Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/123 E. 2022/15227 K. 30.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/123
KARAR NO : 2022/15227
KARAR TARİHİ : 30.11.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : …..

Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrası hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca; “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanunun 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Kanunun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddenin (4) fıkrasındaki “zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.” hükmü gereği zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 ve 297’inci maddelerine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa’nın 141’inci maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır.
Davaya konu somut olayda; Kurum tarafından, denetmen raporuna dayalı olarak 01.01.2008-31.12.2008 tarihleri arasında davacı işyerinden bildirimleri yapılmayan 38 kişi ile ilgili olarak ilgili meslek odasından bildirilen emsal ücretler esas alınarak prime esas kazanç belirlemesi yapılarak davacı işverenden ek bildirimlerin yapılması talep edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamada; davacı işverenden ek bildirimleri talep edilen çalışanların, davacı şirkete verdikleri taahhütnameler, istifa dilekçeleri ve denetledikleri alanlar dikkate alınmak suretiyle, ………. dışında kalan çalışanların çalıştıkları tespiti yapılarak banka vasıtasıyla işveren tarafından yapılan ödemeler gibi prime esas kazançlarının tespiti gerektiği,………., …, ……….’ın ise yine çalıştıkları tespiti yapılarak davacı işveren işyerinde daimi olarak çalışanların ücretleri emsal alınarak prime esas kazançlarının tespiti gerektiği değerlendirmesi yapılmıştır.
20.02.2020 tarihli gerekçeli kararın hüküm fıkrasında;”
Davanın kısmen kabulüne;
” Bozma ilamı dışında kalanlar hakkında kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına”
Davanın kısmen kabulüne;
1-………. isimli çalışanlar açısından davacının davasının reddine, prim tahakkuklarının ise belirtildiği şekilde düzenlenmesine gerektiğinden Kurum işleminin iptaline,
2- ………. isimli işçiler açısından ise davanın kabulüne, herhangi bir prim tahakkukunun söz konusu olmaması nedeniyle Kurum işleminin iptaline,
3- Diğer işçiler açısından ise davanın kabulüne, Kurum işleminin iptaline” şeklinde karar verilmiş,-………. hakkındaki Kurum işlemi yönünden iptal kararı mı yoksa red kararı mı verildiği anlaşılamamaktadır.
Öte yandan bozma ilamı ile önceki hükmün ortadan kalktığı gözetilerek yeniden infaza elverişli karar verilmesi gerekirken “bozma ilamı dışında kalanlar hakkında kesinleşmiş olması nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde bir ibare ile içeriğinin ne olduğu tam olarak da anlaşılamayan şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Mahkemece, infaza elverişli ve çelişkiden uzak hüküm tesis edilmelidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönler incelenmeksizin bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 30.11.2022 günü oybirliği ile karar verildi.