Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11894 E. 2023/17 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11894
KARAR NO : 2023/17
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1178 E., 2022/1494 K.
vekili Avukat …
DAHİLİ DAVALILAR :1-… 2- … 3-…
4-… 5- …
DAVA TARİHİ : 17.08.2017
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/180 E., 2022/24 K.

Taraflar arasındaki sigortalılık başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 24.06.1986-2000 yılları arasında 22319.25 nolu işyerinde inşaat işlerinde eylemli ve gerçekçi bir şekilde fiili olarak babasına ait işyerinde çalıştığını, davacının bu çalışması esnasında babası olan işvereni tarafından sigortalı yapıldığını ve sigorta primlerinin ödendiğini bildiğini, babası işveren …’in 2004 yılında vefat ettiğini, davalı Kurum tarafından davacının sigorta başlangıcının 15.04.1998 olduğunun bildirildiğini, davacının davalı kuruma başvurusu sonucu çıkartılan dökümanda ise davacının işe giriş tarihinin 24.06.1986 olarak gözüktüğü ancak dönem bordrosunun verilmediği diğer evrakta ise sigortalılık giriş tarihinin 15.04.1988 olduğunun kendisine bildirildiği, bu durumun yani işe giriş tarihi ile sigorta başlangıcının farklı olması davacının sigortalılığın sonradan başlaması davacının maddi kayba uğramasına neden olduğu gibi emeklilik işlemlerinin de gecikmesine de sebep olduğunu beyanla davacının sigorta başlangıç tarihinin 24.06.1986 olarak tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; işe giriş bildirgesinin sigortalı konumunda çalışmanın varlığını kabul için yeterli olmadığını, davacının, bildirgede belirtilen tarihteki eylemli çalışmasının Yargıtay içtihatlarında öngörülen yönteme uygun biçimde araştırılıp kanıtlanması gerektiğini beyanla, davanın reddini istemiştir.

Dahili davalıların cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmış, ancak dahili davalı … duruşmada “Babam sulama kanal işleri yapardı, müteahhitti. Biz de 1986, 1987 yıllarında mevsimlik olarak çalışırdık”, dahili davalı … ise duruşmada “Ben, o dönem küçüktüm. Bildiğim kadarıyla 2 abim de reşit olmaktan itibaren çalışmaya başlamışlardır” şeklinde beyanda bulunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kabulü ile; davacı …’in … nezdinde 24.06.1986 tarihi itibariyle çalışmaya başladığının ve sigorta başlangıç tarihinin 24.06.1986 tarihi olduğunun tespiti ile tesciline” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, işe giriş bildirgesinin tek başına fiili çalışmayı ortaya koymaya yeterli olmadığını, eylemli çalışmanın hizmet tespitine ilişkin davalarda geçerli yöntem ve kanıtlarla kanıtlanamadığını, kaldırma kararı sonrası beyanına başvurulan muhtar … ‘ün, uyuşmazlık konusu dönemde sulama kanalı ve bent yapımı ile alakalı bir çalışma olmadığını beyan etmesine rağmen, beyanının davanın kabulüne ilişkin karara gerekçe gösterilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında ve özellikle, davacının, 24.06.1986 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesindeki sigorta sicil numarasını halen kullandığı, yargılama aşamasında dinlenen davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti isteminin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak, davacının 18 yaşını ikmal ettiği, 20.01.1987 tarihinden önceki dönem yönünden 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi hükmünün değerlendirilmediği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin kararının isabetsiz olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği” gerekçesiyle davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüyle; Aydın 1. İş Mahkemesi’nden verilen 08.02.2022 tarih, 2021/180 Esas ve 2022/24 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacı …’in, … adına tescilli 22319,25 sicil sayılı işyerinde 24.06.1986 tarihinde 1 gün asgari ücrete tabi çalıştığının ve 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesi uyarınca davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 20.01.1987 tarihi olduğunun ve bu tarihten önceki çalışmalarının prim ödeme gün sayısına eklenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 24.06.1986 olarak tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1)01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.

2) 506 sayılı Kanun’un 108.maddesi uyarınca, sigortalılık başlangıcı yönünden salt işe giriş bildirgesi verilmiş bulunması yeterli olmayıp, ayrıca Kanunun 2. maddesinde öngörülen şekilde fiili çalışmaların aranması da gereklidir.

Bu nedenledir ki, somut olayda uyuşmazlık fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Yöntemince düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya koyulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Kanunun 79/8. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava, aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında, adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı ve Anayasa’nın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği bu tür davalarda, hâkim, doğrudan soruşturmayı genişleterek, sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını resen belirlemelidir.

3)Bunun için de bu tür davalarda, işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, işyeri çalışanları saptanmalı ve sigortalının hangi işte ne kadar süre ile çalıştığı açıklanmalıdır.

4) Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü uyarıca değerlendirme yapılıp karar tesis edilmelidir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle ilk işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal etmiş olması, işyerinin bu tarihte kanun kapsamında olması, davacının 18 yaşını ikmal ettiği tarihin 20.01.1987 tarihi olduğu dikkate alınarak 506 sayılı Yasa’nın 60/G maddesine göre karar verilmiş olması ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.