YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12048
KARAR NO : 2022/16487
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No :
Dava, davacının Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davacının davalı firmada 12.06.2008 tarihinde işbaşı yaptığını, sigortasının yapılacağının söz verilmesine karşın sigorta kayıtlarında giriş ve çıkışlar bulunduğunu, 21.02.2011 tarihinde işten ayrıldığını, davalı firma adına vekaletlerinin bulunduğunu, iş takibi için … Kurumları ile … Belediyesi’nde inşaat ruhsatı ve şirket adına imza yetkisinin olduğunu, ayrıca davalı şirket adına kiraya verilen dairelerin sözleşmelerini ve ev gösterme işlemlerini davacının yaptığını, buna rağmen 33 ayda 184 gün priminin Kuruma bildirildiğini beyanla eksik olarak gözüken 26 aylık prim günlerinin tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarını talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davada hak düşürücü süre bulunduğunu, yetki itirazlarının bulunduğunu, … kayıtlarının gerçeği yansıttığını, davacının 12.08.2008-21.02.2011 tarihleri arasında kesintisiz ve aralıksız olarak bir çalışmasının söz konusu olmadığını, kendisinin sürekli işi bırakıp memleketine gidip sonra yeniden gelerek işe başladığını, evrak takibi yaptığı için bu şekilde çalışmasında işverence bir sakınca görülmediğini, bu nedenle işi bırakıp gittiği dönemlerde sigorta primi ödenmediğini belirterek, açılmış olan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Kurum kayıtlarında mevcut süreler yönünden istemin reddinin gerektiğini; fiili çalışma olgusu saptanmadıkça sigortalılıktan söz edilemeyeceğini beyanla açılan davanın reddini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, “davanın kısmen kabulü ile davacının davalı … Ltd. Şti. bünyesinde kuruma bildirilen hizmetler dışında 14.01.2009 – 06.01.2011 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak çalıştığını tespitine, ” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, … 2. İş Mahkemesi 2015/201 Esas 2022/14 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Taraf vekilleri istinaf dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazların reddine karar verilmiştir.
2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri olup, anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
İnceleme konusu dosyada; davacının 12.06.2008-21.02.2011 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep ettiği, dosya içinde yer alan davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde; 21.11.2008-13.01.2009 tarihleri arasında davalı şirkete ait 1119042 sicil numaralı işyerinden, 07.01.2011-21.02.2011 tarihleri arasında ise davalı şirkete ait 1187443 sicil numaralı işyerinden sigortalı olarak kuruma bildirilmiş olduğu anlaşılmış, mahkemece davacının kuruma bildirilen hizmetleri dışında 14.01.2009 – 06.01.2011 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde çalışmasının bulunduğu yönünde kısmen kabul kararı verilmiştir.
Dosya kapsamına göre; davalı şirkete ait 1119024 sicil numaralı “İnşaat” faaliyet konulu işyerine ait 2008/11,12, 2009/1,5,6-11. aylara ait dönem bordrolarının, 1187443 sicil numaralı “İnşaat” faaliyet konulu işyerine ait 2010/12-2012/5. aylar arasındaki dönem bordrolarının, ayrıca davacının bildirimi bulunmayan … sicil numaralı “Otel İşletmesi” faaliyet konulu işyerine ait 2009/4- 2011/2. aylar arasındaki dönem bordrolarının gönderildiği, dinlenen bordro tanıklarının hizmetlerinin davalı işverene ait bu işyerlerinden 2009 yılından itibaren başladığı sabit olup, Mahkemece davacının ilk dönem çalışması olarak talep edilen 12.06.2008-21.11.2008 tarihleri arasındaki dönem bordroları getirtilip, bu işyerlerinde çalışması bulunan bordo tanıklarının tespiti ile bordrolu çalışan bulunmaması halinde ise ilgili dönemde komşu işyeri çalışanları veya bu işyerlerinden bordroya geçmiş çalışanlar re’sen tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bu döneme ilişkin davacının fiili çalışmasının bulunup bulunmadığı hususları netleştirilmeli, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının 12.06.2008-21.11.2008 tarihleri arasındaki hizmet süreleri yönünden sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
3-Kurumun fer-i müdahilliği bakımından; 6552 sayılı Kanunun 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64. maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddesine eklenen 4. fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir.
6552 sayılı Kanun ile ilgili olarak öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan hükümet teklifinde, söz konusu düzenleme 54. madde olarak yer almış, izleyen 55. maddede “5521 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” denildikten sonra “7 nci maddeye bu Kanunla eklenen dördüncü fıkra hükmü, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda da uygulanır.” hükmü Geçici 3. madde olarak öngörülmüş, ancak yasalaşma aşamasında anılan Geçici madde çıkarılıp 6552 sayılı Kanunda bu türden düzenlemeye yer verilmemiştir.
Diğer taraftan, 5521 sayılı Kanunun 15. maddesinde, bu Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 66. maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabileceği, 447/2. maddesinde, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı, 448. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağı açıklanmıştır.
Şu durumda, hizmet tespiti davalarında Kurumun feri müdahilliğine ilişkin hükmün geçmişe yürütüleceği yönündeki düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmemiş olması, ayrıca ve özellikle yukarıda değinilen 448. madde kapsamında, Kurum bakımından taraf oluşumu gerçekleştiğinden tamamlanmamış işlemden söz edilemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı, bu tarih sonrası açılan davalarda ise kurumun sıfatının feri müdahil olduğu açıktır.
Eldeki davada, davanın 07.10.2013 tarihinde Adana Nöbetçi İş Mahkemesi nezdinde hizmet tespiti ve işçilik alacakları istemiyle açılmış olması, Adana 3. İş Mahkemesinin 2013/955 Esas sayılı dosyasından 21.02.2014 tarih ve 2014/96 Karar sayılı yetkisizlik kararı verildikten sonra … 4. İş Mahkemesinin 2014/354 Esas sayılı dosyasında 23.06.2014 tarihinde işçilik alacakları ile hizmet tespiti isteminin tefrik edilerek hizmet tespiti davasının eldeki dava dosyasında görülmeye devam edilmesi karşısında, 11.09.2014 gününden önce açılan işbu davada kurumun karar başlığında davalı olarak yer alması gerekirken feri müdahil olarak belirlenmesi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin bu duruma göre değerlendirilmemesi; usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgili kişilere iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.