Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12330 E. 2023/3774 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12330
KARAR NO : 2023/3774
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Erzurum 2. İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe giren sigortalının maddi tazminat ile manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının davalı yanında iş sözleşmesiyle çalıştığını, sözleşme kapsamında yine davalı şirketin başka bir işçisi tarafından sevk ve idare edilen araçla seyir halinde iken 12.12.2010 tarihinde meydana gelen kazada yaralandığını, bu yaralanması nedeniyle sürekli işgücü kaybına uğradığını, olayda sürücünün kusurlu olduğunu belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 500 TL maddi tazminatın ve 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiş, 19.07.2017 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebi 133.320.06 TL ye yükseltmiştir.

II. CEVAP
Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, olayda sürücü ve davalının kusurunun bulunmadığını, olayın zeminin karlı ve buzlu olmasından kaynaklandığını, araçta yeni alınmış kış lastiklerinin bulunduğunu, davacının kaza sonrasında tamamen iyileştiğini, ancak daha sonra 23.10.2011 tarihinde Van ilinde meydana gelen depremde boynuna mermer blok düşmesi neticesinde sağlık problemleri ortaya çıktığını, işgücü kaybının trafik kazası ile illiyet bağının bulunmadığını, davacıya olay nedeniyle kendileri ve sigorta şirketince ödeme yapıldığını ve ibraname alındığını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, zira davacının hem epilepsi hastası olduğunu hem de arazın mermer blok düşmesi sonucu meydana geldiğini, manevi olarak bir zarara uğramadığı gibi istenen miktarın da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Eldeki davada, dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirildiğini belirtmemişse de “maddi tazminat bakımından bildirdiği dava değerinin harca esas teşkil etmesi açısından bildirildiğini belirtmiştir. Bu ibare ve davacı vekilinin 19.07.2017 tarihli dilekçesini bedel arttırım dilekçesi olarak nitelemiş olması karşısında, maddi tazminat bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesine olanak bulunmaktadır.

Davacı vekili 19.07.2017 tarihli dilekçesinin belirsiz alacak davası kapsamında bedel arttırım dilekçesi olduğunu, 27.10.2020 tarihli dilekçesinin ise dava değerine ilişkin ıslah dilekçesi olduğunu belirtmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci madddesinde belirsiz alacak davası düzenlenmiştir. İlgili hükümlere göre maddi tazminat istemli eldeki davanın belirsiz alacak davası veya kısmi dava olarak açılması mümkündür. Ancak davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından söz edebilmek için, dava dilekçesinde bunun belirtilmesi gerekmektedir. Yine belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK m.107 kapsamında talebini arttırabilir, ayrıca davasını HMK 176 ncı ve devamı maddelerine göre ıslah edebilir. Bu durumda davalı tarafın iki kez ıslah yapılamayacağı yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir…” gerekçesiyle

1.Maddi tazminata yönelen davanın kabulü ile 395.357,66 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 23.12.2015 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2. Manevi tazminata yönelen davanın kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının davası kısmi dava olarak ikame ettiğini, alacakların zaman aşımına uğradığını, somut olayda iş kazası bulunmadığını, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD 2017/2692 Esas ve 2018/2710 Karar sayılı ortadan kaldırma kararının gereklerinin yerine getirilmediğini, kaldırma kararına aykırı şekilde kusur oranının dikkate alınmadığını, bu kararda müvekkilinin kusursuz sorumlu olduğunun belirtildiğini, ayrıca davacının Van depreminde yaşadığı yaralanmanın maluliyete etkisinin değerlendirilmediğini, önceki kararda hükmedilen maddi tazminat miktarının maluliyet oranı ve zarar artmadığı halde ve hesaplama yönünden ortadan kaldırma yapılmadığı halde yeniden hesap raporu alınarak çelişki yaratıldığını, hükmedilen manevi tazminat miktarını kabul etmediklerini, zira hem olayın iş kazası olmadığını hem de manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… Dava dilekçesinde ” fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden alınarak davalıya verilmesine” denilmek sureti ile dava kısmi dava olarak açılmıştır. Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair bir beyan bulunmamaktadır. Belirsiz alacak davası istisnai dava türü olduğundan bunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Her ne kadar yargılama sırasında davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair beyanlar olsa da dava türünün dava açıldıktan sonra bu şekilde değiştirilmesi de mümkün değildir.

Bu halde kısmi dava olarak açılan iş bu davada HMK 176/2 maddesi gereğince aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceği açık olup, ikinci ıslaha değer verilemez kuralı karşısında davacının ikinci ıslah işleminin hükümsüz olduğu dikkate alınarak mahkemece ikinci ıslaha değer verilmeden hüküm kurulması gerekir iken Mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi ve ikinci ıslaha değer verilmesi hatalı olmuştur. …” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak

1.Davanın kabulü ile 133.320,06 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 23.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talep ve dava hakkının saklı tutulmasına,

2.50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde,açılan davanın belirsiz alacak davası olduğu, maddi tazminat talebini artırmaya yönelik olarak bir kere bedel artırımı,bir kere de ıslah dilekçesi verdiklerini,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 177 inci maddesinin 2 inci fıkrasına göre, bölge adliye mahkemesince kararı kaldırılan ilk derece mahkemesinde tahkikat tamamlanıncaya kadar ıslah dilekçesinin verilmesinin mümkün olduğunu belirterek maddi tazminat tutarının 395.357,66 TL olarak kabulünün gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davacının davası kısmi dava olarak ikame ettiğini, alacakların zaman aşımına uğradığını, somut olayda iş kazası bulunmadığını, davacının temyiz itirazlarını kabul etmediklerini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe giren sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 inci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddesi
hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler, temyiz edilen hususların kapsam ve nedenlerine göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harçlarının temyiz eden ilgililerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.