YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11976
KARAR NO : 2022/14571
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince fer’i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi kararının fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, davalı işverenin yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen 02.05.1994 – 26.04.2012 tarihleri arasındaki hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, davacının 16.07.2003 tarihinde işe başladığını, ilk iki sene içerisinde (2003-2004 yılları arasında) iş oldukça ara ara çalıştığını, 08.11.2004-09.05.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, davacının talebinin gerçeklerden ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle davayı kabul etmediklerini, sigortalı çalışma iddiasının kamu düzeni ile ilgili olduğunu, davacının 1994 yılından itibaren çalışma iddiasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı gibi erken emekliliği ve davalı …’ya zarar verme amacı ile açılan yasal dayanağı olmayan bir dava olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, kurum kayıtlarının tetkikinden, davacının tespit talep ettiği dönemde davalı işveren nezdinde sigortalı çalışmasının bulunmadığının görüldüğünü, işyeri ve işe giriş bildirgelerine göre tutulmakta olan kurum kayıtlarının aksinin ancak aynı değerde yazılı delillerle ispatının mümkün olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile,
1-Davacının 02/05/1994-19/05/2000 ve 25/11/2001-07/11/2004 arası (askerlik nedeniyle ayrılma dönemi dışlanarak) davalı adına kayıtlı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığının tespitine,
2-08/11/2004 sonrası çalışmaları kuruma bildirildiğinden hukuki yarar olmadığının tespitine,
3-Sigortalılık başlangıç tarihinin 60/G maddesi gereği 18 yaşını tamamladığı 20/10/1998 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; işveren bordrolarının getirtildiği, taraf tanıkları ve … tanıklarının dinlendiği, davalı işyerinin 01.06.1898 tarihinde mülga 506 sayılı kanun kapsamına alındığı, davalı asilin, … tanıkları …, …, …, …, …, davacı tanıkları … …, …, …’nin beyanları, hizmet cetvelleri, kurum kayıtlarına göre mahkemece gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde değerlendirildiği, bu durumda davacının talebi de dikkate alınarak, davacının 02.05.1994 tarihinden, askerde olduğu 22.05.2000 – 22.11.2001 arasındaki çalışma dönemi dışında davalı işyerinde sigorta girişinin yapıldığı 16.07.2003 tarihleri arasında hizmet akdine bağlı, sürekli ve kesintisiz olarak asgari ücretle çalıştığının ispatlandığı, davalı işveren tarafından davacının bir kısım çalışmaları kuruma bildirildiğinden hak düşürücü sürenin geçmediği, ancak mahkemece, hükümde davacının talebini aşar şekilde karar verilmesi hatalı ise de, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın kaldırılarak düzeltilmesi gerektiği” gerekçesiyle
1-Fer’i müdahil SGK vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK’nin 353/1-b-2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi hükmü yerine geçmek üzere;
2-Davanın kısmen kabulü ile,
a-Davacının 02/05/1994-19/05/2000 ve 25/11/2001-16/07/2003 arası (askerlik nedeniyle ayrılma dönemi dışlanarak) davalı adına kayıtlı işyerinde kesintisiz olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine
b-Sigortalılık başlangıç tarihinin 60/G maddesi gereği 18 yaşını tamamladığı 20/10/1998 olduğunun tespitine, karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Feri müdahil Kurum vekili, davacının 02.05.1994 – 19.05.2000 tarihli tespit talebinin hak düşürücü süre geçmiş olduğundan reddi gerekirken mahkemece bu dönemlerin de içine alınması usul ve yasaya aykırılık oluşturduğunu, çalışma olgusunun kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini, bu husular nazar alınmadan karar verildiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
506 sayılı Yasa’nın 79/10. (benzer 5510 sayılı Kanun m. 86/8.) maddesine göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Kanunda yer alan 5 yıllık süre, hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerekir. Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur. Yönetmelikte sayılan belgelerden birisinin verilmiş olması halinde artık hak düşürücü süreden söz edilemez.
Anılan maddenin yorumunda Yargıtay uygulamasına göre, sigortalının çalıştığı işyerinden askerlik nedeniyle ayrılıp terhisini müteakip aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi durumunda, davacıya ödenen ücretten sigorta priminin kesildiği hallerde, Kurumun denetim elemanlarınca davacının çalışmasınıntespit edildiği durumlarda hak düşürücü süreden bahsedilemez. Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 05.02.2003 gün ve 2003/10-7 E., 2//353 K.; 27.04.2011 gün ve 2011/10-52 E.-2011/221 K. sayılı ilamlarında da, benimsenmiştir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, inceleme konusu somut olayda, dinlenen tanıkların çelişkili beyanda bulundukları, bir tanığın davacının askerlik hizmetini yaptıktan sonra … isimli lokanta işyerinde çalışmak için işten ayrıldığını, bir müddet … isimli lokanta işyerinde çalıştıktan sonra tekrar davalı işyerine geri döndüğünü beyan ettiği, bir kısım tanığın davacının birden fazla kez işe ara verdiğini, bir tanığın ise davacının askerlik hizmetini yaptıktan 2-3 ay sonra işe başladığını, sonra tekrar işe ara verdiğini ifade etmesi karşısında, mahkemece, bozma öncesi dinlenen ve ara verme konusunda bilgisi bulunan tanıklar yeniden dinlenmeli, dava dışı … isimli lokanta işyerinde ve davalı işyerinde çalışan diğer … tanıklarının bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bu kapsamda, mahkemece, davacının hangi tarihte işe ara verdiği, dava dışı lokantada çalışıp çalışmadığı, çalıştıysa hangi tarihler arasında çalıştığı, askerlik hizmetini yaptıktan ne kadar süre sonra işe başladığı hususu açıkça sorulmalı, çelişkiler giderildikten sonra önceki sürenin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı irdelenmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, fer’i müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi’nce verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 373/2.maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2022 gününde karar verildi.