YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12099
KARAR NO : 2023/15
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1241 E., 2022/408 K.
DAVACILAR : … mirasçıları;
1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
DAVA TARİHİ : 11.10.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/234 E., 2020/72 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde; Kurum tarafından 2018/020044 sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, Kuruma karşı böyle bir borcunun bulunmadığına, yapılan icra takibinin kesinleştiğini, emekli maaşına haciz konulduğunu, icra takibinin ilgili şirkete kesilen idari para cezasından kaynaklandığını, 01.02.2010 tarihinde şirket müdürü olarak seçildiğini, 20.07.2010 tarihinde şirket müdürlüğünden alındığını yerine, … ‘nın müdür olarak seçildiğini, icra takibinin usulsüz olduğunu belirterek, davanın kabulü ile icra takibinin iptaline, alacağın % 20 sinden az olmamak üzere davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davalı Kurum işleminde hata bulunmadığını beyanla açılan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacı adına tanzim edilerek davacıya usulüne ve sorumluluk nedenini belirtir bir şekilde tanzim ve tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmadığı” gerekçesiyle davacının 2018/020044 numaralı ödeme emrine konu olan borçtan dolayı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece yeniden yargılama yapılması gerektiğini, verilen kararın isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Somut olayda, Kurum tarafından davacının yaşlılık aylığına haciz konulması hatalı olmuştur. Çünkü davacı adına usulüne uygun ödeme emri düzenlenip tebliği edilmemiştir. Dolayısıyla mahkemece verilen karar yerinde olmuştur.” gerekçesiyle davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı … adına gönderilen ödeme emri nedeniyle davacının Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1- 6183 sayılı Kanunun “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün (7061 sayılı Yasa’nın 9. Maddesi ile on beş gün olarak değiştirilmiştir) içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün (7061 sayılı Yasa’nın 9. Maddesi ile on beş gün olarak değiştirilmiştir.) içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
2- 6183 sayılı Kanunun 58.maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün (7061 sayılı Yasa’nın 9. Maddesi ile on beş gün olarak değiştirilmiştir) içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur.
3- Diğer taraftan 5510 sayılı Kanun’un 88/20. maddesi hükmüne göre, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”
4-Ayrıca belirtmek gerekirse, 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinde, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ancak, idari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, işveren şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı olan kişilerin şahsen sorumlu tutulamayacağı belirgindir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davalı Kurum tarafından düzenlenen 01.12.2019 tarihli yazı içeriği ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…