YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12184
KARAR NO : 2022/13395
KARAR TARİHİ : 01.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının, dava dışı işyerinde 17/09/1992 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak, günün asgari ücretiyle 1 (bir) gün çalıştığının tespitine ve sigortalılık başlangıç tarihinin 17/09/1992 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle, hak düşürücü süre ve yetki itirazının yanı sıra, Kurum kayıtlarının incelenmesinde … ss nolu davacının … İl Müdürlüğü’nün… sicil sayılı dosyada işlem gören dava dışı …. A.Ş unvanlı işyerinden 17/09/1992 tarihli ilk işe giriş bildirgesine istinaden 5510 sayılı yasanın 4/a kapsamında sigortalılık tescilinin gerçekleştirildiğini, davacı adına 1992 yılına ait anılan işyerinin dönem bordrolarında çalışmasına rastlanmadığını, davacının iddiasını yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince kurumdan kayıtlar getirtilip bordro ve davacı tanığı dinlendikten sonra karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin … inşaatı olması ve çalışan sayısının çok fazla oluşundan dolayı ve de aradan uzunca bir süre geçtiğinden olağan bordro tanıklarının davacıyı hatırlamaması olağan kabul edilmiştir. Nitekim dinlenen bordro tanığı çok fazla çalışan olmasından dolayı davacıyı tanımadığını ifade etmiştir. Davacı taraf çalıştığı kayıtlara yansımış bordro tanığı ile ispat edememiştir. Davacı tarafça verilen dilekçelerde de bu tür bir çalışan ismi verilemeyeceği ifade edilmiştir.
Davacı ile aynı köyde yaşayan iki tanık … ve … açıkça davacı ile birlikte, inşaat işinde, … ilinde çalıştıklarını ifade etmiştir. Nitekim Dairemiz tarafından iş bu tanıkların işe giriş bildirgeleri celbedilmiş, aynı işyerinde, aynı gün işe girişlerinin bildirildiği görülmüştür. Davacı ve iş bu tanıkların … ili Yalvaç ilçesinde yaşamaktadır. İşe girişlerinin bildirildiği yer ise … ilindeki bir … inşaatı işyeridir. Davacı ve tanıkların birlikte inşaatta çalışmak için gittikleri ve çalıştıklarına ilişkin beyanlarının durumları ile örtüştüğü görülmekle tanıkların anlatımlarına itibar edilip davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b.2 hükmü gereğince davanın esası hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; … 16. İş Mahkemesi’nden verilen 05/08/2021 tarih, 2019/481 Esas ve 2021/268 Karar sayılı hükmünün kaldırılmasına,
1-Davacının davasının kabulü ile,
Davacının uzun vadeli sigorta koluna esas sigortalılık başlangıcının 17/09/1992 olduğunun tespitine,
2-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
3-Davacı tarafın davasının kabul edilmiş olması ve davalı Kurumun harçtan muaf olmasından dolayı 492 sayılı Harçlar Kanununun madde 2, 15/1, 21/1, 28/1.a hükümleri uyarınca davacı tarafça aşamalarda yatırılan tüm harçların karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK’nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürüklükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın niteliğine göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 228,50 TL toplam yargılama giderinin 6100 sayılı HMK’nun madde 323/1 ve 326/2 hükümleri davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı … vekili, mahkemece beyanları hükme esas alınan tanıkların işyerinden bildirimlerinin bulunmadığını, sadece adlarına işe giriş bildirgelerinin verildiğini, fiili ve gerçek çalışmanın varlığının yeterince araştırılmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, temyizen bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 108.maddesinin 1. fıkrasında; ” Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir.” hükmü düzenlenmiştir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli değildir. Aynı zamanda o kimsenin Yasa’nın belirlediği biçimde (506 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ve 5510 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Yasa’nın 6. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmeli, buna göre dönem bordrosunda yer alan ve davacının talep ettiği tarihte çalışması mevcut tanıklar ile gerektiğinde komşu işyerleri çalışanları olduğu kayıtlarla ya da kolluk yolu ile yaptırılacak araştırma ile belirlenen kimselerin beyanlarına başvurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına … sicil sayılı … unvanlı işyerinden verilen 17.09.1992 tarihli işe giriş bildirgesinin … varide numarasıyla Kurum kayıtlarına girdiği, sigortalının ve işverenin imzasının bulunduğu, bildirgedeki kimlik bilgilerinin nüfus kayıtlarıyla uyumlu olduğu, sigorta sicil numarasının 1992 yılı serilerinden olduğu ve sigorta sicil numarasının davacının sonraki hizmetlerinde de kullanıldığı, … sicil sayılı işyerinin 01.10.1990-25.04.1995 tarihleri arasında yasa kapsamında olduğu, işyerine ait 1992/1-2-3. dönem bordrolarının getirtildiği, mahkemece dönem bordro tanığı … ile davacı tanıklarının dinlendiği, bildirgenin Kurum kayıtlarına işlenmiş olması nedeniyle beş yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin 28.06.2022 günlü ve 2022/6631-2022/9907 E.K. sayılı ilamı ile, aynı işyerinden aynı tarihte işe giriş bildirgeleri verilen ve davacıyla birlikte çalıştıklarını ifade eden tanıklar … ve …’nın Kurum nezdindeki şahsi sigortalılık sicil dosyalarının gönderilmesi istenmiş, gelen bilgi ve belgelere göre adı geçen tanıklar adına hizmet bildiriminde bulunulmadığı görülmekle, eylemli çalışma olgusu yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden eksik inceleme sonucu karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, davanın kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek, davacının işyerinde fiili çalışması bulunup bulunmadığının tereddütsüz şekilde ortaya konulması açısından, mahkemece dinlenen …’ın davacıyı tanımadığına yönelik beyanı karşısında, dosya arasına alınan dönem bordrolarında ismi bulunan ve resen seçilecek tanıkların bilgi ve görgülerine başvurulmalı, işe giriş bildirgesinin aslı Kurumdan getirtilerek bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yaptırılmak suretiyle aidiyeti saptanmalı, böylelikle uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.