Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/1231 E. 2023/1990 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1231
KARAR NO : 2023/1990
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/610 E., 2021/2992 K.
DAVALILAR : 1- …
2- …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 14.05.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/281 E., 2020/717 K.

Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin imalat ve ihracat işi yapan, bünyesinde çok sayıda işçi çalıştıran ve … ilinde mevcut şirketlerin çalışma şartları değerlendirildiğinde profesyonelce çalışan birkaç şirketten biri olduğunu, davacı şirket tüm işçilerin yasal haklarını önemsemekte ve korumakta olduğunu, davacı işveren tarafından işçilerin aldığı ücret üzerinden maaşı ve diğer işçilik alacakları banka aracılığı ile işçilere ödendiğini, davacı şirketin bünyesinde çalışan işçiler davacı işverenin işyerinde çalışmaları hasebiyle meslek hastalandığı iddiasıyla bir çoğu yargı yoluna başvurmuş bir çoğu da SGK başvurduklarını, davalı işçinin de diğer işçiler gibi meslek hastalığının tespiti için SGK’na başvurduğunu, SGK Kurumu Başkanlığının 02.03.2017 tarih ve 18/2770 karar sayılı raporunda meslekte kazanma gücü kaybı oranının % 52 olduğuna karar verildiğini, bu rapora itiraz ettiklerini, bu hukuka aykırı kararı ve SGK müfettiş raporunda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini SGK sağlık kurulu raporundaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, mevcut hastalık iddiasıyla işçilere verilen uzuv zaafı oranında farklılıklar bulunduğunu, bir işçi önce 2/3 sonra 2/2 önce 3/2 sonra 2/3 oranında uzuv zaafı olduğu belirtildiğini, bu raporlar bile uzuv zaafı oranının tespitinin bilimsel veri ışığında yapmadığını gösterdiğini, yapılacak inceleme ile davalı işçide meslek hastalığı olmadığı ve herhangi bir uzuv kaybı bulunmadığının görüleceğini beyanla davalı işçinin maluliyet oranının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının meslek hastalığı nedeniyle Kuruma 14.11.2014 tarihinde başvurduğunu ve Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Kurum Bölge Sağlık Kurulunca 15.11.2016 tarih ve 9815 sayılı Kurul kararı ile davacının çalışma gücü ve meslekte kazanma kaybı oranının %52 olarak belirlendiği ve kontrol muayenesine tabi tutulduğunu, kontrol muyanesinin yapılarak Kurum işlemlerinin sürdürüldüğünü ve nihayetinde Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Kurum Bölge Sağlık Kurulunca davacının maluliyetinin 07/03/2019 tarih ve 20191900031 sayılı karar ile çalışma gücü ve meslekte kazanma kaybı oranının %52 olarak belirlendiği ve kontrol muayenesine gerek olmadığına karar verilmiş, işveren tarafından meslek hastalığı maluliyet oranına itiraz edildiğini, itiraz sonucu Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 07.03.2017 tarih 19/2909 sayılı kararı ile sigortalının maluliyet oranın %15,2 olduğu ve kontrol muayenesi gerekmediği sonucuna varıldığını, davacı işveren sigortalının yakalandığı hastalığın meslek hastalığı olmadığını işçinin meslek hastalığına yakalanmasında kusurları olmadığını, kurum tarafından belirlenen çalışma gücü kaybı oranının da bağlayıcılığı olmadığı iddiası ile dava açtığını, davacı işverenin işçilerin meslek hastalığına tutulmadığı iddası ise somut belge ve bilgilere dayanmamakta olup, soyut söylemlerinden ibaret olduğunu, haksız ve yersiz davanın reddini istemiştir.

Davalı Selçuk Türkoğlu’na usulünce dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ancak davalı tarafından davaya cevap verilmediği anlaşılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacının iddiasının meslek hastalığı olmadığı, olduğu kabul edilse bile kurumun tespit ettiği sürekli iş göremezlik oranının bulunmadığı şeklinde olduğu, dosya kapsamında bulunan tıbbi raporlar ve en nihayetinde Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu raporu göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafın iddiasının aksine davalı işçide meslek hastalığının bulunduğu, kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranında meslekte kazanma gücünün kaybedildiği sübuta ermiş olduğu” gerekçeleriyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın emsal karar uyarınca eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiğini, aldırılan raporların bilimsel tespitlere aykırı olduğunu, fiziki muayenenin yanında laboratuvar testlerinin de yapılması gerektiğini, sigaranın somut olaya etkisinin raporda değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca hastalığa ilişkin araştırmanın yeterli derecede yapılmadığını, adli tıp kurumu tarafından SGK raporlarının dikkate alınmasının hatalı olduğunu, davalı sigortalının maluliyeti Kurumca diğer raporlarda %52 olarak belirlenmiş iken Yüksek Sağlık Kurulunun 07.03.2017 tarihli 19/2909 sayılı Kararında sigortalının maluliyet oranının %15,2 olduğunu, buna göre davalının maluliyetinin belirlenmesi için yeniden rapor alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “İlk derece mahkemesi kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, meslek hastalıkları ile ilgili bilirkişi raporunun çıkarılırken ILO’ nun esas alınması gerektiğini, ancak bilirkişi raporunun buna uygun olmadığını, bu durumun bilimsel gerçeklikle hukuksal verilerin çelişmesine sebebiyet verdiğini, mahkemece alınan adli tıp raporunun da bu sebeple bu durumun bir örneğini oluşturduğunu, bu sebeple daha güncel ve net bir değerlendirme yapabilmek için son gelişmeler ve yayınlar göz önüne alınarak … Derneğince yayımlanmış olan maluliyet değerlendirme rehberi esas alınarak irdeleme yapılmasını ve bilimsel verilerle örtüşen bir rapor hazırlanmasının hukuken ve somut gerçeklik açısından daha doğru bulunacağını, maluliyet değerlendirme rehberine göre maluliyet oranının belirlenebilmesi için izlenmesi gereken yolda en önemli hususlardan birisinin de anamnez denen aşama olduğunu, diğer önemli bir aşamanın ise laboratuar testleri olduğunu, davacının SGK’ lı ve SGK’ sız olarak çalıştığı tüm iş yerlerinin tespit edilmek suretiyle bahse konu iş yerlerinin kusur oranlarının tespitini talep ettiklerini, bahse konu tüm iş yerlerinde keşif yapılması gerektiğini, hastalığın zamanla oluşup oluşmadığı araştırılarak kusur durumunun tüm faktörlerinin değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini, hastalık sebebiyle saptanan bozukluğun geçici mi, kalıcı mi, kalıcı ve ilerleyici mi olduğu, mevcut patoloji ile kişinin çalışmakta olduğu işte veya başka bir işte çalışıp çalışamayacağı, tedavi ve prognoz hakkında görüşlerin belirtilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda bu hususların belirtilmediğini, gerekli özenin gösterilmediğini, kişinin anamnezi alınırken gerekli bilgilerin edinilmemiş olduğunu, dosyadan ATK 2. Üst Kurulundan rapor aldırılması gerektiğini, mahkemece Bilimsel Kurul tarafından yapılacak çalışmanın sonuçlanmasını beklemesi gerektiğini, davacı şirketin kusurunun bulunmadığının da gözetilerek hakkaniyete uygun bir karar verilmesi gerekirken hatalı olarak tesis edilen kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı …’nın meslek hastalığı sebebiyle maluliyet oranının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 95 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davalı Kurum tarafından yapılan değerlendirmeler ile Adli Tıp Kurumu, 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 22.05.2020 tarih ve 7128 sayılı rapordaki belirlemeler arasında çelişki bulunmadığı anlaşılmakla ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.