YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11840
KARAR NO : 2022/13981
KARAR TARİHİ : 09.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk derece mahkemesince ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından temyiz harcının yatırılması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 22.11.2021 tarihinde verilen ek karar ile HMK’nun 364. ve 366. maddesi yollamasıyla davalı vekilinin temyiz talebinde bulunmamış sayılmasına, dair karar verildiği anlaşılmakta olup verilen EK kararın ve asıl kararın davalı … vekili tarafından süresi içerisinde duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21/06/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına gelen olmadı. Davacı Kurum adına Av. … geldi. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı SGK vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı … …’ın 16/04/2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, kurum müfettişlerince düzenlenen raporda kazanın oluşunda davalının kusurlu bulunduğunu, kaza sebebi ile sigortalının hak sahiplerine toplam 200.061,17 TL tutarında ilk … gelir bağlandığını, 47.32 TL tedavi masrafı yapıldığını, 415,00 TL de cenaze yardımı yapılarak toplam 201.533,81 TL kurum zararının oluştuğunu beyan ederek kurum zararından şimdilik 10.076,69 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müteveffa … …’ın ölümünün iş kazası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, SGK Başkanlığı müfettiş raporunda yer aldığı iddia olunan müvekkilinin kusurunun kabulünün mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “… Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın 27/05/2015 tarih … sayılı müfettiş … … tarafından hazırlanan raporda davalı şirketin %40 oranında, sigortalı … …’ın %30 oranında kusurlu oldukları, kazanın oluşumuna %30 oranında da kaçınılmazlık ilkesinin sebep olduğu şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mahkememizce mahalinde keşif yapılarak kusur raporu aldırılmak üzere dosya makine mühendisi ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanları ile kardiyoloji doktorundan oluşan heyete tevdii edilmiş olup, bilirkişi heyetinin 25/12/2017 tarihli raporunda, davalı şirketin %10 oranında, … …’ın %90 oranında kusurlu olduğu şeklinde rapor düzenlenmiştir. Dosya SGK Teftiş Kurulu raporu ve Mahkememizce alınan 25/12/2017 tarihli kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidermek için makine mühendisi, inşaat mühendisi ve iş güvenliği uzmanı ile kalp damar cerrahisi uzmanlarından oluşan 3’lü heyete tevdii edilmiş olup bilirkişi heyetinin 15/08/2017 tarihli kusur heyet raporunda, Davalı şirketin %70 oranında müteveffa … …’ın %30 oranında kusurlu olduğu şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mahkememiz dosyasında alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için makine mühendisi, iş güvenliği uzmanı ile kardiyolog uzmanlarından oluşan 3’lü heyete tevdii edilmiş olup bilirkişi heyetinin 17/02/2019 tarihli kusur heyet raporunda, Davalı şirketin %70 oranında müteveffa … …’ın %30 oranında kusurlu olduğu şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mahkememizce dosya hesap bilirkişisine tevdii edilmiş, Av. … …’nin 12/11/2018 tarihli raporunda, davalı şirket yönünden toplam 141.073,67 TL’nin rücu kapsamında bulunduğu şeklinde rapor verdiği görülmüştür. Dava konusu olayın 16/04/2014 günü saat 04:00 sularında … ve Ltd. Şti. firmasına hizmet akdiyle bağlı olarak kireç ocağında fırın operatörü olarak görev yapan … …’ın tıkalı olan kireç fırınının birinci gözünü açmaya çalışırken kalp krizi geçirerek olduğu yere yığılması akabinde kaldırıldığı hastanede vefat etmesi şeklinde meydana geldiği anlaşılmıştır. / Kazalı sigortalının işe girişinde ve de işin devamı süresince periyodik biçimde alınmış olan sağlık raporuna rastlanılmadığı, eğer kazalının işe girişinde ve de periyodik biçimde sağlık kontrol ve muayeneleri yaptırılmış olsaydı risk faktörleri belirlenebilir, sağlık gözetimi kapsamında mutlaka kazalı sigortalının işe girişinde ve de işin devamı süresince periyodik biçimde sağlık kontrol ve muayanelerinin yaptırılması gerektiği, kazalı iş sağlığı ve güvenliği hususlarında eğitilerek bilgi sahibi edilmeli ve de eğitilerek bilgi sahibi edildiğine dair imzası da alınması gerektiği, dosya kapsamında böyle bir belgeye rastlanılmadığı gerekçeleri ile davalı işverenin %70 oranında kusurlu sayılması gerektiği, Kazalı … …’ın iş sağlığı ve güvenliği usul ve şartlarına aykırı hareket etmesi, kaza tarihinde 34 yaşında aklı selim sahibi biri olması, bu nitelikte birinin yaşınıda göz önünde tutarak sağlık risklerini gözetmesi gerektiği, dosya kapsamındaki verilerde kazalının sigara kullandığı, kazalının sağlık kontrollerini yaptırıp buna uygun beslenme ve çalışma biçimini seçmediği, sigora kullanmaktan kaçınmadığı anlaşılmakla dava konusu olayda %30 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu iş kazasının 16/04/2014 tarihinde meydana gelmesi ile kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı yasa hükümlerine göre ve emsal yargıtay içtihatların da belirtilen tazminat ilkeleri dikkate alınarak sigortalının işverenden isteyebileceği maddi tazminat miktarı hesaplanarak, bu miktarın ilk … gelirin işverenin kusuruna isabet eden miktarından düşük olması halinde düşük olan miktar, yüksek olması halinde ise ilk … gelirin işverenin kusuruna isabet eden miktarı esas alınarak kurumun talep edebileceği zararın hesaplanması gerektiği gözetilerek hesabın yapıldığı bilirkişi raporuna itibar edilerek alınan hesap bilirkişisi raporunda, davalı yönünden toplam 141.073,67 TL’nin rücu kapsamında olduğu anlaşılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesi ile “140,750,04 TL ilk peşin sermaye değerli gelir, 33,12 TL tedavi gideri, 290,50 TL cenaze gideri olmak üzere toplam 141.073,67 TL’nin gelirler yönünden onay, ödeme ve masraflar yönünden ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” dair hüküm kurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazaya ilişkin Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/1564 Soruşturma No’u dosyasını celp edilmediğini, bu soruşturma dosyasında davalıın iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini aldığına dair belgelerin bulunduğunu, soruşturma dosyası celp edilse idi 17.02.2019 tarihli raporda yapılan tespitlerin dayanıksızlığının netleşeceğini, davalının 6331 sayılı Kanun gereğince gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini aldığının ortaya çıkacağını, soruşturma dosyasında davalının kusurunun bulunmadığından takipsizlik kararı verilerek kesinleştiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2013/4-1008 E., 2014/490 K. sayılı ilamında da;“…Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.” denerek kesinleşmiş ceza mahkemesi kararları aleyhine sorumluluk tespitine gidilemeyeceği açıkça belirtildiğini, kazalı sigortalının aile geçmişinin kalp hastalıkları açısından araştırılması taleplerinin dikkate alınmadığını, Y.HGK. E: 2012 / 21 -1121 K: 2013/ 386 T:20.03.2013 T. Kararında “…Öte yandan olayın iş kazası olduğu tartışmasız olup, kalp krizinde kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği, sigortalının bünyevi yatkınlığı ve genel sağlık faktörlerinin bir araya gelmesiyle enfarktüsünün ortaya çıkabileceği ve bu durumun olayın uygun illi kısmi sebebi olabileceği gözetilerek kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekir.”denmek suretiyle kazalı sigortalının aile geçmişinin kalp hastalıkları açısından araştırılması gerektiğinin belirtildiğini, kazalı sigortalının tanık anlatımları ile sabitleşen aşırı sigara kullanımının ve adli tıp raporu ile belirlenen vücut kitle indeksine göre obezite mevcudiyetinin, … oluşumunun da ana etken olup olmadığı hususundaki bilirkişi inceleme taleplerinin yerinde görülmediğini, bu yönleri ile eksik inceleme yapılarak hüküm kurulduğunu, kazalı sigortalının geçirdiği kalp krizinin nedeninin aşırı kilo ve sigara tiryakiliği olup işyeri koşullarının kalp krizi oluşumuna hiçbir etkisi bulunmadığını, iş kazası ile şirketin eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığını, kazalı sigortalının hiçbir surette fiziki güç gerektiren bir iş yapmadığını, çalışmasının tamamen kontrol odasında oturmak ve tam otomatik sistemli fırının düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol panelinden takip etmekten ibaret olduğunu, kazalı sigortalı ve diğer operatörlerin kireç taşının üretim prosesinde yaratacağı tıkanıklığa çoğunlukla bir düğmeye basmaktan ibaret müdahale ettiklerini, günde sadece 1-2 kez aslen yumuşak bir yapı arz eden kireç taşının fırının çıkış kısmında biriktiğinde ise çıkış kısmına levye ile vurarak sıkışıklığın giderildiğini, bunun fiziki güç gerektirmediğini, kazalı sigortalıya ait Adli Tıp Raporunda“…iç organlarda toksikolojik analiz sonucunda herhangi bir madde bulunmadığı, ölümünde zehirli bir maddenin etkisinin bulunmadığı…” açıkça ifade edilmesine rağmen 17.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkil şirketin toz gibi olumsuz sağlık etkilerini değerlendirmediğinden bahisle kusurlu ilan edilmesinin de bilimsel açıklaması bulunmadığını, müvekkil şirket 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu çerçevesince gerekli yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına karşın bilirkişi raporuna konu edilen yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle işverenin %70 oranında kusurlu olduğunun kabul edilebilir olmadığını, bir an için müvekkil şirketin mevzuatın aradığı yükümlülükleri yerine getirmediği düşünülse dahi kazalı sigortalının kalp krizi geçirme riskinin değişmeyeceğini, kazalı sigortalı, 15 yıldır günde 1-2 paket sigara içtiğini, vücut kitle indeksi 31,1 kg/m2 (obez) olduğunu, aşırı kilo, yoğun sigara kullanımı ve aile geçmişinin kalp krizi riskini önemli oranda arttırdığını, kararına dayanak teşkil eden 17.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda kaçınılmazlık halini gözetilmediğini, 27.05.2015 tarih, … sayılı İncele Raporunda; kalp krizinin kendine özgü durumu nedeniyle %30 luk kısmın, kaçınılmazlık ilkesi çerçevesince değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, müvekkil şirketin kazalı sigortalı için yaptığı harcamalar tenkis edilmediğini, davalının kazalı sigortalının kalp krizi geçirmesine müteakip birçok harcama yaptığını hak sahiplerine kıdem vb gibi tazminatlar ödediğini, Kocaeli 4. İş Mahkemesi’nin 2014/434 E., 2015/155 K. sayılı dosyası kapsamında da bir kısım ödemeler yaptığını, bu ödemelerin mahkemece görmezden gelinerek tenkis edilmediğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 16.04.2014 tarihinde meydana gelen iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine Kurumca bağlanan gelirler ve yapılan diğer sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, açılan davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesidir.
Mahkemece, mevcut raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin hatalı kusur raporuna doğrultusunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kusur raporlarının, 506 sayılı Yasa, 4857 sayılı Yasa’nın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Yasa’nın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar…” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Somut olayda, sigortalının kalp krizi öncesinde rahatsızlandığı, buna rağmen doktora gitmeyip tedaviye başlamadığı, ayrıca davacının sigara kullandığının tespit edildiği, bu hususların kalp krizi geçirmesinde etkili olduğundan işçiye daha fazla kusur verilmesi gereken nedenler olması karşısında son kusur raporu oluşa uygun olmadığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular ışığında mahkemece yeniden olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerekeceği, buna göre davada kusurlu olan tarafların kusur oran ve durumlarını ayrıştırarak, soyut ifadelere dayanmadan, net şekilde ortaya koyan, oluşa uygun ve mevcut raporlar arasındaki çelişkileri giderebilecek nitelikte kusur raporu alınarak, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı şirket avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz eden davalı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.