YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12464
KARAR NO : 2022/15278
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri ile feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, davacının davalılar nezdinde 14/06/2015-07/11/2017 tarihleri arasında sıhhi tesisat ustası olarak en son 2500 TL ücretle çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
II-CEVAP
Davalılar ve feri müdahil vekilleri davanın reddine karar karar verilmesini talep etmişlerdir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; hizmet tespiti talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, davalı ………… döneminde 343,89 TL eksik bildirimde bulunulduğunun tespitine , karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalılar vekilleri ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf yoluna başvurmaları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “… sicil numaralı davalı … … Ltd. Şti’ne işyerinden 14.06.2015 – 07.11.2017 tarihleri arasında, davacı adına asgari ücret üzerinden sigortalı bildirimi yapılmıştır. Davacı adına talep edilen dönemde sigortalı bildirim yapılmış, süre yönüyle tespiti gereken bir hizmet bulunmadığından hukuki yarar yokluğu nedeniyle red kararı yerindedir. Dava dilekçesinde, davacının en son net ücretinin 2.500,00 TL olduğu bu miktarında, senetle ispat sınırının altında kaldığı bahisle tanık beyanları ile talep kabul edilmiştir. Senetle ispat sınırı 2015 – 2016 yıllarında 2.500,00 TL, 2017 yılında ise 2.590,00 TL’dir. Senetle ispat sınırı dikkate alınırken, o ayda iddia edilen ücretin tamamının (eksik bildirildiği iddia edilen miktar değil) brüt hali ile bu sınırın altında kalıp kalmadığı araştırılmalıdır. Davacının dönemler halinde talep ettiği ücret miktarının brüt haliyle senetle ispat sınırının üstünde olduğu anlaşılmakla tanık beyanları ile sonucu gitmek doğru olmamıştır. Dosya kapsamında yazılı delil yahut yazılı delil başlangıcı olmamasına göre, senetle ispat kurallarına göre davanın reddi yerine kabulü yerinde olmadığından, bu hususta da davanın reddi yönüyle kararı düzeltmek gerekmiştir.” denilmek suretiyle “Davalı vekilleri ve feri müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, Kayseri 1. İş Mahkemesi 31/03/2021 Tarih ve 2017/612 Esas – 2021/94 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın reddine; hizmet tespiti talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, prime esas kazanç talebinin reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile ilgili banka tarafından dosyaya sunulan davacı ad ve hesabına olan hesap hareketlerinin dökümü ile taraflarınca dosyaya sunulan …’nin delil başlangıcı niteliğine haiz belgelerden olduğu, bu belgelerin senetle ispat zorunluluğunun istisnası olduğu, dolayısıyla delil başlangıcı niteliğine haiz belgeler sunulmasından sonra tanıkla ispatın mümkün olduğu, davacı iddialarının dosya kapsamında dinlenen gerek davalı tanıkları, gerek bordro tanıkları gerekse davacı tanıklarının anlatımları ile ispat olunduğu, dosyada mevcut yazılı delil başlangıcı niteliğinde bulunan banka kayıtlarının bulunması ve bu belgeleri destekleyici nitelikte bulunan tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak davalarının kabulünün gerektiği özet olarak belirtilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun 80/1. maddesinde;
“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.
c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz
d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz.
Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunarak senetle kanıtlama zorunluluğunda parasal sınır 2.500 TL. olarak belirlenmiş, anılan Kanunun Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu durumda senetle kanıtlamada parasal sınırlar; 2005 yılı için 400 TL., 2006 yılı için 430 TL., 2007 yılı için 460 TL., 2008 yılı için 490 TL., 2009 yılı için 540 TL., 2010 yılı için 550 TL., 2011 yılı için 590 TL., 01.10.2011 gününden itibaren açılan davalar yönünden ise 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL. olarak uygulanmaktadır. Senetle kanıtlamada parasal sınırlar 2015 – 2016 yıllarında 2.500,00 TL, 2017 yılında ise 2.590,00 TL olarak öngörülmüştür.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10 – 608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10 – 1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Bununla birlikte açıklanmasında yarar görülmektedir ki belge ve senet kavramı; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda senet kavramının tanımına yer verilmemiş olmasına rağmen Kanunun 199. maddesinde belge kavramına yer verilmiştir. Bu kavramın tanımı incelendiğinde, belge hukuki olarak bir delil olup delil, “ispat faaliyetinde kullanılan ve dava öncesi, mahkeme dışında gerçekleşmiş olan vakıaların temsilen yargılamaya aktarılmasına yarayan ve çekişmeli vakıayı temsile ya da yansıtmaya elverişli olan inandırma araçlarıdır” (…………, 2013: 689). Kanunun 199. maddesinde belgenin tanımına bakıldığında senedi de içeren bir “üst kavram” olarak kabul edildiği görülecektir.
Kanundaki belge tanımından iki unsura sahip olduğu doktrinde dile getirilmektedir (Kale/Keser, 2015: 717). İlk unsur belgenin bir “bilgi taşıyıcısı” olmasıdır. İkinci unsur ise “uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olma”dır. Belgenin içerdiği bilgi, hâkimde uyuşmazlık konusu vakıanın gerçekleştiği konusunda kanaat oluşturuyorsa veya uyuşmazlık konusu vakıanın ispatını sağlıyorsa ispata elverişli olarak kabul edilebilir. Kanunda belge olarak örnek mukabilinde yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plân, kroki, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları sayılmıştır. Bunlar sınırlı sayıda değildir. Belge ile ilgili olarak bir sınırlayıcı tanım yapmak yerine belgenin ne olduğunu belirleyen bir çerçevenin çizilmiş olması senetle ispat kuralının yumuşatılması açısından önemli bir imkân sağlamaktadır. Senedin ispat gücü kanunda düzenlenmişken, belgenin ispat gücüne kanunda yer verilmemiştir. Yani belgenin ispat gücü, onun senet olup olmamasına göre değişmektedir. Belge kesin delil olabileceği gibi hâkimin takdirinde rol oynayan bir bilgi gücünde de olabilir (…………, 2017: 397).
Eldeki davada; davacı tarafından dosyaya sunulan ve davalı işyerince ücretin elden ödendiğini gösterdiği iddia olunan … nin bulunduğu, söz konusu … nin çözümlenmesi sonucu elde edilecek verilerin HMK 199. madde hükmü kapsamında belge niteliğine sahip olabileceği dikkate alınmaksızın sonuca gidilmesi hatalı bulunmuştur. Öte yandan davacının 2017 yılı içerisinde davalı nezdinde geçen çalışmalarına yönelik ücret iddiası yazılı delille ispat sınırının altında kalmaktadır. Bu doğrultuda bu döneme ilişkin ücret tespiti talebi yönünden tanık beyanlarına itibar edilebileceği kuşkusuzdur.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacı tarafından dosyaya sunulan ve davalı işyerince ücretin elden ödendiğini gösterdiği iddia olunan … nin çözümü için bilirkişiden rapor alınmalı, rapor sonucuna göre ve yukarıda açıklanan ilkeler ışığında bir değerlendirmede bulunarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile eksik inceleme ve araştırma neticesi hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince istinaf başvurularının kabulüne şeklinde kurulan hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’ın muhalefetine karşı; Başkan vekili … ……, Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oyçokluğuyla, 01.12.2022 gününde karar verildi
(M)
KARŞI BOZMA GEREKÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık prime esas kazancın (ücretin) tespitinde, aylık ücret tutarının 6100 sayılı HMK.’un 200 ve 202. Maddelerinde belirtilen sınırları aştığı takdirde yazılı delille kanıtlanması gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır.
2. Çoğunluk tarafından prime esas kazanç tespitinde sınırları aştığı takdirde yazılı delille kanıtlama ilkesi kabul edilmekle birlikte, sınırın aşılmaması veya yazılı delil başlangıcı olması halinde tanık dinlenebileceği, keza HMK.’un 199. Maddesi anlamında yazılı belge olması halinde buna itibar edileceği gerekçesi ile yerel mahkemenin kabul kararını kaldıran bölge adliye mahkemesi davanın reddine dair kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3. Sonuç itibari ile bozmaya katılmakla birlikte daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.
4. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve : 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
5. Somut uyuşmazlıkta davacı davalı işyerinde sıhhi tesisat ustası olarak çalışmıştır. Kamu düzeni ve resen araştırma ilkesine göre vasıflı işçi olan davacının prime esas kazancının asgari ücret üzerinde olduğu sabittir. Davacı vasıflı elaman olup, asgari ücret üzerinde ücret alması hayatın olağan akışına uygun değildir. Bordronun senet vasfı yoktur. Bu nedenle imzalı olduğu gerekçesi ile prime esas kazancın tespiti isteminin reddi isabetli olmamıştır. Kaldı ki belge niteliğinde delil de vardır. Kararın prime esas kazancın tespiti yönünde Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca araştırmaya yönelik bozulması gerekirken, resen araştırma ilkesi ve kamu düzeni ilkesine aykırı olacak şekilde salt yazılı belge var gerekçesi ile bozulması gerekçesine katılınmamıştır.