YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11923
KARAR NO : 2022/14080
KARAR TARİHİ : 10.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, … sigortalılığının tespiti ile … prim borçlarını ödemesi kaydıyla … sigortalılığı kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
I-İSTEM
Davacı, … … numarası ile 01.05.1990 başlangıç tarihli tescilinin bulunduğunu ,01.05.1990-21.02.1997 tarihleri arasında karayolu yük taşımacılığı işi nedeniyle Menderes Vergi Dairesi’nde 01.05.1990 dan başlayan vergi mükellefiyetinin olduğunu ve 07.05.1990 tarihinde Kuruma prim ödemesi yapmasına rağmen 01.05.1990-21.02.1997 arası … sigortalılığını sehven tescil gerekçesiyle iptal ettiğini ancak 1479 sayılı Yasanın 3165 sayılı Yasa ile değişik 24.25 ve 26. maddelerine göre sigortalı olması gerektiğini belirterek, 01.05.1990 ile 21.02.1997 tarihleri arasında … sigortalılığının tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili,öncelikle 6552 sayılı Yasa gereği davanın Kuruma resen ihbarıyla Kurumun fer’i müdahil sıfatıyla davaya katılabileceğini, 1479 sayılı Yasada 506 Sayılı Yasanın 79/8. maddesi’nde öngörülen geçmiş hizmetlerin kazanılmasına yönelik hüküm bulunmadığını, gene 1479 sayılı Yasanın Geçici 18. maddesi gereği 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin bu tarihte başladığını ayrıca bu sigortalılara 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasında vergiye tabi oldukları süreleri 6 ay içinde talepte bulunmak ve borçlanma tutarını bir yıl içinde ödemek koşuluyla borçlanma imkanı getirildiğini, gene 5510 sayılı Yasanın Geçici 8. maddesi ile benzer bir düzenlemeyle 01.10.2008 tarihine kadar sigortalı olmayanların sigortalılıklarının bu tarihte başlatıldığı ve 04.10.2000 ile 01.10.2008 tarihleri arası vergiye tabi süreleri borçlanabildiklerini, Davacının yasada belirtilen sürelerde Kuruma müracaatı olmadığından kayıt ve tescilinin 4956 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen Geçici 18. madde gereği vergi sürelerinin 04.10.2000 öncesinde olması nedeniyle mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARLARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, davanın kısmen kabulüne, … TC Kimlik Numaralı davacı …’ın … … ile 01.05.1990-21.02.1997 tarihleri arasında … zorunlu sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; … 1. İş Mahkemesi’nden verilen 14/07/2021 tarih, 2020/58 Esas ve 2021/321 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davanın reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı, eksik incelemeyle hüküm kurulduğu, davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25 maddeleridir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “…kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler…”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu … sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, … Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da … Siciline veya Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
619 sayılı KHK’nin Geçici 1. maddesi hükmünde ise; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20/04/1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.”denilmekte olup, 04/10/2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 08/08/2001 tarihinde yürürlüğe giren 26/10/2000 günlü kararı uyarınca 619 sayılı KHK tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
İnceleme konusu dosyada; Davacının 01.05.1990-21.02.1997 tarihleri arasında karayolları ile yük taşımacılığından vergi kaydı bulunmaktadır. Davacı adına … sigorta numarası da belirtilmek suretiyle 07.05.1990 tarihinde 53.856,00 TL prim ödemesi yapılmış olup, söz konusu ödeme davacıya ait kurum kayıtlarında yer almaktadır. Diğer yandan kurum ile yapılan yazışmalarda ödemenin vakıfbank kodunda olduğu ancak ödemeye ilişkin makbuzun bulunamadığı, tahsilatlara ilişkin kayıtların zamanaşımı nedeniyle imha olduğundan yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamadığı bildirilmiştir. Dosya içerisinde bulunan prim hesabını etkileyen değişiklikler evrakı üzerinde el yazısı ile; ilgili … nun Kuruma intikal tarihinin 06.01.2016 olup sehven bilgi işlem kayıtlarına alınarak tescilinin yapıldığı, durumun fark edilmesiyle aynı gün tescilin iptal edildiği ve sigortalıya bilgi verildiği yazılmıştır. Kurum tarafından, davacının 01.05.1990-21.02.1997 tarihleri arasındaki vergi kaydından dolayı … Bağ numarası ile kayıt ve tescilinin yapıldığı, vergi kaydının 01.10.2008 tarihinden önce başlayıp bitmesi nedeniyle hatalı yapılan tescilin iptal edildiği, hizmetin iptal edildiği … numarasında 07.05.1990 tarihli bir adet ödeme olduğu halde, davacı makbuz aslını ibraz etmediği sürece 01.05.1990-21.02.1997 tarihleri arası vergi mükellefiyeti nedeniyle 5510 Sayılı Yasanın Geçici 8.Maddesi gereği geriye dönük tescil işleminin yapılmasının mümkün olmadığının bildirildiği görülmektedir.
Mahkemece, davacının zorunlu sigortalılık koşullarına sahip olduğu dönemde ve 1479 sayılı Kanun’un geçici 18. Maddesinde ve 8.5.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesinde belirtilen sürede zorunlu … sigortalısı olarak tescili yönünde herhangi bir talebinin bulunmadığı ve prim ödemesinin davacıya ait olduğuna dair delil bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddeleri olup, hüküm eksik incelemeye dayalıdır.
Somut dosyada; Davacı tarafından makbuz sunulmamış ise de, kurum kayıtlarında 53.856.00 TL prim tutarının 07.05.1990 tarihinde ödendiğinin yer alması ve ödemeye ilişkin diğer bilgilerinde kayıtlı olması, kurum yazılarında 07.05.1990 tarihinde yapılan ödemenin vakıflar bankası kodunda yapıldığının belirtilmesi, dolayısıyla ödemenin kurum kayıtlarına intikal ettiğinin ve gerçek bir ödeme olduğunun ihtilafsız olması, söz konusu ödemenin 06.01.2016 tarihli işlemle davacı adına kayda alınması ve başka bir sigortalıya mal edilmemesi hususları gözetilerek inceleme ve irdeleme yapılması gerekmektedir.
Bu kapsamda; 1479 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz ”kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak ve açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirme yapılıp, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında, zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gereken dönem, kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde tespit edilmeli, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ :… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.