Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/11973 E. 2022/14925 K. 28.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11973
KARAR NO : 2022/14925
KARAR TARİHİ : 28.11.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
No :

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum, 13.01.2008 tarihli iş kazasında sürekli işgöremez duruma giren sigortalıya bağlanan peşin değerli gelir ve yapılan sosyal yardımlar nedeniyle oluşan kurum zararının rücuan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, … …’ın 11-12 yıl önce davalıya ait inşaatta çalıştığını ve iş bitince işten ayrıldığını, çalışırken iş kazası geçirmediğini, savcılık tarafından dosya açılmadığını, inşaattan ayrılalı 10 yıldan uzun süre geçtiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, raporun olay tarihinden 10 yıldan uzun süre geçtikten sonra hazırlandığını, yasal dayanaktan yoksun olarak davalıdan rücu istendiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
“Davacının davasının kabulü ile;
-112.076,05 TL’nin (İlk peşin sermaye değerli gelir) onay tarihi olan 31.03.2018 tarihinden,
-3.386,68 TL’nin 13.01.2008 tarihinden,
-21,60 TL’nin 29.08.2008 tarihinden,
-22,50 TL’nin 09.06.2009 tarihinden,
-157,05 TL’nin 11.02.2014 tarihinden,
-21,60 TL’nin 14.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili, sigortalıya atfedilecek kusur olmadığı, işverenin tam kusurlu olduğu, davalı vekili, aradan çok zaman geçmiş olup talebin zamanaşımına uğradığı, sigortalının bir dönem inşaata çalışıp ayrıldığı, çalıştığı sürede iş kazası geçirmediği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava; 13.01.2008 tarihli iş kazası sonucu sürekli işgöremez durumuna giren sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir ile yapılan tedavi giderleri nedeniyle oluşan kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı yasanın 21 ve 76. maddeleridir.
Rücu davaları kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğu, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, güncel mevzuat çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada hükme esas alınan kusur raporu oluşa uygun değildir. Sigortalının inşaat halindeki binada tuvalet ihtiyacı için yer ararken, üstü kapalı olmayan asansör boşluğuna düşme şeklindeki maddi olaya göre, kazalıya verilen kusur oranı azdır. Kendi kişisel güvenliğini almayan, gerekli özeni göstermeyen kazalı işçinin daha fazla kusurlu olduğu gözetilerek yeni bir kusur raporu alınmalı ve davalının sorumluluk miktarı belirlenmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
O halde, davacı ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf istemlerinin esastan reddine dair kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.