözetme yönündeki bozmaya da uyduğu gibi bir sonuç çıkacaktır ki bu da mahkemenin bu yönde yapacağı değerlendirme ve tartışmanın önceden sınırlandırılması anlamına gelecektir.

4. Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesi üzerine usulü müktesep hakkın yeniden kavram olarak değerlendirilmesi gerekir. Zira kanunun kısmi dava başlığı taşıyan 109 uncu maddesinin son fıkrasında açıkça “Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü gibi kısmi miktar talep eden davacı, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı ve açıkça da bakiye kısmından feragat etmedikçe geri kalan kısmını ek dava(veya ıslah) yolu ile edebilmektedir. O halde yargılama sırasında davacı tarafın kusur oranına, iş göremezlik oranına itiraz etmemesi, açıkça da feragat etmediği sürece kusur veya maluliyet oranının daha sonra lehine değişmesi halinde bakiyesini talep etme hakkı doğduğundan, usulü kazanılmış hak teşkil etmeyecektir.

5. Diğer taraftan Dairemizin 2021/6262 Esas, 2022/6811 Karar sayılı ilamında yazılı karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere özellikle maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması gerektiğinden ve bu durum usulü kazanılmış hakkın istisnası olması nedeni ile çoğunluğun usulü kazanılmış hak teşkil ettiği” görüşüne katılınmamıştır. Zira;

6. Maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretlerden dolayı yeniden değişen değerler nedeni ile ek rapor alınması zorunludur.

7. Maluliyet oranı gibi zararın hesaplanmasına ilişkin diğer bir unsur da ücrettir. Asgari ücretin artması halinde, karar tarihine yakın ücrette değişeceğinden, bu ücrete göre zararın hesaplanması gerekmektedir. Zira asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanması zorunludur. Bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerekir. Yargıç, bir istek olmasa dahi, yargılamanın her aşamasında asgari ücret artışlarını doğrudan dikkate almakla yükümlüdür. Davacı, bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olsa dahi, sonradan yürürlüğe giren asgari ücretlerin uygulanması kamu düzeni gereği ve zorunlu olduğundan, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmaz.

8. Bozmadan sonra karar tarihine yakın veriler alındığında, hesabın unsurları değişeceğinden, tazminat miktarı da elbette değişecektir. Davacı taraf bozmadan önceki ilk kararda bilinen ücret üzerinden hesaplanan tazminata itiraz etmemiştir. Ancak bu bilinen ücret bozmadan sonra değişecektir. Bir tarafın ilerde değişecek diye kararı temyiz etmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacaktır. Zira karar onanmış olsa idi hesaplama bilinen ücrete göre hesaplandığından sorun olmayacaktır. Ancak bozmadan sonra değişen durum nedeni ile daha önce doğmayan hesaba esas unsur olan ücrete itiraz etmeme usulü kazanılmış hak oluşturmayacaktır. Kaldı ki gerçek belli iken varsayıma gidilmez ilkesinin gözetilmesi gerekir.

III. Sonuç:
9. Yukarda açıklanan nedenlerle kusur araştırması yönünden yapılan ve çelişki nedeni ile katıldığım bozma gerekçesi olan yeniden rapor alınma nedeni dışında kalan usulü müktesep hakkın gözetilmesi şeklindeki çoğunluğun görüşüne katılınmamıştır.