Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12327 E. 2022/13993 K. 10.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12327
KARAR NO : 2022/13993
KARAR TARİHİ : 10.11.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin ve Hukuk Genel Kurulunun bozma kararları üzerine yeniden yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece verilen 18.03.2015 tarihli direnme ve red kararı, Hukuk Genel Kurulunun 2015/10-2865 E. – 2019/1133 K. sayılı 05.11.2019 tarihli bozma ilamı ile “… Somut olayda, davacının 01.01.2008-31.03.2008 tarihleri arasında talep ettiği hizmetlerinin gerçek çalışmaya dayanmadığı, davacı ile dava dışı … … arasında hizmet akdi bulunmadığı ve davacının ihtilaf konusu dönemde bildirilen hizmetlerin iptaline dair Kurum işleminin isabetli olduğu konusunda mahkeme ve Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.Ne var ki, davacı tarafından sunulan makbuzlarda Kuruma yapılan 395.26TL ve 2.129,74TL ödemelerin mahiyeti belli değildir. Kurum tarafından düzenlenen müfettiş raporundan davacı tarafından yapılan ödemelerin mahiyeti anlaşılamadığı gibi dosya arasında mevcut olan 05.04.2011 tarihli Kurumun düzenlediği borç bildirim belgesinde de yapılan ödemelerle ilgili bilgi bulunmamaktadır. Davacının Kuruma yaptığı ödemelerin iadesine yönelik talebi bakımından, ödemelerin hangi borçtan kaynaklandığının araştırılıp, yapılan ödemelerin sağlık giderlerinden kaynaklandığının belirlenmesi hâlinde 506 sayılı Kanun’un 40. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması gereklidir.Mahkemece yapılacak iş, hizmet akdi kapsamında çalışmadığı için 01.01.2008-31.03.2008 tarihleri arasında sigortalı bildirimleri iptal edilen davacının, Kuruma yaptığı davaya konu ödemelerin mahiyetleri tespit edilerek, ödemelerin sağlık giderlerine ilişkin olduğunun belirlenmesi durumunda 506 sayılı Kanun’un 40. maddesi kapsamında inceleme yaparak karar vermekten ibarettir. …” gerekçeleriyle bozulmuştur.
Mahkemenin, Hukuk Genel Kurulu kararına uyması zorunlu olup, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay tarafından; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Eldeki davada ise Hukuk Genel Kurulunun bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararında yer alan “Somut olayda, davacının 01.01.2008-31.03.2008 tarihleri arasında talep ettiği hizmetlerinin gerçek çalışmaya dayanmadığı, davacı ile dava dışı … … arasında hizmet akdi bulunmadığı ve davacının ihtilaf konusu dönemde bildirilen hizmetlerin iptaline dair Kurum işleminin isabetli olduğu konusunda mahkeme ve Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak iş, hizmet akdi kapsamında çalışmadığı için 01.01.2008-31.03.2008 tarihleri arasında sigortalı bildirimleri iptal edilen davacının, Kuruma yaptığı davaya konu ödemelerin mahiyetleri tespit edilerek, ödemelerin sağlık giderlerine ilişkin olduğunun belirlenmesi durumunda 506 sayılı Kanun’un 40. maddesi kapsamında inceleme yaparak karar vermekten ibarettir” şeklindeki bozma gerekçesine rağmen, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına göre yukarıda belirtilen eksiklikler de giderilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeyle hüküm tesisi isabetsizdir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.